kapat

14.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Düşüş 2000 kurundan
Yüzde 5 civarındaki aylık kur artışının, Ocak'la birlikte yüzde 2 civarına indirilmesi bekleniyor. Dövizin maliyetini yüzde 100'den yüzde 45'e indiren bu düşüş, faizi de aşağı çekiyor

Ne hızlanan kur artışı, ne de gecelik faizi yüzde 75'lere kadar yükselten para sıkışıklığı... Kaynak maliyetinin bileşik bazda yüzde 100'ün üzerine yükselmesi bile bono faizlerindeki düşüşü kısa bir süreliğine frenleyebildi. IMF Türkiye Masası Şefi Cottarelli'nin stand-by'ın imzalanacağına ilişkin inancını açıklamasıyla bir rally daha başladı. Yüzde 80'nin üzerinde seyreden 23 Ağustos 2000 vadeli tahvilin oranı yüzde 74'e doğru, 3 Ekim 2001 vadeli tahvilin oranı da yüzde 77'den, 70'e doğru indi. Ağustos'tan kısa vadeli bonoların oranları ise yüzde 80'nin üzerinde seyrediyor.

Kısa vadeli TL ve açık pozisyon maliyetinin yüzde 100'ü aşmasına rağmen bono getirisi bu seviyenin yaklaşık 30 puan altında. Bu tabloya karşılık faizde düşüş devam eder mi? Şu anda piyasa bu kritik sorunun cevabını tartışıyor.

DEVAM EDER Mİ?
Faiz düşüşünün dayandığı en önemli kıstas, Merkez Bankası'nın 2000'le birlikte uygulayacağı döviz kuru politikası. Yıl sonuna kadar devam edeceği tahmin edilen yüzde 5 civarındaki aylık devalüasyon oranının, yeni yılda yüzde 20-25'lik enflasyon hedefi doğrultusunda "ayarlanması" bekleniyor. Bu ayarlamanın da "keskin" olacağı, yani hızla düşürüleceği inancı var. Hatta piyasadaki genel görüşe göre ayarlama kademeli olarak, yani yılbaşında daha yüksek, giderek azalan oranda değil, aniden yüzde 2 veya biraz altına çekilecek. Döviz borçlanma maliyetinin aynı seviyede kalması durumunda bile, bu düşüş açık pozisyon maliyetini yüzde 100 seviyesinden yüzde 45'e indiriyor.

KISA VADELİ KAĞITLARA DA DİKKAT
Faiz düşüşünün ikinci dayanağı yabancıların ilgisi. Stand-by'a şimdiden "oldu, bitti" diye bakılması, Morgan Stanley'nin yılsonundan önce kredi notunun yükseleceğini söylemesi, artan yabancı trafiği, 2000 yılı sorununa rağmen Cuma günü yabancıların 23 Ağustos 2000 tahvilinde yüklü alım yapmaları ve Hazine'nin piyasalar tatile girerken 500 milyon euroluk tahvil ihraç etmesi yoğun bir ilginin olduğunu gösteriyor. Yabancı yatırımcılarla işlem yapan bankacılara göre faizin yüzde 70'e hatta 65'e gerilemesi bile bu ilgiyi azaltmayacak. Önceki gün görüştüğümüz Deutsche Bank'ın ekonomisti Laura Papi de ilginin neden azalmayacağını özetle şöyle açıkladı:

"Ocak'tan itibaren de kur artışının hızla gerilemesini bekliyoruz. Yüzde 25'lik enflasyon hedefine göre uzun vadeli kağıtlarda şu anda yüzde 30'a, kısa vadelilerde de yüzde 40'a yakın reel getiri var. Dolayısıyla Türkiye tahvilleri hala çok cazip. Diyelim ki zaman içinde işler ters gitmeye başladı. Yine de kısa vadeli, örneğin altı aylık bir risk alan yatırımcının çok yüksek getiri elde edeceğini düşünüyoruz."

Sonuç olarak "Faiz daha düşer mi" sorusunun cevabı, 31 Aralık 1999 sendromu, 15 Şubat 2000 vergisi gibi kritik tarihlere rağmen şimdilik "Evet" gibi görünüyor. Ama bu görüşü gelecek yılın ilk ayları ile birlikte tekrar tekrar gözden geçirmek gerekiyor.

Nadin TAŞCIOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır