kapat

13.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Evler ve insanlar

Sonbahar bütün hüznüyle Büyükada'nın üzerine bir şal gibi atılmış. Yaz akşamları saat kulesinin etrafında cıvıldayan gençlik, yerini kokoreççilerin ters çevirdiği sıralara, sandalyelere bırakmış. Büyükada çarpıcı bir değişiklikle kışa giriyor. Saat kulesinin altında bekleyen tek atlı kupa arabası Turing Kurumu'nun onardığı Büyükada Kültür Evi'nin kapısına götürüyor. Karşılayan "bendeniz yaşlı bir göçebeyim" diyen Kurum'un Genel Müdürü Çelik Gülersoy.

"HEPSİ GERİDE KALDI"
* Ne oldu o Zekeriyaköy'ü İstanbullular'a tanıştıran villanız ya da Demirciköy'deki bahçeli çiftlik eviniz?

"3 Nisan 1996'da validem Demirciköy'deki çiftlikte vefat edince ne Zekeriyaköy kaldı ne de Demirciköy, aldım başımı çıktım.

"Bu zümrüt bağ, bu altın köşk

Sade sana değil anam

Artık oğluna da, haram!" demiş ve çıkmış...

"Ben Demirciköy'de İstanbul'un en güzel çiftlik evini yapmıştım, mısırlar adam boyu... Evin içi de klasik konser salonu... Hepsini geride bıraktım.

Çelik Gülersoy'un birkaç parça eşyamı getirdim dediği köşk-lojman'ın her duvarında onlarca empresyonist yağlıboya tablo var. Hepsinin konusu da ya Ada'nın ünlü atlı faytonları, ahşap köşkleri ya da begonvilli sokakları.

Gülersoy, tabloların öyküsünü anlatıyor: "Bir gün Sultanahmet'te biri Kırım'lı diğeri Ural'lı iki ressama rastladım. 20-30 kadar resim siparişi verdim. Resim tarihinde İstanbul'un birçok yağlıboya tablosu vardır ama Adalar'a ait hiçbir şey yoktu.

Büyükada'nın bugünkü hâlini resim tarihine kazandırmak gerekir diye düşündüm.

* Özlemiyor musunuz o eşyaları?

"Hayır, çünkü bana hepsi o dramı hatırlatıyor, görmek bile istemiyorum."

Gülersoy'un "görmek istemiyorum" dediği yaşam, birden bir yağlıboya tablo olarak gözüme çarpıyor. Yerde, birkaç kutu üzerine atılmış Gülersoy'un 'zengin dekorlu günleri'ni anımsatan portresi sonbahar gibi hüzünlü. Gülersoy bakışımı yakalıyor:

"Es ist alles (her şey bitti)" diyor.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır