Geçen gün akşamüstü Nişantaşı'nda koşar adım yürüyerek bir yerlere yetişmeye çalışıyordum. Bir yandan akşam gitmem gereken yerleri düşünürken, diğer yandan hepsi aynı saate rastlayan işleri öncelik sırasına koyuyordum.
Tam Abdi İpekçi Caddesi'ne inerken bir elinde spor çantası, diğer elinde purosu ile çok sevdiğim can dostlarımdan ünlü işadamı Ekrem Gocay ile karşılaştım.
Ekrem Bey evlenmeden önce İstanbul gece hayatının eskilerindendi. Ayaküstü sohbet ettik. Kendisini spora vermiş. Ama hâlâ puroyu bırakmamış. Sözüm ona bu arada spor da yapıyor!
Kayınvalidesinin Yeşilköy'deki evinde küçük bir davet organize etmiş. Beni de davet etti. Gel, hem kızımı gör, hem bir kahvemizi iç dedi... Eee, biliyorsunuz dost kahvesi içmek için Fizan'a bile gidilirmiş. İş yerime de yakın olduğu için ertesi gün biraz erken çıkıp uğradım.
Bayağı tanıdıklar vardı. Bu arada Fahriye ve Ekrem'in kızlarına bayıldım. Maaşallah, güzellikte annesine çekmiş. İsmi Aleyna. Daha 10 aylık. Tabii yanımdan hiç ayırmadığım minik makinamla fotoğraf çekmeyi ihmal etmedim.
Annesinin evi olsa da, ev sahibi tabii ki Fahriye Gocay idi. Güleryüzü ve sıcak kişiliğiyle örnek bir evsahliği sergiledi.
Ortaklarından biri İstanbul sosyetesinin tanınmış kişilerinden Selmin Çapa. Diğer sahibi ise İlhan Kıratlılar.
Selmin Hanım'ı başka bir şekilde tanıtmaya kalkarsam; Selmin Çapa, İstanbul eğlence dünyasının duayeni olan ve ünlü eğlence mekanı Şamdan'ı ilk kuran Ahmet Çapa'nın eski eşi... Yani restorancılık aşkı çok eskilere dayanıyor. O yüzden ne zaman kafeye uğrasam, mutlaka mutfakta salata veya makarna sosu yapıyor.
Eee ne yapsın kadın; ünlülerin damak tadına hitap edebilmeyi kolay mı sandınız?