kapat

13.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Artçı

Son artçı birşeyi kanıtladı: Biz herşeye alışırız. Sonunda yerkürenin en uğursuz felaketine de alıştık..

Bir eski Cumhurbaşkanı, "alışırsınız, alışırsınız..." demişti.

Evet, işte buna da alıştık.

Beş nokta yedi gibi bayağı şiddetli bir sarsıntıyı, poyraz rüzgarı gibi kabullendik.

Dört ayda "Japon Felsefesi"ni benimsedik.

Değişmeyen tek refleksimiz, telefon tuşlarına basmak oldu.

Onu da, telaş ve kaygılarımızı paylaşmak ya da yakınlarımıza ilişkin meraklarımızı gidermek için değil; "artçı izlenimlerin üzerine laflamak için kullandık.

Elbette; etrafı hala enkazla ve 17 Ağustos kâbusu'nun acılarıyla kaplı deprem şehirlerinde durum biraz daha farklıydı.

Ancak; birkaç ay önceki her artçı sarsıntıda; hatta her artçı söylentide, her fısıltı gazetesi haberinde sokağa dökülen İstanbul'lular ve "öteki uzaktakiler" bu kez yerlerinden kıpırdamadılar.

Depreme "Japon" kaldılar..

Çünkü..

Alıştılar..

Alıştık...

ooo

Peki unuttuk mu?

Sanmıyorum...

En azından şimdilik, Türkiye'nin depremi unuttuğu söylenemez.

Ama, alıştığı rahatlıkla söylenebilir.

Böylece, alışmakla unutmak arasındaki dramatik ilişki ya da yaşamsal çelişki de zihinlere bütün ağırlığıyla düşer...

Yıllarca, bir veri olarak kabul edilen "Hafıza-i Beşer nüyan ile mâlüldür" deyişinin ne kadar doğru olduğu da tartışmaya açılır..

Belki de "Hafıza-ı beşer, alışmakla mâlüldür." Yani, insanoğlu alışma özürlüsüdür..

Belki de; hep unutma bahanesine sığınıyor; "Hay Allah, unuttum" deyip geçiyoruz.

Oysa, unuttuğmuuz filan yok..

Ne siyasal, ne sosyal arenada; ne de bireysel maceralarda, herkes bal gibi hatırlıyor herşeyi...

Çevremizdeki herşey durmadan hatırlatıyor zaten...

Söz gelimi;

Otuzyıldır aynı siyaset erbabıyla hayatı paylaşırken nasıl unutabiliriz ki otuz yılda yaşananları...

Ne mümkün!..

Ñ- birşeyi yapabiliriz:

Alışabiliriz...

Alıştık ta zaten...

Yolsuzluklar, hırsızlıklar, arsızlıklar unutulabilir mi?

Ne mümkün, her daim yenileri işlenirken!.

Lakin alışabiliriz...

Alıştık ta zaten!..

15 yıl süren, otuzbin can alan o "düşük yoğunlukla savaşı"da hiç unutmamıştık...

Nasıl unutabilirdik ki, hergün şehit cenazeleri gelirken bir yerlerden...

Lakin alışabilirdik...

Alıştık ta zaten...

(Allahtan işi sıkı tutup alışmamakta direnenler vardı da, işin sonuna gelindi... Lakin, bu son "durum"a da alıştık...)

Sanılanın aksine; Susurluk'u da unutmuş filan değildi Türkiye...

Çeteler dolaşırken ortayerde, nasıl unutulurdu ki?

Lakin alışılabilirdi...

Ve öyle oldu zaten...

17 Ağustos'tan bu yana da yaşanan odur...

"17 Ağustos'u unutma" sloganları, nafile çabadır...

Türkiye'nin unutması mümkün değildir...

Her ekran, her gazete sayfası, her artçı şok sarsıntısı bize hatırlatır durur zaten yaşanan acıları...

Lakin, neye yarar hatırlamak; alışmışken acılar tufanına!..

Türkiye'nin hem siyasetin; hem depremin enkazı altından silkinip kalkması için doğru sloganlara ihtiyacı var...

"Alışma Türkiye; hiçbirşeye alışma..."

Alışma yalanlara dolanlara; alışma talanlara; hayatını ve mutluluğunu çalanlara alışma...

Sakın alışma...

Alışma...

ooo
Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır