


Bayrağı burca kim dikecek?
Kongreye bir hafta kaldı... Ve DYP kulislerinde hava yeni, yeni ısınmaya başladı... Genel Başkanlığa adaylığını koyan Köksal Toptan'a sorduk:
- Durum nedir?
Toptan "durumu" anlattı:
- DYP bu yönetim yapısı ve bu genel başkan ile kısa ve orta vadede hükümet olma şansına sahip değil. Delege bunu düşünecektir.
Düşününce ne yapacak.
Toptan'a göre "otobüsün şoförünü değiştirecek."
Ve Köksal Bey'i "başa" getirecek.
Köksal Bey de...
DYP'yi "hükümete taşıyacak."
"Yani" dedik:
- 20 Kasım'da kongre... 21 Kasım'da ise... DYP, koalisyonun dördüncü ortağı.
Toptan:
- Evet.
***
"Sayısal üstünlüğe sahip" üçlü koalisyonun "dördüncü ayağa... DYP'ye" ihtiyacı var mı?
Toptan'ın yanıtı:
- Evet, sayısal üstünlük var ama... Güvene dayalı bir istikrar sorunu da var... DYP'li hükümet, güven üstünlüğüne sahip olacaktır... Şu anda devre dışı olan siyasi ve bürokratik kadrolarımız, devreye girecektir.
***
Kongreye bir hafta kaldı ama...
Heyecanın "dozu" yükselemedi.
Toptan'a "değişim rüzgarları" diyecek olduk.
Köksal Bey "esiyor" dedi.
- İyi de... Bu esintiyi biz neden hissedemiyoruz.
Toptan:
- Delege baskı altına alınmaya çalışılıyor da ondan.
- Nasıl baskı?
- Delegeden imza alınıyor.
- İmza ne ifade eder?.. Delegenin oyu önemli.
- Tamam da... 1946'nın tekrarı isteniyor... Yani açık oy, gizli tasnif.
- Böyle şey olur mu? Demokraside oy gizli, tasnif açıktır.
- 1946 genel seçimleri de böyle lekelenmedi mi? Böyle gölgelenmedi mi? Demokrasinin ilkesi ters çevrilmedi mi?
***
Kongrede genel başkanı değiştirmek kolay değildir.
Ama imkansız da değildir.
Seneler önce yine bir Kasım ayında, yine bir kongre vardı.
Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala ölmüştü. (6 Haziran 1964.)
Temsilciler Meclisi toplanmış ve Dr. Sadettin Bilgiç'i genel başkanlığıa getirmişti.
27 Kasım 1964'te de Büyük Sinema'da AP'nin, ikinci büyük kongresi toplanmıştı.
Üç aday vardı.
Biri "milletvekili" doktor Sadettin Bilgiç.
En şanslı aday" oydu.
Diğeri "senatör" Tekin Arıburun.
O da şanslı sayılırdı...
1960'lı yılların ilk yarısında siyasi şartlar pek de normal değildi.
Ölen genel başkan "emekli Orgeneral"di.
Tekin Arıburun da, yakasında madalyası olan bir "emekli Orgeneral" olduğuna göre...
Ona şans tanıyan hayli çoktu.
Üçüncü aday ise...
"Meclis dışından" bir isimdi:
Süleyman Demirel.
Kongrede seçime geçildi.
Tekin Arıburun'a 39 oy.
Sadettin Bilgiç'e 552 oy.
Demirel'e ise... Tam 1.072 oy.
Kongre "değişimi başarmıştı."
***
Demirel, genel başkanlık seçimi öncesinde yaptığı konuşmada "bir hususun" altını çizmişti:
-... Teveccühünüz vaki olur da bayrağı bana teslim edersiniz, bütün gücümle, kalenin burcuna dikmeye çalışacağım.
"Teveccüh" vaki oldu.
Ve 1965'te bayrak "yüzde 52.9 oyla" burca dikildi.
DYP'nin bugün en önemli sorunu "bayrağı burca dikmek."
Ya bayrak burca dikilecek.
Ya da "baraja doğru" doludizgin...