12 Mart sonrasının sert devlet yönetimi Nihat Erim'in iki dudağı arasındaydı. Devletin bir kurumu bir başka kurumunun bir şeyine göz diktiğinde Erim'e söylenmesi yeterliydi.
Dönemin maliye bakanı, Hazine'ye yeni bina ihtiyacı için bütçeye para koyamayınca o tarihlerde yeni yapılmış bulunan Devlet Yatırım Bankası binasına göz dikmişti. Bina bitmiş ve banka tam yerleşmek üzereyken Hazine el koymaya kalkmıştı.
Devlet Yatırım Bankası Genel Müdürü Nedim Rüştü Aksal, Nihat Erim'e gitti ve bunu bir onur meselesi yaptığını anlattı. Dinletemedi. Nedim Rüştü, CHP Genel Sekreteri ve Maliye eski Bakanı İsmail Rüştü Aksal'ın kardeşiydi. İsmail Rüştü Bey'in İnönü üzerindeki etkinliği sürüyordu ve İnönü Nihat Erim üzerindeki etkinliğini kullanarak bu devir işlemini durdurdu. Ama Hazine'nin iştahını denetlemek mümkün olmadı.
Hazine, Halk Bankası için yapılmış olan binaya zorla el koydu. Daha sonra bu üslup gelenekselleşti. Devlette gücü, gücü yetene savaşı başladı. Örneğin TEAŞ'ın binasına Dışişleri göz koydu. Aynı şekilde yapılmakta olan Tekel Binası'na Başbakanlık ve yeni Halk Bankası Binası'na Maliye'nin göz koyduğu söyleniyor.
Şimdilerde ise Yargıtay etkinliğini kullanarak Sayıştay için yapılan binaya göz dikmiş. İlle de "bu binayı bana" verin diyor...
Dün Meclis'te Sayıştay bütçesi konuşulurken bu konu gündeme getirildi ve Sayıştay Başkanı dedikoduları doğruladı. Devlette yine gücü, gücü yetene savaşı başladığını anlattı.
Sayıştay Başkanı'nın yapabildiği tek şey, Bütçe komisyonu üyelerine dağıttığı Sayıştay bütçesi kitabının üzerine yeni binasının resmini bastırmaktan ibaret olmuştur. Aman bu binama dokunmayın, bu benimdir demek istiyor.
Bu bina yaklaşık 7 yıldır sürmektedir ve henüz bitmemiştir. Ancak binanın inşaatına hız kazandırılması bu binanın Sayıştay'a verilmesi için değil Yargıtay'a devredilmesi içindir.
Ya devlet kendi kurumlarının genişleme kapasiteleri hakkında bilgi ve deney sahibi değildir ve kullanacağı kapasiteleri gelişi güzel yapmaktadır.
Ya da etkili devlet kurumları çağın teknolojisi ile donatılmış binalarda daha keyifli hizmet için ev değiştirir gibi bina değiştirmeyi meslek haline getirmiştir.
İkisinin de savunulur yeri yoktur. Sadece gücü yeten, gücünün yettiğinden binayı alabilmektedir.
Başbakanın bu bina değişikliği için gerekli talimatı vereceği söyleniyor. Meclis Başkanı kendi emrindeki Sayıştay'ı acaba koruyabilecek mi?