Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı, benim bildiğim adalet böyle değildir ama senin bildiğin nasıl çok merak ediyorum. Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencisi olan Zeynep Kalyoncu'nun ailesi İstanbul'da oturuyor. Oradaki ilk senesini birincilikle bitirdi. İkinci senesinde ise, maddi güçlükler dolayısıyla İstanbul'a ailesinin yanına gelmesi gerekti. Zaten depremin de olması bu işin üzerine tuz biber olmuştu.
Marmara Üniversitesi'ne yatay geçiş için başvurdu. Başvuru yapan iki kişi daha vardı. Ama kendisi bunlar arasında en yüksek not ortalamasına sahip olduğundan, kabul edileceğine yüzde yüz emindi. Fakat alavera, dalavera misali bir baktı ki, kendi yerine bir başka torpilli öğrenci alınmış. Kızcağız gelip sana müracaat etti ve hakkını aradı. Aldığı cevap, "Kem, küm" den başka birşey olmadı.
Şimdi soruyorum; "Ne zaman açılacağı belli olmayan, depreme maruz kalmış bir üniversiteden öğrenci almıyorsunuz da, Ankara'daki bir öğrenciyi almanızdaki mantık neye dayanıyor?... Bana bir açıkla da bileyim... Gerçi bu devirde sizin borunuz ötüyor. Sırtınızı YÖK'e dayayıp, istediğinizi yapıyorsunuz. Ama günün birinde bütün bunların hesabının sorulacağını unutmayın. Yaptığınız iş ileride ülkemize faydalı olacak Türk gençlerine kötü bir örnek oluyor. Ama bu gençler artık eğitimde ve her konuda hak edenin hakkını aldığı bir ülkede yaşamak istiyorlar. Bilmem anlatabildim mi?..."
Madem yanlış yaptınız, ceremesini de çekeceksiniz...
Bursa Continent Mağazası yöneticileri, sizden şikayet var... İnegöl Sağlık Meslek Lisesi öğretmeni Yunus bey, sizden bir çift ayakkabı aldı. Sağ tekini giyip, denedikten sonra diğeri ile paketleyip, yaşadığı yer olan İnegöl'e gitti. Ertesi günde bir davete gidecekti. Eve geldikten sonra ayakkabıları giydiğinde sol tekinin sıktığını fark etti. İnceleyince ayakkabılardan bir tekinin 39, bir tekinin ise 40 numara olduğunu gördü. Dünyanın yolunu katederek tekrar Bursa'ya gitti ve yetkililerinize durumu anlattı.
Sizinkilerin bu durumda ne yapması gerekirdi, tabii ki özür dileyip, hemen işi düzeltmeleri... Ama ne gezer... Yunus Durmuş öğretmen sizden 3 milyona aldığı ayakkabı yüzünden 5 milyon da yol parası ödemek zorunda kaldı. Sizinkiler adamcağıza yol parasını karşılamayı akıl etmedikleri gibi, talep ettiğinde de, "Kime şikayet edersen, et... O konuda yardımcı olamayız" dediler.
Zaman zaman bu köşede bu tür konulara değinerek, ticaretle uğraşmanın kolay olmadığını söylerim. İşte sizinki de bu hesap... Adama hiç olmazsa yol parasını da ödeseydiniz, belki sizi affederdi. Ama sizinkiler özürü kabahatinden büyük olarak işi yokuşa sürdüler ve Yunus öğretmeni darılttılar. Bana kalırsa onu bulun ve özür dileyerek, gönlünü alın...