Onun adı dişten bacak
Buz tutan toprak kazılamıyor. O nedenle Svalbardlılar ölüyü derine gömmeyip, üzerini taşla örtüyor. Buranın bir başka özelliği de bizim mors dediğimiz dişten bacaklılar...
TOPLAM 63 bin kilometrekareden oluşan Svalbard Takımadaları Norveç egemenliğinde. Ama özellikle Spitzbergen'de binlerce Rus'un bulunduğu Barentsburg gibi yerleşimler bulunmakta. Kuzey dilinde soğuk sahil anlamına gelen Svalbard'ı, "sivri zirveli dağlar" diyarı diye nitelendiren kaşifler, "walruslar"ın (morslar) taskları (üst çeneden çıkan iki uzun diş) için gelen Ruslar... Spitzbergen'in ilk yerleşimcilerinin, Pumor denilen Ruslar olduğu söylenmekte.
Svalbardlılar; morslara, whale horse (balina atı) adını takan atalarına inat, kaygan buz yığınlarında dişleriyle tutunup ilerleyen bu hayvanlara "Odebenus Rosmarus" ("toothwalker": Dişten bacak) adını takmışlar. Lise biyoloji derslerinden kafadan bacaklıları biliyorduk da, dişten bacaklıları ilk kez burada duydum.
Varışımızın ikinci günü Murmansk kayıtlı Rus Araştırma Gemisi Victor Budzinsky'e binerken heyecanlıydım. Gemide ilk gün çeşitli aksiliklere karşı eğitim verildi. İki İtalyan araştırmacıyla çok iyi anlaşıyoruz. Sohbetlerimizin çoğunun konusu keşif gezisinde kullanacağımız zodyak ("zodiac") adı verilen botlardaki güvenlik problemiydi.
1996'da motoru arızalanmış bota saldıran bir kutup ayısı, altı kişinin ölümüne sebep olmuş. Svalbard'da "polar bear"e yani "kutup ayısı"na, "ice bear" yani "buz ayısı" demelerinin sebebi fokları avlamak için kilometrelerce yüzen kutup ayılarının buzdan adalarda dinlenmesi olsa gerek.
GRİ HÜZÜN KENTİ
Longyearbyen'dan ayrıldıktan sonra vardığımız Barentsburg, adadaki en büyük Rus yerleşimi. Kasaba 90'ların başlarına kadar Batı kapitalizmiyle yarış halindeki Sovyetler tarafından her türlü yatırımın yapıldığı, kutup koşullarına karşın sıcak sulu dev yüzme havuzlarının, kapalı spor salonlarının, seraların ve hayvan üretme çiftliklerinin kurulduğu, özetle rejimin gücünü gösteren bir yermiş.
Bugünse parasızlıktan her yer dökülüyor. Artık ekonomikliği kalmamış kömür madenlerinden çıkarılan ve bir zamanlar müzede sergilenen 250-300 milyon yaşındaki fosiller el altından satılıyor.
Hastanede bir meslektaşımla tanışıyorum. Alkolizm ve psikiyatrik rahatsızlıkların sağlık problemlerinin başında geldiğini söylüyor.
DONMUŞ SULARDA
Kömür karasının grileştiği Barentsburg'tan kuzeyin soğuk sularına açılıyoruz. Tüm yolcular ve araştırmacılar ön güvertede, Ayı Fiyord'undan çıkarken Spitzbergen'in uzayıp giden sivri tepelerini seyrediyor.
Kıyıya yakın seyrettiğimizde yüzbinlerce kuşun kayalarda yankı yapan çığlıklarını duyuyoruz.
İşte puffinler... Kuş ailesinin bu en şirin en obur üyeleri, rengarenk gagalarıyla gökyüzünden dondurucu sulara pike yapıp, her seferinde onlarca balığı gagalarının arasına sıkıştırıp sarp kayalardaki yuvalarına dönüyor.
Motorları stop edip Ny-Alesund (Yeni Alesund) açıklarında Kong Fiyord'undaki kuşları gözlemliyoruz. Ny-Alesund kutup kaşifi Amudsen'in zeplin ile Kuzey Kutbu'na ulaşan keşif gezisinin başlangıç yeri. İngiliz ve Hollandalı bilina avcılarının en eski yerleşim yerleri de yine bu küçük kasaba...
Zodyakla kıyısına çıktığımız bir küçük adacıkta onlarca mezarla karşılaşıyoruz. Permafrost (toprağın bir iki metre altının tüm yıl boyunca donmuş olması: 'Permanent Frozen') nedeniyle derine gömülemeyen ve üzeri taşla kapatılmakla yetinilen mezarların çoğu açılmış.
HITCHCOCK'UN KUŞLARI
Çürümüş bereleriyle beyaz kafatasları bir daha ailelerini göremeyen balina avcılarının belki de lanetli sonlarını belgeliyor. Mezarların etrafı binlerce kutup soğuğundan bozulmamış devasa balina kemikleri ile dolu.
Film yönetmeni Alfred Hitchcock'un Kuşlar filimini seyrettiğim zaman bu barışçıl canlıların böylesine saldırgan olabileceğine inanamamıştım. Zodyakla çıktığımız kıyıda yüksek kayalardaki yuvalarına gideceğimizi zanneden yüzlerce 'Aretic Tern' (kırmızı gagalı bir tür deniz kırlangıcı) kafalarımıza pike yaptı.
Gruptaki İtalyanlar'dan birisi dünyaca ünlü bir kuş gözlemcisi. Derhal geri dönüp açıktan taşlık alana çıkmamızı önerdi.
Koca bir buzdağının ardından dönüp kıyıya yöneldiğimizde bizi dakikalar önce fark edip telaşla yüzen bir kutup ayısı ile karşılaşık. Zodyakları durdurup fotoğraf çekerken o çıktığı kıyıda bir anda bizi unutup taşların arasındaki kuş yumurtalarına daldı. İlk kez onu foklar dışında vakumlu süpürge gibi taşların arasındaki yumurtaları yutarken görüyordum.
'BOWHEAD' BİZE EŞLİK ETTİ
Eider ördekleri bu pek eşit olmayan savaşta yuvalarını terk edip giderken, belki de çok kısa sürede çıkacak olan yavrularına son bir kez dönüp bakıyorlardı. Uzak akrabaları sivri gagalı deniz kuşları bu beyaz deve çaresizce hücum ederken, cüretkar olan birkaçı burnunu gagalayıp onu bir hayli rahatsız etmişe benziyorlar.
Küçük adayı yumurtalardan tamamen temizleyen kutup lordu bir başka adaya yönelmek üzere buzlu sulara dalarken biz de dönüşe başladık. Buz adacıklarının arasında gece yarısı güneşinin binbir ışık oyununda ilerlerken botun yanında yükselen bir su fıskiyesi birden herkesin aklını başından aldı.
Bir "bowhead" balinası bize eşlik ediyordu. Belki o da dedelerinin mezarlarını ziyarete gelmişti. Dakikalar süren sessiz beraberliğimiz onun karanlık sularda kaybolması ile sona erdi.
'ÇEVRE' TURİZMİ SAYESİNDE İYİ PARA KAZANIYORLAR
SVALBARD Norveç'in "ekoturizm" alanlarından biri . Doğanın korunması için gereken her şey yapılıyor. Örneğin Svalbard'taki Moffen adasına 300 metreden fazla yaklaşmak yasak. Buradaki kumsallarda tembel tembel yatan morsları görmeniz ve fotoğraflarını çekmeniz mümkün. Ancak bu arada müthiş bir mücadeleye şahit olabilirsiniz. Nereden çıktığı belli olmayan bir kutup ayısı morslara saldırabilir. Ancak onlar da kocaman dişleriyle direnecektir. Ayı ile mors birlikte su düşerlerse ölümcül kavgayı terkedip yeni avlara doğru yüzecek olan kömür gözlü kutup ayısı olacaktır.
YARIN
Bizi yemeğe gelen vahşi ayıdan nasıl kurtulduk?
Bu kadar soğuk bir yerde tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor?
Dikkatsiz gezginleri aysberglerin arka tarafında hangi tehlikeler bekliyor?
|