


Kongre bu kez eğlenmesin!..
DYP Kongresi, tarihsel bir karar almakla, partiyi yokoluşa götürmenin arasında..
Mesele Tansu Çiller'i seçmek veya seçmemek..
Ya Çiller'i seçecek ve partiyi siyasal sahnemizden silinmeye mahkum edecekler..
Ya Çiller'den kurtulacak ve partiyi tarihsel misyonuna hazırlayacaklar..
Şimdi ülkede duruma bir bakın.. Son araştırmalar korkunç bir manzara çiziyor..
Oyların yüzde 30'u radikal partilerde.. Merkezde olması gereken yüzde 70 oy ise şaşkın.. DYP, DSP, ANAP, CHP barajın altında.. Çünkü yüzde 40'a dayanan bir kararsız oy var..
Ülkede herhangi bir partiyi iktidara taşıyacak büyüklükte bir güç kararsız..
Neden kararsız?..
Aile partisi DSP'nin ve onun lider çiftinin hali meydanda.. Ona verilecek oy ziyan..
Dünyanın gelmiş geçmiş en yeteneksiz lideri Mesut Yılmaz'ı bir türlü başından atamayan ANAP'ın defteri kapanmak üzere. Ona verilecek oy ziyan..
CHP zaten barajın altında.. Altan Ağabey partiye istenen ve beklenen canlılık ve dinamizmi getiremedi. Öyle getiremedi ki, Cumhuriyeti kuran partiyi akıl, havsala almaz hataları ile barajın altına düşüren Deniz Hocamın adı bile yeniden gündeme gelmeye başladı.. CHP kendine gelmezse, ona verilecek oylar da ziyan..
MHP.. Haluk Kırcı'yı af simgesi haline getirerek, Tariş Genel Müdürünü "Belden aşağı vururuz" diye tehdit ederek, geçmişlerinden kopamadıklarını ortaya koydular ve ortadaki seçmeni yeniden ürküttüler. Artık Ülkücü oylarına dönerler.. Merkezdeki seçmen bu korkutucu MHP'ye kolay oy vermez bir daha..
Peki o zaman ne olacak merkez oylar?..
İşte tarihsel misyon bu..
Çillerli DYP muhalefette bile oy kaybetmiş ve barajın altına inmiş. Sebep tek başına Tansu Çiller.. Bu ülke insanı ona oy vermiyor.. Kandırdıklarının sayısı hergün azalıyor.
DYP Kongresi, gelmiş geçmiş en yalancı lider olarak tüm itibarını kaybetmiş Tansu Çiller'i ve Çiller ailesini tasfiye etmeyi başarır ve "yeniden yapılanma" yolunda ciddi adımlar atarsa, yapılacak ilk seçimde tek başına iktidar olma şansını elde eder.
Mevcut tüm liderlerden ümidini kesmiş o yüzde 70 kararsız oy, bu yeniden yapılanmış "umut" partide toplanır ve DYP ilk seçimden hem de açık farkla birinci parti çıkar.
DYP Kongresi bu tarihsel görevi başarabilir mi?..
Vatanını çok seven birisi olarak başarmasını istiyorum..
Çiller'in tasfiyesi hem partinin, hem Türkiye'nin yolunu açacaktır.
Partilerini ve vatanlarını seviyorlarsa, Çiller'i silmeye mecburlar!..
Tarihsel misyonları işte budur!..
Fatih Terim'e ikinci mektup!..
Sevgili Fatih Hocam,
Hele Milan'ı da yendikten sonra nasıl en az benim kadar kahrolduğunu tahmin edecek kadar iyi tanıyorum seni..
Bu futbolu oynayan takımla Şampiyonlar Liginde nerelere giderdin, iyi biliyorsun..
Geriye dönüp yanmanın gereği yok..
Geçmiş sadece ders almak içindir, dövünmek için değil..
Milan ve Herta'yı benzeten Galatasaray'ın bu gruptan niçin birinci çıkmadığını görebiliyorsan eğer, Galatasaray'ın UEFA Kupasındaki yolu finale kadar açık demektir.
Gördüğünü de biliyor ve seninle yeniden bu konuda tartışmaya girmek istemiyorum..
Bu mektubumun konusu başka hocam..
Bir deneyimli ağabeyin olarak, başka şeyler söyleyeceğim sana..
***
Vehimler içinde yaşama hocam..
Milan maçının heyecanı içinde, bu buruk sevinci yaşayacağına "Yenilgimi ellerini ovuşturarak bekleyenler" diye başladın lafa hocam..
Büyük adamlar, olayların önünde giderler hocam.. Arkasında kalmazlar..
Çık öne.. Çık ve arkana bakma yürürken..
Galatasaray camiasında, Galatasaray'ın yenilgisini ellerini ovuşturarak bekleyen ferd-i vahit yoktur hocam..
Galatasaray içinde eleştiriler yapanlar, Galatasaray içinde mücadele edenler Galatasaray'ın başarısında, sevincin en önünde olurlar. Amaçları başarıdır, çünkü.. Galatasaray'ı Galatasaray yapan, farklı kılan da budur zaten..
Bu camiada diyelim ki, senden ve yönetimden nefret edenler olsun, onlar da, zaferi en az senin kadar alkışlar, yenilgiye en az senin kadar üzülürler. Bundan hiç ama hiç şüphen olmasın. Sakın ola bir daha böyle iddialarla ortaya çıkıp kendini yaralama, hocam.. Gaza gelme sakın..
***
Bir savunma refleksi içinde "Çıtayı buraya biz koyduk, şimdi aşamadık diye eleştiriliyoruz" diyorsun hocam..
Birincisi.. Sakın ola savunma refleksi içinde olma.. Büyük adamların savunma çabaları içine düşmelerine gerek yoktur. Millet onları da, saldıranları da bilir zaten..
İkincisi hocam..
Çıtayı oraya sen ve senin takımın koymadınız.. Çıta zaten ordaydı.. Bu klüp 60 milyon dolar borca girmeyi göze alarak, seni ve o takımını oradaki çıtayı geçmekle görevlendirdi.
Geldiğin Galatasaray, o zamanki adıyla Şampiyon Klüpler Kupasının bir sezondaki 9 maçından 8 tanesini oynamıştı. Avrupa'nın ilk dört takımı arasına girmişti.
Şampiyonlar Liginde birinde hem de Manchester United'i eleyerek iki kez oynamış, gene bu ligde Avrupa'nın son sekiz takımı arasına kalmayı başarmıştı.
O zaman hangi çıtayı nereye koyuyorsun Hocam?..
O çıta orda..
Senin görevin de bu çıtayı atlamak..
Bu yıl üçüncü kez denedin ve üçüncü kez başaramadın. Gerçek bu hocam..
Bu gerçeği kabul eder ve "Üç deneyimde de niye başarısız oldum" diye kendi kendine sorarsan, o zaman UEFA Kupasında Galatasaray'ı zafere götürürsün.
Bu kupada da çıta "final"de duruyor hocam.. Oraya da sen koymadın merak etme.. Hep orda..
***
Türkiye'nin gelmiş geçmiş en az eleştirilen hocasısın Hocam.. 10 kişiden dokuzu seni sadece pohpohluyor. Pohpohluyor hocam.. Pamuğa sarıp rafa koyuyor.. Ve sana en büyük kötülüğü yapıyorlar..
Alkışlayandan pohpohlayandan kork hocam.. Böyleleri gemiyi en erken terkederler. İşler biraz kötüye gitsin, gör seni nasıl unuturlar..
Dostun, seni eleştirendir. Sana yanlışlarını gösterendir. Onların "yanlış" demeleri senin yanlış olduğun anlamına da gelmez her zaman.. O, onun görüşüdür. Değerlendirecek sensin.
Seni pohpohlayanların değil, eleştirenlerin gerçek dost olduğunu farkettiğin gün, gerçekten büyük adam olacaksın hocam..
O zaman, ancak o zaman..
Olayların ardında değil, önünde gittiğinde..
Vehimlerinden kurtulduğunda..
Gerçekleri gördüğünde..
Eleştirilerden bu kadar rahatsız olmadığında..
Büyüklüğe bu kadar yaklaşmışken Hocam..
Hadi bir adım daha..
Nerdesin Ahmet!..
Öfke ile vurdum televizyonun düğmesine, ötesini seyretmemek için... Bir kez daha kahroldum, Ahmet'in ölümüne..
Şimdi olacaktı Ahmet.. Şimdi verecekti bunların hepsinin ağzının payını..
Atatürk'ü, ilkelerini ve cumhuriyeti savunanların, numaracılar önündeki hallerini görünce, bir kez daha anladım Ahmet'in kıymetini..
Aslında Ali Kırca'ya kızdım..
Sen numaracıların en ağzı laf yapan, en polemikçilerini topla, karşılarına iki lafı bir araya getirip konuşamayanları oturt..
Böyle mi olur dengeli tartışma..
Atatürk'ü nasıl saptırdılar, nasıl ters anlattılar.. Ahmet'in bangır bangır anlattıklarını nasıl anlamazdan geldiler. Nasıl "dayanılmaz bir hafiflik içinde saldırdılar, Atatürk'e.."
Adam, hiç utanmadan, hiç sıkılmadan Atatürk'le dalga geçiyor.. Hiç Washington'a gitmemiş, bir Charles de Gaulle hava alanına inip, Charles de Gaulle metro hattı ile, Paris'in göbeğine, Charles de Gaulle meydanına gelmemiş gibi..
İzmir'de Ataşehir diye bir yerden çıkmış da, Atatürk, Mustafa Kemal ve Gazi Bulvarlarından geçmiş de, her nasılsa araya sıkışmış bir sivil meydan Adnan Menderes'ten uçağa binmiş de, İstanbul'da Atatürk hava meydanına inmiş, oradan Atatürk Kültür sarayına gitmiş de.. Bunları anlatırken suratı nasıl müstehzi.. Atatürk'le dalga geçme, onunla alay etme fırsatı bulduğu için nasıl mutlu.. Bıyık altından nasıl pis pis gülüyor. Nasıl kendini birşey yapmış sanıyor, bunları sıraladıkça..
Yapıyor da.. Çünkü karşısında oturanlar içinde "Efendi, efendi.. Eğer Atatürk olmasaydı, sen gene o yolları yapar ama, Symirna'dan kalkıp Constantinople'a gelmiş olurdun" diyebilecek biri dahi yok..
***
Gecenin keyfi, çok az konuşmalarına izin verilen gençlerdi. Numaracıların oyunlarına gelmediklerini harika sorularla gösterdiler.
İçlerinde bir de geleceğin televizyon yıldızı var gibi geldi bana.. Harika güzel.. Harika akıllı.. Harika konuşan.. Harika yetişmiş bir genç kız.. Ali onu daha o gece atv'ye transfer etmedi ise, yazık etmiştir.
TEBESSÜM
Hz. Musa Sina dağından dönmüş.. Cemaati toplamış..
"Size bir iyi, bir kötü haberim var" demiş.. "İyi haber, 12 emri 10 emre indirdim. Kötü haber.. Zina hâlâ listede.."
Fener'de Sergen sorunu bitmiyor. Fenerliler'de sıkıntıdan Sergenlik sivilceleri çıkmaya başladı.
Hakan & Utku
Pek çok şeye sahip olursanız, onlar size sahip olurlar..
Lillian S. Rothman