|
|
Karar verildi: 47 idam!
Şeyh Said hareketi dini motiflerle bezenmiş bir Kürt isyanıydı. Fethi Bey olayı hafife alınca Gazi çok kızmış ve onun yerine İsmet Bey'i başbakanlığa getirmişti. Neticede isyan bastırıldı
TARİHLER, 24 Şubat 1925'i gösteriyordu. Cumhuriyet ilan edileli henüz iki yıl bile olmamıştı. Türkiye, "Doğu'da isyan başladı" haberi ile sarsıldı. Kendisini, Emir-ül Mücahidin ilan eden Şeyh Said, kendi ifadesiyle "Kemalist Hükümet'in kafirce politikalarına karşı" şimdiki Bingöl ilinin Piran köyünde, cumhuriyet tarihimizin en büyük ayaklanmasını başlatmıştı. Anılarında isyana geniş yer veren Kılıç Ali, eylemin başlangıcını ve Ankara'daki siyasi gelişmeleri şöyle anlatır:
"Yapılan yoğun propaganda ve yayınların, ülkenin başına bir bela açacağından endişe edenlerin tahminleri doğru çıkmakta gecikmedi. Şeyh Said adında bir ihtiyarın başına topladığı avanesi ile birlikte jandarmamıza ateş açması ve saldırması üzerine, Doğu'da bir isyan olayı başgösterdi. Bu isyanın lokal kalması konusunda Gazi'nin emri ile derhal gereken önlemler alındı. Asilerin ortadan kaldırılması için, çevredeki kuvvetler bölgeye sevkedildi."
SIKIYÖNETİM GELİYOR
"Asiler, en zayıf buldukları Genç, Elaziz (Elazığ) ve Dersim (Tunceli) havalisinde faaliyete geçmişlerdi. Ancak Fethi Bey Hükümeti, alınan önlemleri uygulamakta gecikiyordu. Bununla birlikte, isyanın şiddetle bastırılacağından şüphe edilmiyordu."
"İsyanın yayılmasını önlemek için, Genç vilayeti ile civarında sıkıyönetim ilan edilmişti. 25 Şubat 1925 günü toplanan Halk Fırkası Umumi Heyeti (CHP Genel İdare Kurulu) hükümete büyük yetkilerle donatılmış destek verdi. Başbakan Fethi Bey, buna rağmen beklenen hareketi bir türlü gösteremiyordu."
"Ankara'ya gelen raporlarda Şeyh Said'in, halkı din propagandası ile tahrik ettiği anlaşılıyordu. Bunun üzerine, Vatana İhanet Kanunu'na iki madde eklendi. Buna göre, insanların dini duygularını siyasi amaçlarla kurması yasaklanıyordu."
"İsyan büyüdü. Fethi Bey olayı küçümseyip ciddi önlemler almıyordu. Asiler Genç'i ele geçirdiler. Daha sonra Çapakçur, Hani ve Palu Hükümet Konaklarına baskın düzenlediler. Palu, isyancıların eline geçti. Birkaç gün sonra da Elaziz'i aldılar. Kentte, büyük korku ve panik vardı. İsyancılar yağma ve talana başlamışlardı." !!!
"Elaziz'in düşmesi, asileri cesaretlendirdi. Bu kez, kurmayı hayal ettikleri Bağımsız Kürdistan'ın başkenti gözüyle bakılan Diyarbakır'a yöneldiler. Kent kuşatıldı, asiler ilk yenilgilerini burada aldılar. Askeri birlikler, halkın da yardımıyla asilere adım attırmadılar. Asiler, kuşatmayı kaldırıp, geri çekilmek zorunda kaldılar."
"Başvekil olayın hala küçüklüğünden bahsediyordu. Bu arada, Halk Fırkası Grubu toplandı. Arkadaşlar gevşedi. Hükümete, güven beyan edilmesi teklif edildi. Oylamadan önce ayağa kalkarak bağırdım:
'Reis Bey! Hatalı bir yola gidiyoruz. Başımızda bir Şefimiz vardır. Kendisinden rica edelim, buraya gelsinler. Memleketin içinde bulunduğu vaziyeti, bize izah etsinler. Vaziyeti etraflıca anlayalım, ona göre oylarımızı verelim. Acele ile yanlış bir yola sürüklenmeyelim'."
"Başkanlık makamında oturan Ali (Çetinkaya) Bey, hemen teklifimizi oya koydu. Teklifimiz kabul edildi, muhalifler sustu, Gazi'nin gelmesini beklemek zorunda kalındı. Gazi, grup toplantısına geldi. Herkesi dinledi, bunları defterine not etti ve sonunda şu konuşmayı yaptı:
'PARTİDEN ATACAĞIM'
'Efendiler! Memlekette irtica vardır. Bu irtica mevzii değil, geneldir. Buna karşı derhal gerekli tedbirler alınmazsa, memleket için sarılamayacak yaralar açılabilir'."
"Başvekil Fethi Bey, hala hükümetine güvenoyu istiyordu. Ortalık karışmıştı. Daha sonra Fethi Bey, eski Meclis'in başkanlık odasında oturan Gazi'nin yanına gelerek, şunları söyledi:
'Bu durumda izin verirseniz, istifa edeceğim.' Gazi, Fethi Bey'e beklemediği şu cevabı verdi: 'Hayır, artık istifa sözkonusu olamaz. Şimdi seni partiden atacağım'."
"Parti Grubu'nda güvenoyu için verilen önerge reddedildi. Gazi'nin yaptığı açıklamalar, alınacak önlemler için esas teşkil edildi. Fethi Bey de bu güvensizlik karşısında hükümetin istifasını derhal Gazi'ye takdim etti."
"O akşam, Çankaya'daki eski köşkün küçük salonunda İsmet Paşa, Meclis Başkanı Kazım Paşa (Özalp), Bahriye Vekili Topçu İhsan, Parti Grubu İkinci Başkanı Ali, Siirt Mebusu Mahmut Beyler'le birlikte Gazi'nin huzurundaydık. Yeni hükümetin teşekkül tarzı konuşuluyordu. Gazi, başbakanlığa İsmet Paşa'yı önermişti. Paşa, 'Emrederseniz, bu görevi yapar, durumu gerektirdiği tedbirleri derhal alırım' dedi. Gazi, Kazım Paşa'ya, hükümete dahil olmak isteyip istemediğini sordu. O da, 'Benim durumum iyidir, burada kalayım' diyerek Meclis Başkanlığı'nı tercih etti."
"İsmet Paşa, 3 Mart 1925 günü yeni hükümeti kurmakla görevlendirildi. 23 red ve 2 çekimser oya karşılık, 24 güvenoyu aldı."
TAKRİR-İ SÜKUN EZDİ!
"Aynı gün, Meclis Takrir-i Sükun Kanunu adıyla anılan bir yasayı kabul etti. Bu kanun, hükümete sansür ve sanıkları İstiklal Mahkemesi'ne sevketme yetkisi veriyordu. Kanun, yürürlüğe girince, İstanbul'da yayınlanan Tevhid-i Efkar, Son Telgraf ve İstiklal gazeteleri ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı."
"Meclis'in seçim sonucu İstiklal Mahkemesi üyeliğine getirildim, bu arada askeri birlikler bölgeye sevkedildi. Ayaklanmanın elebaşı Şayh Said, 14 Nisan 1925 günü Varto'nun güneyindeki Çarburuh köprüsünde hükümet kuvvetlerine teslim oldu."
"Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nde 26 Mayıs günü başlayan duruşmalar, sadece iki gün sürdü. Şeyh Said'in de aralarında bulunduğu 47 sanığa idam cezası verildi. Cezaları, 28 Haziran 1925 günü gece yarısı Diyarbakır'ın Siverekkapı semtinde infaz edildi."
"Şeyh Said, darağacına giderken pişman ve üzgün görünüyordu. 'Fena yaptık. Bundan sonrası iyi olur inşallah' diyerek, son sözünü noktaladı."
'Boşuna hayal kurma, seni başvekil yapmam'
KILIÇ Ali, Atatürk'le birlikte tam 19 yıl geçirdi. Kendisi ile, 1919 yılının sonbaharında Sivas'ta tanışmıştı. Onu, 10 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı'ndan ebedi yolculuğuna uğurladı. Bu süre içinde, yanından hiç ayrılmadı.
Önce, Anadolu'daki isyanları bastırmakla görevlendirildi. Daha sonra, Antep ve Maraş savunmalarında komutanlık yaptı. Antep Milletvekili olarak, Millet Meclisi'nde görev alan Kılıç Ali, ünlü İstiklal Mahkemeleri'nde de üyelik yaptı.
Atatürk'ün sırdaşı Kılıç Ali'nin anıları, binin üstünde sayfadan oluşuyor. Şimdi, sizlere bu anılardan ilginç bir kaç demet sunuyoruz.
ASİ HAYVANLAR
"Mudurnu civarında başgösteren isyan, Ankara kapılarına kadar dayanmıştı. Mustafa Kemal, beni, Meclis binasındaki küçük başkanlık odasına çağırdı. Eliyle işaret ederek, Etlik semti eteklerinden şehre doğru inmekte olan bir kuvveti gösterdi. Meclisi heyecana düşürmeden, müfrezemi alarak asilerin yolunu kesmemi emretti.
Hemen harekete geçtim. Bir kez daha bu kuvvetleri tetkike koyuldum. Bir de ne göreyim, kuvvet dediğimiz bu topluluk, meğer Ankara halkının otlaktan geri dönen sığırları değil miymiş. O gün, Gazi Paşa ile birlikte hayli gülmüştük.
LAİKLİK NEDİR?
İlk Meclis'te bir gün, laiklik konusu tartışılıyordu. Meclis'in tanınmış din alimlerinden bir arkadaş kürsüye gelip, alaylı bir tavırla 'Arkadaşlar, bir laikliktir gidiyor. Afedersiniz, ben bu laikliğin manasını anlayamıyorum' dedi. Başkanlık kürsüsünde oturan Mustafa Kemal Paşa, konuşmacının sözlerine dayanamayıp, ona hemen şu cevabı verdi:
'Adam olmak demektir Hocam, adam olmak.'
REFİK BEY'E RET
Bir akşam sofradaydık. Sofracı geldi, Atatürk'e 'Efendim, Başvekil geliyor' dedi. İsmet Paşa, o sırada Macaristan'da idi. Kendisine, Dr.Refik Saydam vekalet ediyordu. Atatürk, 'İsmet Paşa, ne zaman geldi?' diye sordu.
Hemen ardından Refik Saydam sofraya doğru ilerledi. Atatürk, İsmet Paşa yerine, karşısında Refik Saydam'ı görünce, gayet ciddi bir tavırla, 'Doktor, bana Başvekil geliyor, dediler. Karşıma sen çıktın. Şayet kafanda böyle bir hülya taşıyorsan hayal kırıklığına uğrarsın. Çünkü seni hiçbir zaman Başvekil yapmam.' dedi."
TEKLİFSİZLER TAKIMI
"Atatürk'ün sofrasına hiç kimse davetsiz ve izinsiz gelemezdi. Ama bunun istisnası da vardı. Sadece üç kişi her an her saat, izinsiz olarak sofraya gelebilirdi. Bunlar; İsmet Paşa (İnönü), Dr.Tevfik Rüştü Aras ve Şükrü Kaya idi."
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|