Mesut Yılmaz son bir aydır siyasi gündeme ağırlık koyuyor. Gündemi tam tutmasa da "hedef olmayı" göze alarak gündemin bir kısmının kendi çevresinde dönmesini sağlıyor. Yılmaz'daki bu "ani dönüş" pekçok çevreyi şaşırtıyor ister istemez.
Seçim yenilgisine rağmen hükümetin kurulmasına büyük destek veren, hükümete girmeyerek ama en iyi bakanlıkları kaparak "ağırlıklı güç" olmayı başaran Yılmaz sanki eski günleri silip atmak istiyor.
Örneğin, olmadık zamanda "darbe olacaktı, ben önledim" diyerek belki askerin şimşeklerini üzerine çekiyor, buna karşın özellikle sağ kesimden puan topluyor.
Devlet içinden gelen "demokrasi dışı" taleplere eskiden hiç ses çıkarmazken, şimdi karşı çıkıyor; hatta karşı çıkmakla kalmayıp ittifaklara bile giriyor.
Meclis'in aşağılanmasına, siyasetçinin kötülenmesine eskiden alkış tutarken, şimdi "Ama bu kez olmaz, zemini yok" diyebilecek kadar da açıkyürekli ve de cesur itirafta bulunabiliyor.
Peki Yılmaz bunu niçin yapıyor?
Siyasi kulislerdeki söylentilere göre Yılmaz "Cumhurbaşkanı olmak" konusunda eskiye oranla çok daha umutlu.
Bir süre önce Demirel'in görev süresinin uzatılacağına "kesin gözüyle" bakan çevrelerin kendi içlerindeki ittifakların yıkıldığını hisseden Yılmaz'ın "aradan sıyrılmayı" plânladığı belirtiliyor.
Ankara'nın havasını iyi koklayan bir siyasetçi "Bir ay önce Demirel'in şansı yüzde 80'di, oysa şimdi yüzde 50" dedi. Diğer yüzde 50'nin içinde en güçlü isim Yılmaz olarak görülüyor.
Meclis'e yönelik "yıpratma kampanyası", 400'ü aşkın üyesi sağ eğilimli olan Meclis'i "kerhen de olsa" Yılmaz'a yönlendirebilir.
Yılmaz'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinde anahtar DYP ve FP'nin elinde. Bu anahtarın nasıl kullanılacağı ise ancak Aralık başında belli olacak.
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz "Cumhurbaşkanı olma" hesabını yaparken, DYP'nin Kasım ayındaki kongresinin sonucunu da bekliyor. Çünkü Yılmaz'ın kaderi, bir anlamda bu kongreden çıkacak sonuca da bağlı olacak.
DYP Kongresi 3 sonuçtan biriyle bitecek. Tansu Çiller seçilemeyebilir, seçilir ama bu kılpayı farkla olur ya da ezici bir çoğunlukla zafer kazanır.
Şu andaki göstergeler Çiller'in liderlikten düşürülemeyeceği yönünde. Bu nedenle muhalefet kazanma hesabından çok Çiller'i iyice zayıflatmaya çalışıyor.
Çiller kılpayı farkla kazanırsa Yılmaz'ın hesabı zora girebilir. Çünkü bu durumda, bazı ANAP'lıların hevesle beklediği "çözülme" olabilir, bazı DYP'liler ANAP'a geçebilir, ama kalanlar taş gibi bütünleşecekleri için Yılmaz beklediği oy desteğini DYP'den alamayabilir.
Ama Çiller çoğunluğu alırsa, pazarlık aşamasına gelinir. Böyle bir durumda Çiller "Demirel'i Çankaya'dan indirmenin" hesabını iyi yapacaktır. Eğer partiye tam hakim olursa Demirel'in parti kurması ve DYP'yi eritmesi zorlaşacağı için Çiller her türlü pazarlığı yapabilir.
Çiller Yılmaz'ın Cumhurbaşkanı olması halinde sağın liderliğine oturabileceğini düşünebilir. Eğer gerekli anlaşmalar da sağlanırsa, Yılmaz'ı Çankaya'ya gönderip "birleşmiş veya blok olmuş sağın lideri" olarak yeni bir hükümet alternatifini gündeme getirebilir.
Bunların hepsi fikir jimnastiği elbette. ANAP ve DYP'nin bazı kesimlerinde sürdürülen bu jimnastik, "dış güçler" hesap edilmeden yapılıyor.