kapat

08.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Vergi cenneti olalım
Ak Yatırım Genel Müdürü Hakan Karahan, Türk sermaye piyasasının gelişmesi için vergi muafiyetini ilk şart olarak görüyor

Ak Yatırım Genel Müdürü Hakan Karahan, Türkiye'nin 20 milyar doların üzerinde yabancı yatırım çekme şansı olduğunu belirtti. Karahan hisse senedi işlemlerine vergi muafiyeti getirilmesini, halka açılacak şirketler için kurumlar vergisi oranının düşürülmesini ve market maker'lık müessesesinin kurulmasını istedi. Karahan ile Türk sermaye piyasasının sorunlarını ve çözümlerini konuştuk:

* Türkiye'de tasaarrufların dağılımı ile ilgili bir çalışmanız var. Para nerelere gidiyor?

Tasarrufların sermaye piyasasında nerelere gittiğini görmek için menkul kıymet stoklarına bakmak lazım. Nominal 3.7 katrilyon hisse senedinde işlem gören para var. 19 katrilyon Hazine Bonosu'nda para var. Bunlar tamamen devletin iç borçlanması sonucu sattığı henüz itfa olmamış bonolar. Yani sermaye piyasalarında 23 katrliyon para olduğunu görüyoruz. Çok sığ. Eskiden kalma çok az VDMK ileözel sektör finansman bonosu var. Az bir şey de yatırım fonu katılma belgesi var. Ama anası hisse senedi ve Devlet Tahvili.

PARA PİYASASI
Bunun yanında para piyasasında 17.7 katrilyon TL mevduat, 14 katrilyon civarı da DTH var. Yani toplam 32 katrilyon. Yani toplam 55 trilyonluk bir tasarruf mevcut. Bunun yüzde 42'si sermaye piyasasında, yüzde 58'i para piyasasında. Yani sermaye piyasalarından konuştuğumuzda 100 liranın 42 lirasını konuşacağız. Bunda da hisse senedinin payı yüzde 16.

Bu kadarla kalsa da mutlu olurduk. Dedik ki, acaba hisse senetlerinin payı yüzde 16 mı? Bir de hisse senetlerinin alınıp satıldığı ikinci el piyasalar var. Ayrıca İMKB'de vadesi gelmemiş tahvillerin alınıp satıldığı bir ikinci piyasa var. Hisse senetleri işlem hacmi Ağustos sonu itibariyle 17 katrilyon, devlet iç borçlanma senetleri işlem hacmi 468 katrilyon. Toplam 485 katrilyonluk mal alınıp satılmış. Bunun yüzde 96'sı devlet tahvili, yüzde 4'ü hisse senedi. Yani hisse senedi alışverişleri Türkiye sermaye piyasalarındaki alışverişin yüzde 4'ünü, saklayıp üstüne oturmanın da yüzde 16'sını ifade ediyor.

* Bu durum nasıl değişir?
Bir takım tedbirler alınırsa bu yüzde 4 yukarı gidebilir. Bu tedbirleri almak için de kimin işlem yaptığını iyi izlemek lazım. Yurtdışı kurumsal yatırımcı işlem yapıyor, yurtiçi kurumsal yatırımcı işlem yapıyor, küçük yatırımcı işlem yapıyor.

Yurtdışı kurumsal yatırımcı potansiyeli nedir? Amerika'da 7 trilyon dolar emekli sandıkları yatırım fonları ve sigorta şirketlerinin yönetilen paraları var. Bunun yüzde 5'i yani 350 milyar doları yüksek risk alıp yüksek getiri elde etmek için gelişmekte olan piyasalara gidiyor. Dünyada 15 önemli gelişmekte olan piyasa var ve bu 350 milyar dolar bu piyasalara gitmek zorunda. Bunlardan biri olan Türkiye bu paranın 15'te birini alsa bu para 23 milyar dolar eder.

Yabancı yatırımcının Türkiye'deki payı ise sadece 4.5 milyar dolar.

Bu kaynağın gelmesi için IMF reçetesine bağlı olarak enflasyonun ve faizlerin aşağı çekilmesi gerekli. Ben 1990 yılından bu yana doğru dürüst bir özelleştirme görmedim. Siyasi istikrar sağlanmalı ve siyaset skandallardan arındırılmalı. Yurtdışında sermaye piyasalarının çok iyi lobisinin yapılması lazım. Hisse senedi yatırımlarının tamamı vergiden muaf olması lazım.

KURUMSAL YATIRIMCI
* Peki yurtiçi kurumsal yatırımcı profili nedir?

Kamuya bağlı SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı hariç, 21 tane özel emeklilik sandığı mevcut. Kamunun emeklilik fonlarının hisse senedine gelmesine imkansız gözüyle bakıyorum. Bu özel sektör emekli sandıklarındaki potansiyel paranın 400 trilyon lira olduğunu düşünüyorum. Bu da menkul ve gayrimenkul değerlere kanalize edilmiş. Bu paranın başında hakiki bir portföy yöneticisi olsa ve bu paranın yüzde 20'sini Türkiye'nin geleceğini yönetecek, kalıcı, büyük şirketlere kaydırsa İMKB'ye 80 trilyon gelecek demektir. Bu 170 milyon dolar yapar. Sigorta şirketlerine baktığımızda faaliyet gösteren 65 sigorta şirketi geçen yılın Eylül'ünde menkul değerlere 367 trilyon yatırım yapmış. Bu para repoda dönse bir yılda 600 trilyon olur. Bu paranın yüzde 20'sinin hisse senedine yatırıldığını düşünsek, bu da 120 trilyon yani 260 milyon dolar eder. A Tipi Yatırım Fonları'ndan 60 milyon dolar, yatırım ortaklılarından da 40 milyon dolar gelse Türkiye'deki kurumsal yatırımcı toplamı 530 milyon dolar eder. Demek ki Türk kurumsal yatırımcısı toplam yatırımcının yüzde 10'u bile etmiyor.

Küçük yatırımcıya baktığımızda hisse senedi yatırımcısının 500 bin civarı olduğunu görüyoruz. Bunun da yüzde 50'si piyasanın iyi gününde aktif olsa 250 bin yatırımcı eder. Bu da 70 milyonluk bir ülkede, sadece 250 bin kişi hisse senedi alıp satıyor demek.

Kalite belgesi alan üçüncü aracı kurum
HAKAN Karahan Ak Yatırım'ın verdiği hizmeti ISO 9001 kalite belgesi ile de tasdik ettirdiklerini belirtti:
Karahan şöyle devam etti:

"Amacımız da müşterilerimize tüm aracılık hizmetlerini en kaliteli biçimde sunmak ve sermayenin tabana yayılmasını sağlamak. Sermayenin tabana yayılması bizim için önemli çünkü halihazırda en düşük yasal komisyonla çalışıyoruz. 567 Akbank şubesinin 84'ünde seans salonu var. Geri kalanları da on-line real-time borsaya bağlı. Takasbank'ta 22 binden fazla müşteri hesabı ile üçüncü sıradayız. Biz kaliteli iş yapıyoruz diye tek başına söylemenin yeterli olmadığını gördük. Hazırlıklarımızı yapıp BVQI'a kendimizi denetlettik ve sonuçta da ISO 9001'i aldık. Kaliteli hizmet müşterinin hakkı. Çünkü alrıken satarken, saklaren, temettü alırken, rüçhan hakkı kullanırken komisyon ödüyor. Bir koyundan bu kadar post çıkıyor ve beklediği tek şey de kaliteli hizmet.

Çözüm için radikallik gerekmez
Türkiye'de ikinci el piyasaların yüzde 4'ünü oluşturan bir piyasadan maden bulmuş gibi vergi alınması yanlış. Hisse senedi işlemlerinden sıfır vergi alınması gerek

* Peki ne yapmak lazım?
Halihazırda Türkiye'de gerçek kişiler üç aydan fazla hisse senedini elinde tutarsa vergi yok. Ama bütün işlemlerin gecelik olduğu bir ortamda üç ay çok uzun bir zaman. Herkes bir gecede ne yapacaksa yaparken hisse senedi yatırımcısının üç ay bekletilmesi hata.

Türkiye'de ikinci el piyasaların yüzde 4'ünü oluşturan bir piyasadan maden bulmuş gibi vergi alınması yanlış. Hisse senedi işlemlerinden sıfır vergi alınması lazım. Türkiye hisse senedi işlemleri için bir vergi cenneti olmalı. Bu olursa kendi kurumsal yatırımcımızı yaratmış oluruz. En azından halka açık şirketler kendi hisse senetlerini alır satar. İsminin sonu AŞ ile biten her şirket bir kurumsal yatırımcı olur.

Borsada işlem gören şirketlerin sayısının artması lazım. Çünkü bunların sadece yirmi tanesi derin. Geri kalanların bazıları o kadar sığ ki çok az bir parayla birkaç gün tavan çektirebilirsiniz. Eğer halka açılk şirketlere vergi avantajı getirilirse ISO 500 kapsamındaki bütün şirktelerin halka açılacağını ve 2005 yılına kadar 750-900 arası şirketin hisse senedinin alınıp satılabileceğini düşünüyorum. Bu da İMKB'yi dünyanın 10 büyük borsası arasına sokacak. Bunu sağlayacak tek şey de kurumlar vergisi avantajı. Belki bu rakam yüzde 33'ten 11'e indirilmez ama kesinlikle yüzde 33'ten aşağı düşürülmeli.

Bunun yanında market maker'lık sağlanmalı. Bizde bu görev halka açık şirketlere verilmeli. Şirketler halka arz sırasında topladıkları paranın bir kısmı ile kendi hisselerini alırsa, piyasa yapıcı hale gelirler. Hisse senedinin sağlığını korur. Ama bunun şartnamesi iyi yazılmalı ve bunun sahibi de Takasbank olmalı. Bunlar çok radikal tedbirler de değil.

* Peki bu çerçevede aracı kurumların geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Bundan sonraki aşamada bir kaç büyük aracı kurum, onun dışında da banka kökenli aracı kurumlar ayakta kalacak. Bir aracı kurumun çok iyi bir analiz birimi olmalı. Bu birim çeşitli dillerde analizler yapmalı, ve sürekli yabancı yatırımcılara göndermeli. Bundan sonra da yabancının karar verip bu kurumla çalışmaya başlaması lazım. Ama artık bu da yetmiyor çünkü yabancı Türkiye'ye gelip kendi ofisini kuruyor.

Yani artık sadece bankadan oluşmuş aracı kurumlar arasında yabancıyla evlenip joint-venture kurmuş aracı kurumlar ayakta kalacak. Diğerleri ise çalışma alanlarını değiştirmek zorunda kalacak. Yabancı ile evlenenler arasında da sanal piyasalarda işlem yapanları tercih edenler başarılı olacak. Çünkü gelecek 5 yıl içinde işlemlerin en azından yüzde 60'ının sanal piyasalardan gerçekleşeceğini düşünüyorum.

* Sizin yabancılarla evlilik gibi bir projeniz var mı?
Biz Sabancı Grubu olarak zaten yabancı yatırımcıyı severiz ve en fazla iki yıl içinde de her konuda anlaşacağımız bir yabancı ile evlenme niyetimiz var. Türkiye'ye gelip ofis açacağına şirketimin yüzde 50'sini satayım. Hem o Türkiye'den benim aldığım paya ortak olsun, hem de ben onun dışardaki payına ortak olayım.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır