|
|
Kadına yasak bölge
Keşişlerin yaşadığı Yunanistan kıyılarındaki bu yarımadaya sadece kadın değil, inek, tavuk, koyun gibi dişi hayvanlar bile sokulmuyor
Yunanistan'ın kuzeydoğusunda, üç parmağa benzeyen Halkidikya yarımadasının en kuzeydeki parmağı başlı başına bir devlet gibi. Yarımadanın kendine özgü kuralları var. Bunlardan en önemlisi de dişilere yer olmaması. Tarihi boyunca kadın ayağının değmediği bölgede kadının yanında eti yenen hayvanların dişileri de barındırılmıyor. Yarımadada sayıları 10 bin civarinda bulunan keşişler, yaşıyor. Aynaroz'daki 25 manastırda yaşayan keşişler yiyip içtiklerini kendileri üretiyor. Tavuk, koyun, inek gibi üretken hayvanların girişi yasak olduğundan keşişler kendi sürdükleri tarlalarda ürettikleri sebze ve meyveleri yiyorlar.
Gün saat 03.00'te başlıyor
Keşişler için gün, sabahın 3'ünde başlıyor. Tam saat 03.00'te çalan Ortaçağ'dan kalma tahta gong sesleriyle uyanan keşişler, manastırların içindeki ibadet yerlerine gidip saat 8'e kadar süren ayinlere katılıyorlar. Saat 8.30 civarında, manastırların içindeki dev yemek salonlarında kahvaltı yapılıyor. Mönü, zeytin, ekmek, bal ve çaydan oluşuyor.
Gün boyunca çalışan keşişler, tarla sürmek, odunculuk, balıkçılık, zeytin ile üzüm toplama ve en popüler meslek olan ikona çizim ve onarım işleriyle uğraşıyorlar. Saat 17.00'da çan sesleriyle keşişler yine ibadet yerlerine gidip saat 19.00'a kadar dua ediyorlar. Her şeyi saatini aksatmadan yapan keşişler, saat 20.00'de de akşam yemeği için taştan, mermerden ya da tahtadan yapılmış yemekhanelerde yemek yiyor.
Vejeteryen beslenme
Mönü'ye gelince... Genellikle çorba, zeytin, domates, haşlanmış makarna, pirinç, balık ve taze ekmek bulunuyor. Masalardan ise kendi imal ettikleri ünlü Aynaroz şarabı eksik olmuyor. "İnsanoğlunun günahlarından arınması için" ise her yemek süresinde baş keşiş, İncil'den bölümler okuyor. "Akşam yemeğinden sonra saat en geç 22.00'a kadar istirahat ediliyor ve "keli" adı verilen manastırın daracık odalarına kapanılıyor. Keşişler, yine din içerikli kitaplar okuyor. Günlük yaşamlarını ve düşünce tarzlarını kimse denetlemiyor. Aynaroz'un kurallarından biri de "her şeyin yasak ancak her şeyin de serbest olması" Bunun anlamı: Keşişlerin kendi bilinçlerine hitap etmesi ve yine kendilerine ve Tanrı'ya hesap veriyor olması.
KEŞİŞLERE SİYASET YOK
Radyo, televizyon, gazete, politika gibi "kötü" alışkanlıklardan arınmış olan keşişler, bunu kendi arzu ettikleri için, bilinçli olarak yapıyor. Aynaroz keşişleri, bu gelenekleri ve teorileri nedeniyle Aynaroz dışında yaşayan ya da kendi tabirlerine göre, "dış dünyada yaşayan" rahipleri "kendilerinden" saymıyorlar. Aynaroz'a gelen turistlerin "giyim kuşamlarından" rahatsız olmadıkları gözlenen keşişler, manastırlarını bu gezginlere açıyorlar. Gezginler, arzu ettikleri manastırlarda en fazla 4'er gün olmak üzere ücretsiz kalıyor.
BAŞKA BİR DÜNYA...ATLA SEYAHAT EDİLİYOR
Keşişler, teknolojiden uzakta bir hayat sürdüklerinden otomobil veya motosiklet kullanmıyorlar. Gidecekleri yerlere at veya eşeklerle gidiyorlar. Keşişler yine de dünyadan tamamen kopmamışlar. Bazı başkeşişlerin ellerinde cep telefonu görmek mümkün.
BOŞ ZAMANLARDA RESİM
Mütevazı yaşamlarını renklendirmek isteyen keşişler, kendilerini güzel sanatlara vermiş. En popüler sanat hiç kuşkusuz ikon çizimi. Yıpranan ikonlar da dış dünyayla bağlantısını kesmek için manastırlara kapanan mimar, mühendis ya da doktorların elinden geçiyor.
HİÇ TIRAŞ OLMUYORLAR
Aynaroz keşişlerinin en büyük özelliklerinden biri tek tip elbise giyip, saç-sakal tıraşı olmamak. "Tanrı, saçlı ve sakallı yaratmışsa, bunların tıraş edilmesi, O'na karşı çıkmaktır" şeklinde bir düşünceye sahip olan keşişler, buna rağmen mis gibi sabun kokuyor.
MİSAFİRE BEDAVA YEMEK
Aynaroz keşişleri dış dünyayla her ne kadar bağlantılarını kesmişlerse de ziyaretçileri kesinlikle aç bırakmıyor. Gelenlere kahve, lokum ve rakı ikram ediliyor. Keşişler, ziyaretçileri yadırgamıyor ancak Aynaroz dışında yaşadıkları için onlara zavallı gözüyle bakıyorlar.
Aynaroz'un tarihçesi
Yunanİstan'In kuzeydoğusunda, Ege'nin kuzeyinde, üç parmağa benzeyen Halkidikya yarımadasının en son parmağının asıl adı "Aghion Oros", yani "Kutsal Tepe". 972 yılında Bizans İmparatoru'nun onayıyla, manastırlar diyarı haline geldi ve özerklik kazandı. Bu özerklik, Aynaroz'a "dişi" olan her canlının girmesinin yasaklanmasını sağladı. Aynaroz'a o gün bu gündür dişi canlı giremiyor. Bunun nedeni, bu kutsal bölgenin Meryem Ana'ya adanmış olması. Efsanelere göre, Meryem Ana, Aynaroz adasına ilk ve son giren dişi olmuş.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|