


Önemli bir toplantı
5 Kasım günü bir panel için Yale Üniversitesi'nde olmam gerekiyordu ama zorunlu olarak program değişti.
UNESCO Genel Direktörü Federico Mayor'un daveti üzerine Paris'te 30'uncu Genel Konferans'a katılıyorum.
Türkiye Delegasyonu'nun ve Büyükelçi Turhan Fırat'ın da hazır bulunduğu konferansta 168 ülke temsil ediliyor.
Bu konferansta Federico Mayor bir veda konuşması yapıyor çünkü iki dönemdir başarıyla yürüttüğü UNESCO Genel Direktörlüğü makamını Japon meslektaşına bırakıyor.
Etkili bir hatip olan Mayor'un uzun konuşmasının ilk bölümü İngilizce, ikinci bölümü Fransızca, üçüncü bölümü ise İspanyolca.
Bu dillerin hepsini son derece güzel konuşan Genel Direktörü bütün delegeleri, çevirmenleri dinlemek amacıyla kulaklık takmak zorunda bırakıyor.
Çünkü bu üç dile hakim olan insan sayısı pek az.
Konuşmasını her zaman olduğu gibi şiirlerle süslüyor Mayor ve geçenlerde kaybettiğimiz büyük İspanyol şairi Rafael Alberti'nin müthiş dizeleriyle bitiriyor.
***
Federico Mayor'la 10 yıldır "barış kültürü" programı çerçevesinde çalıştık.
Ne mutlu ki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bu programı onayladı ve 2000 yılını "barış kültürü" yılı ilan etti.
Yıl boyunca bu çerçevede birçok faaliyet yürütülecek ve 30 Eylül 2000 günü New York'taki Birleşmiş Milletler binasında "barış kültürü" toplantısı yapılacak.
Bu amaçla "Manifesto 2000" başlığı altında bir metin yayınlandı.
Nobel Barış ödülü sahibi kişilerin yazdığı bu metin bütün dünyada imzaya açıldı.
Manifestoyu 100 milyon kişinin imzalaması bekleniyor.
Bu imzalar 30 Eylül 2000 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na sunulacak.
Manifesto metnini yarın yayınlayacağım.
***
Kültür, ülkelerin dış politakalarının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Bunu bilen ülkeler UNESCO çalışmalarına büyük önem veriyorlar.
Bu bilinç, yeni Genel Direktör seçiminde iyice belirginleşti.
Büyük ülkeler, bu makam için kıyasıya yarışırken, dünya basınını da devreye soktular.
Başta Guardian olmak üzere birçok gazete ilginç -ve çoğu zaman da manipülasyon kokan- makaleler yayınladılar.
Japonya bu işe özel bir stratejiyle girdi. Bu konuda çok büyük ekonomik kaynakları ve ülkelerle ikili ilişkileri devreye soktuğu öne sürülüyor.
Japonyanın amacı; dünyadaki endüstriyel ve ekonomik gücüne bir de kültürel üstünlük ekleyebilmek.
Herkesin bildiği gibi Japonya'nın ekonomik gücüyle, kültürel etkisi arasında bir dengesizlik var.
İşte Japonya bir yandan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, bir yandan da UNESCO'yu ele geçirerek 21'inci yüzyıl başına büyük bir damga vuracak.
Ve biz de çalışmalarımıza başarılı olmasını dilediğimiz yeni yönetimle devam edeceğiz.