Sultanahmet'teki Dikilitaş var ya... O şayet Asuan'daki pembe granitlerden yekpare yontulup ilk kez bugün dikilmiş olsaydı... Ben onun şimdiki yaşını kaç yılında seyredebilecektim?
Önce bir 1000 yılın geçmesi gerekecekti ve gelecektik 3000 yılına.
Sonra bir 1000 yılın daha geçmesi gerekecekti ve gelecektik 4000 yılına..
Sonra bir 1000 yılın daha geçmesi gerekecekti ve gelecektik 5000 yılına...
Sonra bir de 400 yılın geçmesi gerekecekti ve gelecektik 5400 yılına...
Sultanahmet'teki Dikilitaş şayet bugün dikilmiş olsaydı, ancak 5400 yılında erişebilecekti şimdiki yaşına..
Ve şimdiki bizler de, eski Mısır uygarlığının büyük Firavunu III. Tutmosis'in, ya kocaman kamalı neferleri, ya kafası kazınmış rahipleri olarak unutulup kalmış olacaktık 3400 yıllık bir geçmişin dibinde...
Diyelim ki 2000'li yıllar geçti. Geldik 3000 yılına. 3000'li yıllar da geçti. Geldik 4000 yılına. 4000'li yıllar da geçti. Geldik 5000 yılına. Ve 400 yıl daha geçti. Geldik 5400 yılına...
"Ülke için en büyük sakınca irtica mıdır, yoksa Susurluk örneği gizli çeteleşmeler midir" türünden bir tartışma, siyasal gündemin baş konusu olabilir miydi acaba?
Mümkün mü?
Demek ki "vatan" yani "sınırları belli bir yaşam sahası"yla ilgili yönetim ve egemenlik üslubu üstüne açılmış tartışmaların ömrü, binlerce yılı bulamıyor. Ama Dikilitaş benzeri anıtlarınki buluyor.
Acaba insan "sınırları belli bir yaşam sahası"yla ilgili yönetim ve egemenlik üslubu üstüne hırslı, -zaman zaman da kavgaya dönük- tartışmalarla mı yitirmeli hayatını, yoksa binlerce yıla dayanacak değişik değişik anıtlar yapma uğraşlarıyla mı?
Buradaki "anıt" kavramına, penisilini bulmuş olmak da dahildir, Şarlo tipini yaratmış olmak da..
Bitmekte olan yüzyıl içinde Türkler'den yüzde kaçı, "sınırları belli bir yaşam sahası"yla ilgili yönetim ve egemenlik üslubu üstüne hırslı tartışmalarla yitirdi hayatını, yüzde kaçı binlerce yıla dayanacak anıtlar yapma uğraşıyla?
İlkellikle gelişmişliğin gizli formülü de, belki bu yüzdelerde saklıdır.
Yönetim ve egemenlik üslubu üstüne hırslı tartışmalar... Nutuklar, avantalar, faili meçhul cinayetler, sinsi tuzaklar, ezmeler, sindirmeler, çürütmeler..
Ve sonra da 395 yılında Bizans İmparatoru Teodosius'ün İstanbul'a getirtmiş olduğu Dikilitaş. Daha o zaman 1800 yaşındaydı; şimdi de 3400..
Bugünkü siyasal tartışmacılardan 3400 yıl sonrasına acaba ne kalacak?
Hava cıva...