ORHAN Taşan sevdiğim ve saydığım bir ağabeyim ve meslek öğretmenim. 30 küsur yıl önce gazetecilikte emeklerken müşfik, babacan desteğiyle beni yüreklendirmiş, ayağa kalkıp yürümemde belirleyici rol oynamıştı.
ORHAN Ağabey basına, diplomasi ve bürokrasi platformunda da yararlı oldu. Örneğin Başbakanlık Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nün İstanbul İl Müdürü iken, o dönemde korkunç bir mezbelelik ve berduş yatağı olan Sepetçiler Kasrı'nı Milli Emlak'ten devralıp kurtardı. Taşan'ın girişimi sayesinde bina onarıldı, Basın-Yayın İl Müdürlüğü hizmet binası işlevi üstlendi, Dış Basın Derneği'ne evsahipliği yaptı, bir bölümü de gazetecilerin ve halkın yararlandığı pub-kaferyaya dönüştürüldü.
TAŞAN İl Müdürlüğü'nden ayrıldıktan sonra "düşüş" başladı: Tarihi binanın periyodik bakımı ihmal edildi, Dış Basın Derneği galiba yetkililerle bazı iletişim kopukluklarına gücenip devreden çıktı, kaferteryanın durmadan el değiştiren işletmesi derbederleşti. Kısacası Sepetçiler Kasrı'nın üzerine bir tozlanma, köhneleşme ve hüzün çöktü.
KASIR geçenlerde bir vakfa devredildi. Yeniden onarıldı; kültürel ve tarihsel kimliği yeniden düzenlenerek çağdaş aktivitelere açıldı.
ÖNCEKİ gece, uzun zamandır göremediğim Orhan Ağabey'le buluştuk, özlem giderdik, söyleştik. Söz Sepetçiler Kasrı'ndan açılınca baktım ki, Orhan Taşan biraz buruk.. "Gönül isterdi ki,"dedi, "Kasır gazetecilerin elinde kalsın. Ona Gazeteciler Cemiyeti gibi bir basın kuruluşu sahip çıksın, gözü gibi baksın, Uluslararası bir basın merkezi olarak, dünya çapında saygınlık kazandırsın.. Olmadı, beceremedik. Basın, Sepetçiler Kasrı'nı koruyamadı, elinde tutamadı."
GERÇEKTEN de Kasır, basının sorumluluğu, denetimi ve yönetimi altında kalabilseydi, "Türk basınının saygınlık simgelerinden biri" konumunu koruyabilseydi... Bu, Türk basını hesabına büyük bir kazanım olacaktı.
KASIR'ı virane halinden kurtarıp basına armağan eden kişi olarak Taşan'ın bu konuda şimdi yaşadığı burukluğa ve hassasiyete hak vermemek elde değil.
DİLERİZ, Sepetçiler Kasrı'nda kültür/tarih mirasını koruma sorumluluğunu üstlenen vakfın başlangıçta gösterdiği titizlik, hep devam eder.