İlk pozisyonu bulan da G.Saray oldu. Ancak Milan gibi tecrübeli ve kaliteli bir ekip Cimbom'un müthiş temposu karşısında hiç paniklemeden, ayağa paslarla dengeyi kurmakta gecikmedi. Çok fazla pozisyon bulamadı ama G.Saray'ın hücum gücünü bloke ederek hata yapmasını bekledi. Maç boyunca G.Saray savunmasının yaptığı 3 hatadan ikisini iyi değerlendirip gole çevirdi. Bu hataların ilkinde Ahmet, Shevchenko karşısında ağır kaldı. Capone ve Popescu da Weah'ı iyi paylaşamayınca gol geldi. Weah kalitesini ilk golde kanıtladı; "Keşke Bierhoff oynasaydı" dedirtti.
İkinci gol de yine savunmanın göbeğindeki hata sonucu geldi. Bunların dışında Milan'ın bir net pozisyonu daha vardı. Ancak bu kez kaleci Taffarel tehlikeyi önlemeyi başardı ve belki de yeni bir Chelsea faciasını önledi.
Bunların dışında kazanma arzusunu hiç elden bırakmayan bir G.Saray izledik. Okan, K.Hakan, Ümit ve Capone takımlarını sürükleyen isimlerdi. Ortada Suat'ın görevini Emre üstlendi. Bu oyuncunun defansa katkısı iyiydi, ama hücuma yeterli desteği veremedi.
Milan maçında çok şeyler beklenen Hagi ise ne yazık ki ilk yarıda Hakan Şükür'e verdiği yüzde yüzlük bir gol pası dışında ortalıkta gözükmedi.
G.Saray, Milan karşısında bugüne kadar yanına bile yaklaşmayan şansı yakaladı. Capone'nin bütün defans oyuncularının arasından geçerek gelen beraberlik golü, belki de bunun habercisi olmuştu. Hakem Nieto da iyi bir maç yönetti. Hele son dakikadaki pozisyonda Milan'a karşı o penaltıyı çalmak her babayiğidin harcı değildi.
G.Saray, son iki maçtaki futbolunu, mücadelesini Şampiyonlar Ligi'nin başında gösterseydi, gruptan lider olarak çıkmamız hiç zor olmayacaktı. Ama sonuçta Milan'ı devirmek, UEFA'yı yakalamak da hiç küçümsenmeyecek bir başarı oldu. Ve milletçe sevince boğulduk.