Çünkü Cumhurbaşkanı'ndan tutun, parti gruplarına, ordan da sivil örgütlere kadar, geniş bir yelpaze -belki de yıllardır ilk def'a- parlamentoyu sahiplenen ortak bir tavır sergilediler... Hukuk'un üstünlüğü'ne dair gayet medeni ataklar da gördük.
Ayrıca PKK'lıların -jest için dahi olsa- guruplar halinde silâhı bırakması ve genel tavrını yumuşatması, -eğer biz istersek- normal'e dönüş'ün güzel belirtileridirler.
Üstelik, Avrupa'dan da iyi işaretler geliyor.
Türk-Yunan ilişkilerinde bile halkların barış köprüsü, diplomasiyi fersah fersah aşıyor.
Normal'e dönme'nin tam zamanı.
Ne var ki, Cumhurbaşkanlığı seçimine şurada topu topu 6 buçuk ay kaldığı halde nasıl bir seçim yapılacağını bilmiyoruz.
- Halk mı seçecek, meclis mi?
Belli değil.
Eğer Demirel'in süresi uzatılacaksa bile, yine Anayasa değişikliği gerekiyor. Ortada hiç bir hazırlık yok... Nerede Siyasi Partiler Kanunu?.. Nerede Seçim Kanunu? Somut bir şey yok. Yaprak kıpırdamıyor.
Çok yönlü ve kararlı adımlar lâzım. Merve Kavakçı'nın hukuki durumunu böyle muallâkta mı bırakacağız? Meclis, kendi iç tüzüğüne hâlâ net bir cümle koyamıyor...
Bakanlar Kurulu ise en kolay yolu seçiyor... O zaman da işte, hile'ye karşı hülle doğuyor. Ne gerek var bunlara?
Biz, ilk def'a parlamentomuza sahip çıktık, şimdi de parlamento rejimi rayına oturtsun.
Önce normal'e dönelim.
Artçı şok'lar sonra gelsin.