


Radyoya mahkžm olmayýn!
Radyocularýn "Sayýmýz üç bini geçti.." demesine kulak asmayýn, hükümleri üç beþ büyük ilde geçerli, taþrada eliniz üç beþ istasyona mahkžm.. Onlarýn müzik diye seçtiðini dinleyeceðime, kelebekli koyun meleþmesini dinlerim daha iyi..
Bir süredir terki mekân eyledim.. Havalý minibüsümle orayý burayý turluyorum.. Ýnsan seferi olunca yolda kalmayayým, diye arabasýna daha bir dikkat ediyor.. Bir nevi teyakkuz hali..
Türkiye Cumhuriyeti karayollarýnda Tutti kabilesinin kurallarý geçerli olduðundan yola dikkat kesilmiþiz.. Eeee! Uzun yola müzik de lazým ki uyuklamayalým..
Tecrübeli þoförüz! Uzun yolda radyo dinlemek zor olacaðýndan yeðenimiz Beran'a "Bana bir kaset yap! Karýþýk olsun.." dedik.. Bizim ki ukâlâlýk edecek ya "Limonlu mu sirkeli mi olsun?" diye sordu..
Espri ile karýþýk bizim müzik tercihimizle kafa buluyor.. Sanki "Ortaya þöyle karýþýk bir salata yapalým.." demiþiz, onu cezalandýrýyor..
***
Anlamazlýða gelip "Karýþýk bir þeyler yap iþte.. Ýçinde Türk Sanat Müziði olsun, biraz da Caz koy.. Türküyü de unutma.." diye bir format verdik.. Neleri sevip, neleri sevmediðimi zaten kendisi de biliyor..
Oturup kayýtlarýný yapmýþ.. Hazýrladýðý kaseti yola çýkarken elime tutuþturdu.. Biz de yola çýktýðýmýz zaman arabadaki teybin aðzýna kakaladýk..
Ýlk parça iyiydi.. Müzeyyen Senar'ýn aðzýndan "Aman ormancý.." þarkýsýný dinledik.. Hem direksiyon sallýyoruz, hem de kýymetli sanatçýmýza vokal yapýyoruz.. Bitti, ikinci parçaya geçtik..
Geçmemizle de Beran efendiye güvenmekle iyi edip etmediðimizi sorgulamaya baþladýk.. Bir rock þarkýsýný kayda almýþ.. Ben hâlâ iyi niyetliyim.. Ýçimden "Eh!" dedim.. "Seçip koyduðuna göre.. Ben anlamýyorum ama.. Vardýr bir özelliði.."
Ayýlana rock, bayýlana..
Üçüncü parça yine rock.. Onu da dinleyip "Tövbe estafurullah.." lafýyla uðurladýk..
Dördüncü parça yine ayný.. Hele ondan sonrasý daha da beter.. Tekno müzik dedikleri cinsten.. Oðlan belli ki bizden "Ders çalýþ.." dememizin intikamýný almýþ..
Teybi kapatayým, diyorum, yolda uyku basýyor.. Radyoyu deniyorum, cýzýrtý.. "Tekno, mekno.. Dinleyeyim anasýný satayým.." dedim kendime.. "Ucunda ölüm yok ya!"
Rock neyse de bu "tekno müzik" dedikleri baþka bir illet..
Bir grup adam eline olmadýk metal eþyayý alýp birbirine sürtüyor.. Sýrf metal sürtüþtürmekle beste yapýlmayacaðýndan, aralarýna bir de gitar veya dümbelek alýyorlar..
Hep birlikte bostanda karga kovalar gibi ses çýkarýyorlar.. Oluyor size tekno müzik.. Meraklýsý da çok! Hele bizim memlekette.. Daha teknolojinin tamamý memlekete girmeden müziði, bizim sýnýr boylarýndan içeri girdi, taraftarý bile türedi..
***
Geçen hafta az daha yüreðim yarýlýyordu.. Bizim gazeteye bir haber koyup, üzerine "Zülfü Livaneli'ye tekno ödülü" baþlýðýný atmýþlar.. Haberi görmemle "Gözünüz kör olmasýn teknocular, dað gibi adamýn baþýný yediniz.." diye dövünmem bir olmuþtu..
Meðer Zülfü tekno ödülü deðil, (tenco) denilen ödülü almýþ.. Bizim gazetenin müzik editörü de bu iþlerden ancak benim kadar anladýðýndan baþlýðý öyle atmýþ..
Görünce baþlýðý tersinden algýlamamýn sebebi bu.. Ne bileyim, Zülfü kalbi temiz adamdýr, herkesi kendi gibi sanýr.. Alýp götürürler bir yere, içkisine hap atýp tekno da okuturlar rock da..
"Krank.. Krank.." sesleri..
Her neyse.. Biz Beran efendinin kurbaný olarak o kaseti dinleye dinleye yola devam ederken arabadan "Krank.. Krank.." diye bir takým sesler gelmeye baþladý..
Kulak kesiliyorum.. Yolun böyle kasisli, engebeli yerine girip çýktýðýmýzda çýkýyor.. Hani bir metal aksam ortasýndan kýrýlmýþ da birbirine sürtüyormuþcasýna bir ses..
Bir süre sonra kesildi ama benim evham da büyüdü..
Yol üzerindeki ilk yerleþme merkezinde bir tamirci arayýp, arabayý kapýsýna çektim.. Derdimi anlattým.. Adam motoru açtý, bir þey bulamadý.. Yanýma oturup arabayla iki tur attýrdý.. Ses seda yok..
- "Valla ben bir þey göremedim ama siz yine de servisine bir baktýrýn.." dedi..
Biz de gözümüzü karartýp yola koyulduk.. Onbeþ yirmi dakika sonra ayný sesler baþladý;
- "Krank.. Krank.."
Dikkat ettim yol yine bozuktu.. Ýki üç dakika sürdükten sonra sesler kesildi.. Ama tamamen deðil.. Yaklaþýk kýrk dakikalýk periyotlarla yine baþlýyor..
***
Yazlýða kapaðý zor attýk.. Ertesi gün arabadan anlayan iki komþu ile birlikte minibüsü adeta elden geçirdik.. Daha sýfýr sayýlacak bir araba.. En küçük bir sorun yok.. Ses de çýkmýyor..
Komþulardan biri "Yolda arabanýn altýna bir tel yumaðý filan takýlmýþ, arada bir vurmuþtur.. Sesi çýkaran odur.." dedi, içim biraz rahat etti..
Gerçekten de arada sýrada köyün çarþýsýna inmek için arabaya biniyorum.. Ne kadar kulak kesilirsem kesileyim ses filan yok.. Artýk ben de tel gibi bir þeyin þasiye alttan vurduðuna inanmaya baþladým..
Düne kadar da fikrimi bozmadým.. Dün gazete almak için köye inerken aklýma esti, teybin düðmesine bastým.. Bir eyyam gittim ki yine o "Krank.. Krank.." sesleri.. Uzun yolda deðiliz ya bu kez paniklemedim..
- "Ses arabanýn neresinden geliyor, iyicene anlayayým.." deyip teybi biraz kýstým.. "Krank.. Krank.." sesi de kýsýldý.. "Ulan yoksa.." diyerek sesi açtým.. "Krank.. Krank.." sesi de yükseldi..
O vakit anladým ki ses arabadan deðil, bizim Beran'ýn doldurduðu bantta yer alan tekno parçadan geliyor..
Solisti bir þey cýyaklýyor, orkestradaki adamlar da metali metale sürtüp ritm niyetine "Krank.. Krank.." sesini çýkarýyorlar.. Ýçim hem rahatladý hem de intikam hisleri ile doldu..
Döndüðümde seninle hesaplaþacaðýz Beran!
Ceza olarak tam bir hafta Ýbrahim Erkal çalacaðým.. Her parçasýnýn üzerine de bir ölçek Küçük Ýbo!