kapat

31.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Kitapçıda..

TÜRKİYE'de kitap, insanların ortalama gelir düzeylerine göre fazla ucuz değil. 2-3 milyon liradan aşağı kitap yok.

BÖYLE olunca kitap alırken seçici davranmak zorunda kalıyorsunuz. Örneğin, yabancı bir yazarın kitabı ise, içeriğinin öneminden emin olsanız bile, "Acaba çevirisi iyi mi?" kaygısı duyabiliyorsunuz. Çünkü çeviri yaparken yabancı dili iyi bilmek yetmiyor; Türkçeyi de en az onun kadar iyi bilip iyi kullanabilmek gerekiyor. Her çevirmende bu yetenek bulunmuyor. Milyonlarca lira ödediğiniz kitabı bozuk Türkçesi yüzünden okuyamıyor, kaldırıp bir kenara atıyorsunuz.

GÖNÜL istiyor ki kitapçıdaki elemanlar size yardım etsin. Kitabın konusu ve yazarı hakkında bilgileri olsun. En azından hangi rafta bulunduğunu bilsinler. Batılı ülkelerde bu böyledir; kitapçı tezgahtarları birer "biblioman", yani "kitap uzmanı"dır; kitapların özellikleri üzerinde müşteriye geniş bilgi verecek kültür donanımına sahip kişilerdir. Bizde kazın ayağı böyle değil.

GEÇENLERDE iki kitap almak için Kadıköy Bahariye Caddesi'nde, Sakızgülü Sokağı'nın başındaki Avrupai görünümlü kitapçı dükkanına girdim. Ünlü bir yayınevinin adını taşıyan, belki de o yayınevine ait olan dükkanda raflara gerçi, "kitapların konularına göre ayrıldığı" izlenimi veren etiketler asılmıştı; ama bir sallapatilik hakimdi. Aradıklarımı orada bulamayacağımı anlayınca tezgahtaki hanıma "Falanca kitaplar var mı?" diye sordum. "Var" veya "Yok" diyeceğine, "Yazarları kim?" diye sordu. Söyledim. Oysa sorduklarımın ikisi de "çok satanlar" listesinin başında gelen kitaplardı. Böyle iddialı bir kitabevinin elemanı, yazarlarını sormadan bunları bilmeliydi. Tezgahtarın parmakları önündeki bilgisayarın tuşlarında gezindi, gözleri uzun zaman ekranda takılı kaldı, sonra "Aradığınız kitaplardan biri var, öteki yok" dedi.

"VAR" olan kitabı "konuya göre tasnif edilmiş" raflardaki alakasız bir öbeğin içinde buluncaya kadar akla karayı seçti, fiyakalı bir kraft torbaya koyup uzattı. "Teşekkür ederim, hoşçakalın" şeklindeki veda sözcüklerime derin bir suskunluk ve boş bakışlarla yanıt verdi.

KÜLTÜR kenti İstanbul'daki bir kitapçı maceramı böylece noktalayıp temiz havaya çıktım.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır