Uzunca süren bir festivalden yurda dönünce beni çok üzen ve de çok sevindiren şeylerle karşılaştım.
Değerli yazar-gazeteci Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesine her sağduyulu insan gibi ben de çok üzüldüm. Ailesine, Cumhuriyet Gazetesi'ne, tüm laik-demokrat kesime başsağlığı diliyorum.
Beni en çok heyecanlandıran şey ise İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın hazırladığı yerel yönetim yasa tasarısı oldu.
Tantan'ın geçen seçimlerde Mesut Yılmaz'ın bir çalımıyla İstanbul belediye başkan adaylığından uzaklaştırılmasına hep üzülmüştük, İstanbul adına... Ama herşeyde bir hayır var derler ya... Galiba İstanbul'un kaybettiğini tüm ülke kazandı. Tantan bizim politika hayatımızın son yıllarda görmediği kadar dürüst bir adam. Herşeyin üzerine gitmeye kararlı gözüküyor. En son Erol Evcil'in yakalanmasındaki rolü üzerinde ayrıca durulmayı gerektirecek kadar önemli.
Ama onun hazırlattığı yerel yönetim tasarısı, eğer kanunlaşırsa, en büyük başarısı olacak. Onun ve bu hükümetin... Ve ülkemizin binlerce insanını kaybettiği depremden arta kalan en hayırlı şey ve bu felaketten gereken dersi aldığımızın bir belgesi olacak.
Neler içermiyor ki bu tasarı... İmar planlarının halka açık olmasından kaçak yapıların cezalandırılmasına, korsanlığa ve talana belediye hizmetlerinin götürülmemesinden satış yasağı getirilmesine, il gelişim planlarından yerel yönetim denetmenlerine, yerel yönetimlerin genel vergiden aldıkları payın artmasından Batı'daki gibi gerekli hemşerilik vergilerine... Sayısız yeni öneri, buluş, kurum ve mali kaynak içeriyor bu tasarı.
Ve en önemlisi, kentlerimizin, toprağımızın, doğa ve tarımımızın canına okuyan, kişisel ve zümresel çıkarlar için tüm bir toplumun geleceğini tehlikeye atan bir gidişe ilk kez radikal biçimde dur demeyi deniyor. Çocuklarımıza yaşanacak bir vatan bırakmayı ve çağdaş bir kentleşmeyi öneriyor. Daha ne olsun ?
Elbette kimi maddeler tartışılabilir. Kimi değişiklikler yapılabilir. Ama dileğim, bu önemli tasarının bildik çıkar ve avanta cephelerine çarpmaması, toptan bir blokaja uğramaması, kısır siyasal kaygılara kurban edilmemesi. Eğer gerçekleşirse, bu reform yalnızca Tantan'ın veya ANAP'ın değil, tüm demokrasi ve çağdaşlaşma tarihimizin onur sayfalarına yazılacak.
Basınımızın da bu önemli tasarının peşine düşmesini ve onun önümüzdeki günlerdeki macerasını yakından izlemesini dilerim.