kapat

24.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ ŞEN(alisen@sabah.com.tr )


Tek çare demokrasi

Kışlalı gibi, değerli fikir adamlarımızın öldürülmemesi için çarenin tam demokrasi olduğunu düşünüyorum. AB'ye gireceksek bunu zaten yapmamız gerekiyor

İnsanın onuruyla yaşayabilmesi için en iyi rejimin demokrasi olduğu ortadadır. Demokrasinin tam işlediği ülkelerde siyasiler az hata yapar, karanlık işler az olur. Değişik sistemler olmadığı için sistem çatışması olmamaktadır. Değişen siyasi iktidarlar, toplum kurallarıyla temelinden oynayamamaktadır. Demokrasilerde iktidarı devamlı elinde tutan güç halktır. Seçimlerle iktidara gelenler de, devamlı olarak halka hesap vereceklerinden kendilerini de, ülkeyi de dikkatli yönetirler.

En iyi demokrasi sistemi Amerika'da uygulanmaktadır. 180 yıldır aynı anayasa ile yönetiliyorlar. Kovboylar da, Kızılderililer de, aya giden astronotlar da aynı anayasa ile yönetildiler. Yanlış yapan başkan da olsa, general de olsa, CIA veya FBI da olsa, kanunsuzluk yaptığı durumlarda kendisini hakim karşısında buluyor. Çünkü kendisinden hesap soran halk var. İşte çoğunluk sistemi, işte tam demokrasi. Ve Amerika'nın güçlü olmasının temeli de budur.

Türkiye, Ortak Pazar'a alınmıyor diye kızıyoruz. Suikastler hangi ülkelerde oluyor? Siyaset hangi ülkelerde kana bulanıyor? Düşünceler nerelerde ceza alıyor? Ülke yönetiminde kendilerini çelik zırh ile koruyup kimselere hesap vermeyen kurumlar hangi ülkelerde var? Tabii ki demokrasilerin olmadığı ülkelerde. Halkın iktidarları sorgulayamadığı ülkelerde, yani demokrasinin az olduğu veya hiç olmadığı ülkelerde.

Bir gün AB'ne girersek, hayatımızda çok şey değişecek. Anayasamızın büyük ölçüde değişmesi gerekmektedir. Hukuk sistemi tamamen değişecektir. Bu kez de "Özgürlüklerimiz elden gidiyor, bu birliğe girmeyelim" diyecek insanlarımızla uğraşacağız. Düşüncelerin uzlaşmadığı ülkelerde, suikastler olabilmektedir. Halkın kontrolünün olmadığı ülkelerde de devlet ihalelerinden sokakta satılan sakızın kalitesine kadar her şey çürük olabilir.

BOŞ LAFA GEREK YOK
Kışlalı çok sevilen bir insandı. Devlet, herkesin peşine bir koruma veremez. Bir insanı öldürmeyi kafasına koyan kişi, şöyle ya da böyle onu gerçekleştirir. Sonradan söylenen "İntikamını alacağız, kanı yerde kalmayacak" gibi klasik ve boş laflar insanların kızgınlığını çekecektir. Gerçi, ülkeyi yönetenlerin bu kelimelerin tersini herhalde diyecek halleri yoktur.

Türkiye için tek çare var, tam demokrasi sisteminin oturması. Ülkemizde yaşayan insanların mozaiğine baktığımızda, bu kolay olmayabilir. Ancak, AB'ne girmek istediğimize göre bütün bu zorluklara katlanmalıyız.

Tam demokratik rejimlerde fikir çatışmaları hiç silah ile halledilmiyor. Her türlü fikir, düşünce belirtme özgürlüğü olduğu için, halkın çoğunluğunun dediği oluyor. İtalya'da, Kızıl Tugaylar'ın Aldo Moro'yu öldürmesinden sonra siyasi suikast yok. İsveç'teki Palme cinayeti, ülkede fikir çatışması olmadığı için sebepleri hâlâ izah edilemeyen bir cinayet olarak kalmıştır.

ÇARE BELLİ
Tam demokrasilerde her türlü düşünceye yer var. Sakıncalarıyla beraber, ülkemiz için tek çare tam demokrasidir. 1960 ve 1980 darbelerinin getirdiği Anayasaları, aydınlarımız hep beğendi. Şimdi Avrupa'ya uygun, tam demokrasiyi getirecek yeni Anayasa mı lazım? Halk oyu ile seçilenlerin demokrasiyi tam oturtamadıkları bir ülkede, darbe ile gelecek rejimin demokrasiyi oturtması iddiası da gülünçtür. Ama ülkemizde bunlar oldu.

Düşünce özgürlüklerinin serbest olacağı yarı demokratik ülkelerin, tüm demokrasiye geçerken, büyük sancılar yaşadıkları da bir gerçektir. Ancak, sancı olmadan sağlıklı bebek doğmuyor. Fikir sellerini hiçbir set, hiçbir silah durduramaz. Fikirlerin, silahlarla durdurulamayacağı da anlaşılmıştır. Tek silah, yasakların kalktığı, herkesin düşüncesini serbestçe belirteceği demokratik rejimdir.

Kışlalı gibi, değerli fikir adamlarımızın öldürülmemesi için çarenin tam demokrasi olduğunu düşünüyorum.

HER pazar, basit gibi görünen ama günlük hayatımızda çok önemli yere sahip son yüzyılın buluşlarını yazacağım.

Bence insanoğlunun en önemli buluşu elektriktir. Elektiriğin icat edilmesini, televizyon, radyo, röntgen, bilgisayar, Internet, nükleer enerji sistemleri, elektrik motorları vs. gibi insanın yaşamında çok önemli yer tutan buluşlar takip etmiştir. Ancak ben, yeni yüzyıla girerken, bu yüzyılın buluşlarından bahsedeceğim. Bugün konumuz uçak.

Havadan ağır olan, kendi hareketinden doğan hava basıncının gövde ve kanatlarına yaptığı etki ile havada tutunarak uçan alet. Havada bir uçak gördüğümüzde hâlâ, binlerce, yüz binlerce ton ağırlık nasıl uçuyor diye merak ederiz. Kısa bir uçuş için ayaklarını yerden ilk kesen kişinin Clement Ader mi, Wright Kardeşler mi veya Rus Popov mu olduğu hep tartışılır. 9 Ekim 1890'da, Ader'in, tekerlekleri birkaç metre yerden kesmeyi ilk kez başardığı sanılmaktadır. Ancak Orville ve Wilbur Wright Kardeşlerin gerçekleştirdiği "Wright Flyer" adlı uçak, 17 Aralık 1903'de, 59 saniyede 255 metre uçmuştur. Bu dünya tarihinde düz bir yüzeyden, uçağın motoru dışında herhangi bir yardımcı kalkış aleti olmadan havalanarak, motorlu ve denetimli, ilk insanlı uçuşunun gerçekleştirildiği büyük gündür.

ŞAHİN İLHAMI
Wright Kardeşler, yazdıkları kitaplarda, şahinlerin uçuşundan yararlandıklarını anlatmışlardır. Şahinlerin, havada yan yatma hareketlerini, kanatlarını vurarak gerçekleştirdiklerini fark eden kardeşler, bunu buluşlarına uygulamışlar. O tarihten bu yana, uçaklar sürekli geliştirilip, üst üste iki kanatlı, üç kanatlı ve dört kanatlı uçaklardan tek kanada, pervaneli iticilerden turbo reaktörlere, ses altı hızlardan ses üstü hızlara geçilmiştir. İlk uçak kazası da 17 Ekim 1908'de meydana gelmiştir. Orville, yolcusu teğmen Selfridge ile uçarken mekanik bir arıza yüzünden düşen uçaktan yaralı olarak çıkarılmış. Selfridge ise yaşamını yitirmişti. Bu ilk uçak kazası ve ilk ölen uçak yolcusuydu.

Haftaya: Doğum günlerinde niye mumları söndürürüz?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır