kapat

24.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Güle güle Kışlalı...

Ahmet Taner Kışlalı'nın naşını Meclis'e getirdiler. Halk, cumhurbaşkanı ve milletvekilleri Cumhuriyet şehidini saygıyla selamladılar.

Kimi alkışladı, kiminin dilinde bir fatiha vardı.

***

Sonra, İletişim Fakültesi'nde öğrencileriyle kucaklaştı. Gençler örnek aldıkları bir simge insanın sona erdirilmiş yaşamının değerlerini yüceltirken, uğranılan menfur saldırıyı kınadılar. Hepsi vakur, sabırlı ve inançlıydı.

Kimi alkışladı, kiminin dilinde bir fatiha vardı.

***

Sonra, Kültür Bakanlığı'nın düzenlediği törende, Türk sanatının ustaları ile kucaklaştı. Onu Türkiye'nin kültür varlığını tartıştığı günlerdeki duyarlı ve kararlı haliyle selamladık.

Perde kıvrımlarına asılı kalmış repliklerde bir düşünce ve sanat adamının Türk kültürüne katkısını teslim eden kadirşinaslığı gördük. Ebediyete intikalin geride bıraktığı hizmetlere şükranlıklarımızı sunan hüzünle gözlerimiz yaşardı.

Kimi alkışladı, kiminin dilinde bir fatiha vardı.

***

Sonra yıllardır çalıştığı gazetesine, Cumhuriyet'e gelindi.

Kışlalı'nın toplumlara malolan simgesel kimliği ve değeri, Cumhuriyet sayfalarına yansıyan mücadelesidir.

Kışlalı, evrensel değerlerin yüceliğinden yola çıkan ve kültürümüzde kutsalın ve ulusallığın yeniden keşfini amaçlayan mücadelesini bu sütunlarda sürdürdü.

İnsanları mutlu edemeyen ideolojilerin çatışmasında, uzlaşılabilecek ortak ahlaki değerleri bu sütunlarda savundu.

Düzensiz gelişen ve halkını tehdit eden her ekonomik hareketin bir disiplin içinde kavranmasının savaşını bu sayfalarda verdi.

Moral değerlerden yoksun kalmış bir demokrasi iddiasının ne denli sığ ve boş olduğunu bu sütunlarda anlattı.

Cumhuriyet'te yazdıkları yeniden değerlendirilirse iki konu hemen dikkat çekecektir. Birincisi, Türk ulusu için planlanmış mükemmel ölçekte bir Türkiye kültürü programı, ikincisi evrensel kabule ulaşmış değerlerde Türkiye için bir medeni ahlak projesi...

Bu iki hedefin ikisi de, toplumun bütün kesimlerince kabul edilen gerçekçilikte ve nitelikteydi.

Bu iki hedef, hiçbir zaman amacındaki değerlerden sapmadı. Ne bilgiçlik taslayan kuru bir kültür tebliği sundu, ne kendini tekrar eden bir ahlak vaazı verdi. Bu iki hedefin merkezinde daima Türk halkı vardı...

***

Ve sonunda "bir namazlık saltanatın tahtına", musalla taşına kondu. Hep bir ağızdan Allah'ın yüceliğini idrak eden ikrar huzurunu yaşadık: Allah-u ekber...

Bir mistik şuur, bir vicdan hukuku, bir ahlak ilkesi ve bir tevekkül hükmüyle Kışlalı'yı ebediyete yolculadık.

Kimi alkışladı, kiminin dilinde bir fatiha vardı.

***

Ve sonra toprağa verdik...

Türk ulusunun özgürlük ve mutluluk anlayışında olgunlaştırmayı hedefleyen Kışlalı'yı bu mücadelenin en duyarlı noktasında kaybettik.

Toprağa verdiğimiz değer bu mücadelenin bedeniydi...

Özü içimizdedir. Meclis'in merdivenlerinde, fakültenin koridorlarında, tiyatronun fuayesinde, Cumhuriyet'in sayfalarında, musalla taşının o taht misali soğukluğunda ve toprağın sıcak bağrında bunu gördük...

Kimi alkışladı, kiminin dilinde bir fatiha vardı.

***

Bir konferansındaki tanımlamasını bütün canlılığı ile hafızamda yaşatıyorum. "Demokrasi egemenliğin kime ait olduğunun tespitidir; cumuhriyet bu egemenliğin nasıl icra edileceğinin hukukudur. Birinde yurttaşın, ötekinde devletin ahlakını tarif ederiz..."

Ahlakını tarif ettiği devlet inşallah katilini bulur...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır