


Kemer sıkma üstüne
Popülist söylemin en tipik tezahürlerinden biri kemer sıkma edebiyatıdır.
Bu yıl çok kullanılacağını sanıyorum. Neden? Çünkü hükümet yeni bütçede IMF'nin talep ettiği şekilde kamu açığını küçültmeye çalışıyor.
Son cümlede klasik popülizmin iki temel düşmanını birden bulabiliriz. Biri IMF'dir. Eskiden beri IMF'nin popülistlerle arası iyi değildir. Ekonomiye istikrar gelmesi için önerdiği çözümlere karşı çıkılır.
Diğeri bütçe açığının kapatılmasıdır. Aslında popülistlerin denk bütçeye teorik olarak itirazı yoktur. Sadece bu amaçla kamu harcamalarının kısılmasına yada vergilerin arttırılmasına karşı çıkarlar. Bunları yapmadan bütçe denkliğinin nasıl sağlanacağı sorusu açıkta kalır.
Bugün ben de kemer sıkma edebiyatına katkıda bulunmaya karar verdim. Ancak, farklı bir yöntem izleyeceğim. Kim kimin kemerini sıkacak? Ona bakacağım.
Devlet ve toplum
Bu amaçla ekonomiyi iki ana kategoriye ayıralım. Biri devlet olsun. Devletin yaptığı harcamalardan yararlanan herkesi bu kategoriye koyalım. Yani Çetin Altan'ın "hazineden geçinenler" dediği vatandaşlarımız. Öbür tarafta da geri kalan Türkiye olsun.
Bu iki kalemin toplamı milli gelire eşittir. Neticede milli gelir ya devlete yada topluma gidecektir. Bu durumda kemerleri sıkma kavramını daha net şekilde tanımlayabiliriz. Taraflardan birinin harcamaları azalırsa, onun kemeri sıkılmaktadır.
Ekonomideki büyümeyi de analize katabiliriz. Milli gelir büyüyorsa, her iki tarafın harcamasını arttırması mümkündür. Milli gelir azalıyorsa, en az birinin harcaması mutlaka azalmalıdır.
Önce 1999'a bakalım. Bu yıl milli gelirin 1998'e kıyasla yüzde 3 küçüleceği tahmin ediliyor. Devletin harcamaları ne olmuş? Faizleri işi karıştırdığı için onları unutalım. Sadece faiz dışı harcamalara bakalım.
Çok ilginç. Faiz dışı harcamalar yüzde 12.9 artıyor. Demek ki devlet kendi kemerini hiç sıkmamış. Hatta birkaç delik bollatmış. Bunu nasıl yapmış? Topluma iyice kemer sıktırarak.
Hazineden geçinmeyenlerin kemer sıkması katmerli. Hem milli gelir düştüğü için, hem de devlet kemer gevşettiği için harcamalarını azaltmak zorunda kalmışlar. Bunu bir kural olarak vazedebiliriz. Müsrif devlet toplumun kemerini sıkar.
2000'de ne olacak?
Yeni bütçeye bu açıdan bakalım. Bu yıl ekonominin yüzde 5.5 büyüyeceğini varsayılıyor. Hükümet bütçeyi yaparken çok tasarruflu davrandım diyor. Sayılar bunu doğruluyor mu?
Doğrulamıyor. 2000 bütçesinde kamunun faiz dışı harcamalarının reel artış hızını yüzde 6.5 buluyoruz. Tekrar hatırlatırım: bunda iç ve dış faizler yok. Milli gelir yüzde 5.5 büyürken faiz dışı kamu harcamalarının yüzde 6.5 artması kemerleri sıkmak mıdır? Buna evet demek çok zor.
O zaman bütçedeki düzelme nereden geliyor? Vergilerdeki artıştan. Sıkı durun. Bütçe vergi gelirlerinin reel yüzde 18.6 yükselmesini öngörüyor. Bunun ne anlama geldiği son derece açık.
2000'de milli gelir büyüyecek. Ama milli gelirdeki artış toplumda kalmayacak. Büyük bölümü vergi halinde devlete gidecek. Böylece hazineden geçinenler gene kemerleri sıkmadan durumu idare edecekler. Çünkü toplumun kemerini sıkacaklar.
Yukarıdaki sayıların çok iyi anlaşılmasında büyük yarar var. Devletin kemerini sıkmaya hiç niyeti yok. IMF "kemerini sık" deyince üstüne alınmıyor. Hemen dönüyor ve toplumun kemerini sıkmaya başlıyor. İşin özeti böyle.