kapat

24.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Washington ve asker” darbe...

Pakistan'daki askeri darbe Amerika'da sonuçları anlamlı olacak derin ve kapsamlı bir tartışmayı harekete geçirdi.

The New York Times köşelerinde pişmeye başlayan eleştiri ve tahlile, çok geçmeden The Washington Post da katıldı. Gazetenin 20 Ekim tarihli sayısında "Pakistan, Amerikan İdeallerini ve Çıkarlarını Sınava Sokuyor" başlıklı yazı şöyle başlıyordu:

"Genelkurmay Başkanı General Pervez Müşerref'in beklenmedik biçimde iktidara askeri el koyuşu, Amerikan karar vericilerini, Soğuk Savaş'ın son yıllarından bu yana yüzyüze gelmedikleri bir ikilemle başbaşa bıraktı: Amerikan güvenlik çıkarlarını, Amerikan demokratik idealleri ile nasıl dengelemek gerekir."

Gazetenin aynı günkü başyazısı ise "Kurtarıcı Fantezisi" gibi gayet ironik bir başlıkla yer almış ve giriş paragrafında şu çarpıcı ifadeleri kullanmıştı:

"Pek azımızın, beyaz atı üzerindeki adamın baştançıkarıcı imajına bağışıklığı vardır. Beyaz atına binerek kurtarmaya giden, yolsuzluğa bulaşanları ve dar-görüşlüleri temizleyerek barış ve düzeni sağlayacak olan bozulamaz lider imajı".

Bu duyguyu gayet iyi biliyoruz. Bizim toplumumuzda da, "beyaz atının üzerinde yolsuzlukları bir kılıç darbesiyle temizleyecek, adı hiçbir kirli işe karışmadığı gibi, karışması da mümkün olmayan o vatansever güçlü adam"ı bekleyenlerin sayısı az değildir. Böyle bir adam yoktur. Ama kendini o adam zanneden epey sayıda "kurtarıcı adayı" vardır. Sayı arttığı ölçüde, fraksiyonlar da bollaşır ve tabii kurtarıcının bir kişi olması gerektiği için fraksiyonlar arası rekabet de kızışır. Böyle bir adam yoktur ama öyle olmayan "kurtarıcı adayları"ndan herhangi birinin etrafında kenetlenen yalaka sürüleri de boldur. Böyle bir durumun ne kadar berbat bir sonuca ve niçin yol açacağını başyazı şu cümlelerle gayet açık biçimde anlatıyor:

"General'in (Pervez Müşerref) demokrasinin ne zaman ve nasıl tekrar iade edileceğini açıklaması gerekiyor. O, tam tersine, öncelikle çözülmesi gereken, yolsuzluk, bozuk bir ekonomi, kanun ve nizam hakimiyetinin çökmesi ve bunlar gibi bir dizi sorun sıralıyor. Meslekten asker olan bir adamın, elinde belirgin bir yol haritası ve yönetim tecrübesi olmadan bu sorunları kendisinden öncekilerden daha başarılı bir biçimde çözebileceğine inanmak için ortada fazla bir sebep yok. Darbe komplocularının sivil yöneticiler olarak başarı kazandıklarına dair dünyada pek bir model bulunmuyor. Bu bir ölçüde, istisnasız olarak, diktatörlerin etraflarını kuşatan dalkavuklara inanmaya başlamalarından ötürüdür. Denetim mekanizmaları olmadan, siyasi rekabet olmadan, yanlış yaptıkları vakit onları yola sokacak hiçbirşey yoktur." Pakistan'da işlerin yolunda gitmediği ve sivillerin başarısızlığı ortadaydı. Nitekim, başyazı da bunu açıkça belirtiyor:

"Demokrasi 140 milyonluk bu Asya ulusunda başarısızlığa uğramış gözüküyor. ... Benazir Butto ve devrik Navaz Şerif, ülkelerini çok kötü durumda başarısızlığa uğratmışlardır. Gerçekten, Şerif, bir ölçüde demokrasiye karşı darbeye başlamış ve General Müşerref, onu ev hapsine göndererek darbeyi tamamlamıştır. Başbakan, Yüksek Mahkeme'ye, basına ve özgür bir toplum için gerekli çeşitli kurumlara karşı tavır almıştı. Pakistan, seçimlerin demokrasiyi kurmak için yeterli olamayacağını gösteren bir başka örmek teşkil etmektedir."

Bu değerlendirme dahi, ilkeyi terkedip darbeyi meşru görmeyi sağlamıyor. Çünkü ilkeden sapmak, uygulamada besbelli ki dünya çapında yepyeni sorunlara yol açacak. Nitekim, diğer yazıda, bir Amerikalı yetkilinin "Washington'un demokrasinin yeniden tesisi için doğal olarak bastıracağını, zira bunu yapmamanın, dünyanın diğer köşelerinde ihtiraslı generallerin demokratik hükümetlere meydana okumaya kalkışmalarına ilham vereceğinden korktuklarını" söylediği vurgulanıyordu.

Esasen, Madeleine Albright, Amerikan tutumunu özetledi: "Temel mesaj şudur: Amerika, askeri el koymaları veya darbeleri desteklememektedir."

Darbe niyetlilerinin ve darbeye karşı koymaya niyetlilerin dikkatine...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır