- Ya neyle olur, demekle olmaz ki...
- Allah Allah vazgeçtim, anlatma...
- Allah Allah vazgeçtim anlatma, demekle olmaz ki..
- Buraya bak sıktın ama...
- Buraya bak sıktın ama, demekle olmaz ki..
- Kes sesini be, salak..
- Kes sesini be, salak, demekle olmaz ki..
- Bak şimdi çakacağım bir tane...
- Bak şimdi çakacağım bir tane, demekle olmaz ki...
- Öyleyse dur ben sana bir sinek masalı anlatayım...
- Öyleyse dur ben sana bir sinek masalı anlatayım, demekle olmaz ki..
- Öyleyse dur ben sana bir sinek masalı anlatayım, demekle olmaz ki..
- Öyleyse dur ben sana bir sinek masalı anlatayım, demekle olmaz ki...
- Öyleyse dur ben sana bir sinek masalı anlatayım, demekle olmaz ki...
Böylece bizim sinek masalı kitlendi..
Tıpkı faili meçhul cinayetlerde suçluların mutlaka yakalanacağı konusundaki vaatlere, siz:
- Vaadetmekle olmaz ki...
Dediğinizde, Süleyman Bey'in de kalkıp:
- Faili meçhul cinayet ayıptır, vaadetmekle olmaz ki, demesi gibi...
Bektaşiye sormuşlar:
- Militarizme ve hükümet darbelerine yatkın bir savcı, bu eğilimini nasıl kamufle eder?
- Atatürkçü ve laik olma kremasıyla..
- Ya kimse yemezse...
Bektaşi:
- Vallahi bilemem, demiş, ola ki savcı yenir o zaman da...
Bektaşiye yine sormuşlar:
- Laik bir Atatürkçü, laik bir Atatürkçüyü yok edebilir mi?
Bektaşi:
- Biraz bekleyin, demiş, öteki dünyada Talat Aydemir'e sorarsınız bunu...
Anayasa hukuku sınavında profesör, öğrencilere.
- Laik ve Atatürkçü sayılabilecek ülkelerle, sayılamayacak ülkelerden beşer örnek yazınız, demiş.
Öğrencilerden biri Türkiye'yi, laik ve Atatürkçü sayılamayacak ülkeler arasında yazmış.
Hoca, kendisine sözlü olarak nedenini sormuş bunun.
Öğrenci:
- Öncelikle Türkiye "çağdaş uygarlık düzeyine erişememiş bir ülke" olduğu için, demiş; sonra da cami imamlarının çoğu aynı zamanda devlet memuru sayıldığı için..