kapat

24.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )

Milletin cevabı

Ahmet Taner Kışlalı'yı öldüren bomba, asıl bu hâyâsız saldırının sefil emellerini tahrip etti.

Laik ve demokratik cumhuriyetin inançlı savunucusu Ahmet Taner Kışlalı'nın düşünceleri ve kutsal amacı, tabutuna sarılı bayrak gibi sonsuza kadar yaşayacak..

Dünkü cenazede görülen soylu sabrın temelindeki kararlılık bu gerçeği kanıtlıyor.

İhaneti, döktüğü kanda ve saklandığı karanlıkta boğabilecek miyiz? Tek sorun bu..

Türkiye'yi kardeş kavgasına sürüklemek isteyen niyete en güzel cevabı, dün cenazeye bizzat katılan on binler ve televizyonları başında milyonlar vermiştir.

Kışlalı'nın hiç bir yabancı ideoloji ile bozulmamış tertemiz Atatürkçülüğü, askeri ile sivili ile yığınları peşine takmıştır.

Meslek büyüğü ve arkadaşı İlhan Selçuk'un dediği gibi bu bütünlük Kışlalı'ya "son görev" düzeyinde kalmamalı, laik demokratik cumhuriyeti koruma mücadelesinin süreklilik taşıyan bir şartı sayılmalıdır.

Ama bunun anlam kazanması, polisin ve savcıların görevlerini yapmalarına bağlı.

Çağdaş devletin şartı, kendini ve milleti koruma gücünü her durumda kanıtlamaktır.

Faili meçhul siyasi cinayetlerin listesi uzadıkça devlete ve rejime olan güven eriyor.

Güvensizlik devlete, terörün verdiğinden daha büyük zarar veriyor.

Artık halk, devletin karanlıkta kaybolmamasını, suçluların bulunmasını, yolumuzu kesen hainlerin, vampirlerin temizlenmesini istiyor.

Karar günleri
Fazilet Partisi, Kışlalı suikastinin üstlerine yıkılacağı korkusunun tedirginliğini yaşıyor.

O nedenle Kutan, suikaste yönelik tepkisinde alışılmış ölçünün önüne geçti, İslamcı basının ılımlı kanadı aynı ölçüyü sütunlarına aktarmakta gecikmedi.

Ama bu yaklaşım, faili meçhul cinayetler nedeniyle devleti de zan altında bırakan şüpheler sömürülerek yürütülüyor.

Nitekim Recai Kutan, Rackefeller başkanlığındaki Amerikan heyetine yaptığı konuşmada şunu dedi:

"Ne zaman uzlaşmaya doğru gidilse, bunu dinamitlemek için bu tür olaylar çıkarılıyor. Uğur Mumcu öldürüldüğünde de İslamcılar iddiası ortaya atıldı. Ancak kardeşi bile bunun arkasında derin devletin olabileceğini söylüyor. Kışlalı olayı da ona benziyor.."

Bizce toplumun Fazilet'ten beklediği bu değildir. Kutan savunma yapıyor. Onlardan beklenen, din adına şiddet kışkırtıcılığı yapanları açıkça lânetlemektir.

Laik ve demokratik cumhuriyetin savunucularını teröre hedef gösteren kökten dinci basına karşı halkı ve devleti korumak, "Biz dindar insanların partisiyiz" dediğine göre öncelikle Fazilet'in görevi değil mi?

Türkiye'yi kan gölüne çevirerek içinden bir din devleti çıkarma hayali kuran ihanet, maşalarını başka partilerden önce Fazilet'in tabanında arıyor.

Fazilet için artık gün geldi..

Refah'ın yaptığı gibi neyin karşısında olduğunu söylemek onu anlatmıyor..

Neyin yanında; onu göstersin!

Meclisine türbanı sokma savaşı verirken Fazilet kimseyi inandıramaz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır