Şimdi yeni moda bu... Oysa doğrusu, "Kendini bilmek" olmalı. Kendini bilen yalnız sınırlarını değil, sahip olduğu değerleri ve gücünü de bilir. Beşiktaş ahı gitmiş, vahı kalmış İstanbulspor karşısında görevini bilmeden, skor tabelasına bakarak oynadı.
Kalkıp, "Biz bu oyunla şampiyon oluruz" diyeceklerse, kimseyi kandıramazlar. Artık iyi futbol top rakibe geçtiğinde onu seyrederek; bize geçtiğinde yürüyerek oynanmıyor... Şimdi dün gecenin ayrıntılarına bakalım:
1-Maçın ilk yarısında acaip bir "iki dakika" vardı ki, maça damgasını vurdu. 10. dakikada kaleci Haluk topu Nihat'ın önüne düşürdü. Nihat gol yaptı. Santradan sonra Nihat uzaktan vurdu. Top Haluk'un kafasından döndü. Hemen ardından da Haluk yine topu elinden kaçırdı. Bu kez Ertuğrul vurdu, gol oldu.
2-Hengen, ilk geldiklerinde üç Alman'ın içinde futbolu en iyi bilen gibi görünüyordu. Şimdi bütün bildiklerini unutmuş gibi görünüyor.
3-35. dakikada Münch'ün, Mehmet'e "al da at" diyerek verdiği pası Mehmet resmen ezdi. Aklıma hafta içinde kaptanın basına yaptığı açıklama geldi. Mehmet, "30 gol pozisyonuna girip birini bile gol yapamıyorsak, bu ligin sonu iyi olmaz" demişti.... Sonrasında Mehmet de asıl olanın açıklama değil, uygulama olduğunu düşündü ki, ikinci devrede ayağına gelen fırsatı tepmeyip golünü attı.
4-Yasin'in yeteneğine hep güvendim. Ama böyle bir İstanbulspor karşısında sergilenmeyecekse bu yetenek, ne zaman sergilenecek?
5-Biliyorum, bazıları kızacak. "Keşke skor 1-0 olsaydı ama sahada takır takır futbol oynansaydı" diye düşünerek stadı terkettim.