


Eğri oturup...
Pisa
Kule eğrilmese, belki de kimsenin ilgilenmediği bir yapı olarak kalacaktı ama bu hata sayesinde milyonlarca turist çekiyor Pisa kentine.
İnsanlar binlerce kere resimlerini gördükleri eğri kuleyi hayran hayran seyrediyorlar.
Ben de Sanremo'ya giderken yolumun düştüğü Pisa kulesine bakıp bakıp, eğri oturmakla doğru konuşmak arasındaki ilintiyi düşünüyorum.
Bizde nedense toplumsal katmanlarda ve hiyerarşide doğru yerlere oturanlar eğri düşünür de, yaşamında bin bir eğri büğrü bulabileceğiniz insanlarda doğru fikirlere rastlarsınız.
ooo
İnternet çıktı çıkalı, seyahatte bile olsak gazetelerimizi günlük olarak okuyabiliyoruz ya, dikkatimi ne çekiyor biliyor musunuz?
Artık mızrağın çuvala sığmadığı.
Büyük gazetelerimizin manşetleri her gün bir başka pisliği ortaya çıkarıyor.
Öyle izbe ve köhne bir mahzene dönüşmüş ki Türkiye, elinizdeki feneri nereye çevirseniz, oradan yarasalar, akrepler, fareler fırlayıveriyor.
Devlet, deprem yardımlarından maaş ödediğini itiraf ediyor. Daha sonra gelsin işi idare etme, "yanlış anlaşılma" numaraları.
Kapıcı alımından, kreş idaresine kadar çürümeyen mekanizma yok.
Devlet böyle de, toplum daha mı iyi?
Spor aleminde neler olduğunu okudukça yalnız küçük değil, büyük dilini de yutası geliyor insanın.
ooo
Gelin eğri oturup doğru konuşalım: Bizim yeni ve heyecan verici bir "ulusal amaç"a ihtiyacımız var.
Öyle bir amaç olmalı ki bu, hepimizi yepyeni bir heyecan dalgasında birleştirmeli, Türkiye'deki kutuplaşmaları, kamplaşmaları aşmalı ve süfli hırsızlıkları gözden düşürmeli.
Aynen Kurtuluş Savaşı günleri ya da Cumhuriyet'in kuruluş yılları gibi..
Böyle bir amaç olmadan hiçbir toplum ayakta duramıyor.
Yapanın yanına kâr kaldığı, amaçsız insanların günü gün etmeye gayret ettiği ve ayakların baş, başların ayak olduğu bir sistemde yarasalara, akreplere, farelere uygun karanlık ve nemli ortamı yaratmış oluyorsunuz.
Onlar da hata üstüne hata yapıyor, diledikleri kadar çalıp çırpıyorlar.
Bu arada olan Türkiye'ye oluyor: Çocuklarıyla, genç kuşaklarıyla, kentleriyle, denizleriyle, doğasıyla, ahlakıyla, eğitimiyle bütün bir ülke zehirleniyor.
ooo
Gazeteler her gün büyük bir gerçeği vurgulamakta.
Bu ülkede artık doğru giden hiçbir şey yok.
Metro gibi teknik bir iş bile, beceriksizliklerle, yalanlarla, düzmece raporlarla, hatalarla dolu.
Işığı nereye çevirseniz, orası gün yüzüne çıkıyor.
Ya daha ışık vurmamış olan köşeler.
Oralarda neler olup bitiyor kimbilir?
ooo
Tek çare, bir toplumsal amaç çevresinde yeniden örgütlenmek.
Yıkılmış hamamın tası kimseyi temizlemeye yetmiyor artık.
Eski köye yeni âdet gerekiyor.