kapat

20.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Herkes "dimdik" ayakta

Yaşadığımız döneme bakın, hiçbir şeyin hesabı sorulamıyor. Bazen sormak isteniyor, ona da garip bir şekilde kulak tıkanıyor. Hatta daha da vahimi "hesap sorulması" gerekenler zeytinyağı gibi üste çıkıp "dimdik ayakta" olduklarını duyuruyorlar kamuoyuna.

Püf noktası burada. Sesi yükseltip, biraz oportünizm, biraz kabadayılık, biraz hamaset ve biraz da vatan millet edebiyatı ile sıyrılmaya çalışmak.

Son birkaç ayda yaşadıklarımıza bir bakın. Hazine ile ilgili bakan "yolsuzluk söylentilerine" çok üzülüyor ve işi intihar girişimine kadar götürüyor. Ama anında çark ediyor ve her şeyin unutulmasını isteyerek "dimdik ayakta olduğu" ve "göreve hazır beklediğini" bile söyleyebiliyor.

Yıllarca içten içe çürütülmüş, Türkiye'nin en büyük yardım kuruluşu Kızılay'ın ipliği pazara çıkarılıyor, ama bir bakıyorsunuz neredeyse bu eleştirileri yapanlar suçlu sayılacak. Kızılay'daki düzen aynen sürdürülüyor. Eskiden kalma yönetim "dimdik ayaktayız" diyor.

Futbol Federasyonu'nun mafyavari yöntemleri, usulsüzlükler, yolsuzluklar, adam kayırmalar, bazı takımlar aleyhine kurulan tuzaklar bir bir ortaya çıkarılıyor. Kurumun yönetimi utanacağına "dimdik ayaktayız" nutuklarıyla sonuna dek direneceklerini söylüyor.

Sağlık Bakanı insanların tüylerini diken diken eden beyanatlar verip tepki çekiyor. Normal bir ülkede o anda istifa etmesi gereken bir bakan hem hükümet hem de partisi tarafından korumaya alınıyor. Bakan da "dimdik ayakta" olduğunu söylüyor gerine gerine. Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı deprem yardımlarının maaş ödemelerinde kullanıldığını itiraf ediyor. Sonra da "dil sürçmesi" diyor. Depremzedeler için yardımlar toplayan, ama bunun doğru kullanılmasından kuşku duyanları dehşet içinde bırakan bu açıklamanın üstü örtülmek isteniyor. Devlet Bakanı eleştirilere karşı "dimdik ayakta" olduğunu iddia ediyor.

Bütün bunlar kokuşmuşluğun örnekleri. Demokratik bir hukuk devletinde yüzlercesi içinde saymaya çalıştığım birkaç örneğe de gerek yok, sadece bir tanesi bile kıyamet koparır. Bizde ise sanki ölü toprağı dökülmüş gibi.

Göklerde de dostluk
Sivil kuruluşların harekete geçmesiyle gittikçe güçlenen Türk-Yunan Dostluğu'na, şimdi de iki ülkenin uçağını kendi kullanan özel uçak sahipleri bir halka takıyor.

Cuma günü İstanbul'dan ve Atina'dan kalkacak özel uçaklar, Ege'deki Mikonos adasında buluşacaklar.

Bu barış girişiminin fikir babası Korhan Abay. Havada ve denizde gerçekleştirilecek Türk-Yunan işbirliğinin 4-5 milyar dolarlık bir gelir potansiyeli yaratabileceğini söyleyen Korhan Abay "Bir ilke imza atıyoruz, dileğimiz bu dostluk ve işbirliğinin sürmesi" dedi.

Galiba 10-12 yıl önceydi, Korhan Abay pilotluğa merak salmış ve tek motorlu uçaklarla eğitime başlamıştı.

Henüz öğrenci olduğu dönemlerde tek motorlu uçağına beni de alırdı. Ben de az cesaretli değilmişim, o tek motorlu uçakla İstanbul'un semalarında gezerdik. Hatta ara sıra uçağın kontrolünü bana bıraktığı da olurdu. Tabii havadayken uçağı kullanmak bir şey değil, o uçuyor zaten, bir şey yapmaya gerek yok, asıl önemli olan iniş ve kalkışlar.

Korhan Abay, amatörlüğü üzerinden attıktan sonra gitti bu sefer çift motorlu bir uçak aldı, uçuş mesafelerimiz uzamaya başladı. Abay şimdi bu "heyecanlı" hobisini iki komşu ülkenin dostluğu adına kullanmak istiyor. Cuma günü İstanbul Havacılık Kulübü, Bon Air, Top Air, Burak Havacılık'ın 15 kadar tek ve çift motorlu uçağı "barış için" havalanacak. Bir bu kadar uçak da Atina'dan semalara süzülecek.

Şaşırtacak

toplantı

Önümüzdeki birkaç gün içinde Türkiye'nin önde gelen isimlerinden biri evinde yemek verecek. Bu yemeğe evsahibi gibi yine Türkiye'nin çok önde gelen isimleri davetli. Şu ana kadar davetliler arasında "mazeret" bildiren yok. Yani hepsi bu yemeğe katılacaklarını evsahibine bildirmiş durumda.

Peki bu kadar "etkin" kişi niçin biraraya geliyor?

Adı kamuoyunda çok bilinen bir siyasetçi ile konuşmak, kendisini daha yakından tanımak ve siyasi projeksiyonunu öğrenmek için.

Şimdi bu siyasetçinin kim olduğunu merak ediyorsunuz.

Ama bugün söylemeyeceğim. Çünkü bu toplantı gerçekleştiğinde herkes çok şaşıracak. Bu ünlü siyasetçi ile "etkin" kişileri aynı masada görenler "ne oluyor böyle?" diyecek.

Öyle sanıyorum ki bu yemekli toplantı, burada yapılacak konuşmalar ve toplantının daha sonra siyasete bir şekilde yansıması daha da şaşırtıcı olacak.

Kusura bakmayın, ben de televizyonların "az sonra" sloganına sarıldım bugün.

Rating meselesi yani.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır