|
|
LEYLA UMAR(lumar@sabah.com.tr
)
|
  
Erdal Ýnönü Kaþ'ta nasýl dolandýrýldý?
Antalya'ya özlemim oradaki korkunç çirkin yapýlaþmayý ve aþýrý sýcaðý düþünür düþünmez bir anda geçer.
Bu yýl Antalya Film Festivali'nden gelen bir davet sonbahara rastlayýnca binalara bakmamaya çalýþacaðýma dair kendime söz vererek 30 Ekim'de kalkan özel Onur Air'e yetiþtim. Ýlk sürpriz þimdiye kadar hiç binmediðim bu uçaðýn ve hosteslerinin güzelliðiydi. Ama havalandýktan beþ dakika sonra "sigara izni" çýkýnca bir anda filmcilerimizin dumaný ile boðuluyorum sandým.
Daha yolculuðun baþýnda, festivale katýlan sigara tiryakilerinin isteklerine "Evet" diyebilen bir organizasyondan rahatsýz olmaya baþladým. Ve bir hafta boyunca olabilecekleri tahmin ederek alana iner inmez onlara ayrýlan Topkapý Oteli yerine kentin içindeki Dedeman Oteli'ne yerleþtim.Yýllarca önce yine bir film festivali nedeniyle kaldýðým Dedeman'nýn sahibi Murat Dedeman'ý ne zaman görsem hep takýlýr, otelini yenileyip yeni ve görkemli oteller seviyesine çýkarmasýný tavsiye ederim. Antalya gibi sýcak bir iklimde, deniz kenarýndaki bir otelin odalarýnýn halýyla kaplý olmasýna bir türlü akýl erdiremediðim için "Halýlarý sökmeden gelmem" derdim.
Ama Antalya'ya adým atar atmaz açýlýþý bir kokteylle yapýlan ve medyamýzda günlerce hakkýnda övgüler dizilen Topkapý Palas'ý görünce Dedeman bana sadeliðin, sukžnetin güzelliðini hissettirdi. Odalarýn temizliði, personelin sýcak ilgisi, müziðin neredeyse yokluðu, hele denizinin nefaseti bir anda Dedeman'ý gözümde en üst düzeye çýkardý; odamdaki mavi halýlar bile neredeyse sevimli gelmeye baþladý. Antalyalýlar'ýn festival yýldýzlarýný karþýlayýþý, üç bin kiþinin katýldýðý açýlýþ kokteylinin düzensizliði, festivalin nasýl geçeceðine dair ipuçlarýný verdi; 3 gün sonra kendimi Kaþ'a attým. Ve dünyada unutulmayacak bir koyda, "Liman Aðzý"nda harikulâde beþ gün geçirdim.
Dolce Vita
Ýtalyanlar'ýn ünlü filmi Dolce Vita'da gösterilen renkli ve gürültülü yaþamýn tam tersi; müthiþ bir sessizliðin hüküm sürdüðü "Liman Aðzý" Kaþ'ýn tam karþýsýnda ufacýk bir koy. Araba yolu yok; sadece motorla gidiliyor. Koyda sadece iki ev, ufak bir motel, bir de Bilal'in Kahvesi var. Benim davetli olarak gittiðim ev çok yakýn dostlarým Ginesta ve Allesandro Guerrera'ya ait. Yirmi yýldan beri Ýtalyan ENÝ petrol þirketinin Türkiye genel müdürlüðünü yapan A. G. Türkiye Ýstanbul Musevi sosyetesinin güzellerinden Ginesta ile evlidir. Ortaköy'de komþum olan bu çift Cumartesi günleri spagetti âyini düzenler. Birkaç yakýn dostun doluþtuðu mutfakta Alessandro'nun þiirsel bir nitelik kazandýrdýðý bu spagetti âyinini büyük bir dikkatle izler, sonra da iþtahla yeriz.
Birkaç yýldan beri Guerrera'larýn ýsrarlarýna raðmen gidemediðim koydaki harikulade zevkli evlerinde önce, çok özlediðim neþeyi ve renkleriyle insaný büyüleyen tertemiz denizi bulunca kýsa bir süre için Ýstanbul ve deprem bölgesindeki acýlarý düþünmemeye gayret ettim.
Kaþ'ta yas
Guerrerralar'ýn evini bir Amerikalý mimar yapmýþ. Sadeliðin içinde en ince ayrýntýlarýna kadar yöre taþlarýný ve tahtalarý kullanýlmýþ. Musluklar bile eskicilerden alýnmýþ. Ginesta'nýn Horhor'da bulduðu antika demir karyolalarýn üstünde sivrisinek ilâçlarý yerine kullanýlan cibinlikler asýlý. El iþi, Osmanlý motifli yastýklar, yerdeki kilimler, herþey bir Türk evinde olduðunuzu hissettiriyor. 4 Dönümlük arazideki kayalarýn çoðunu muhafaza eden mimar Peter onlarýn ortalarýný çiçeklendirmiþ. Peter'ýn yaptýðý bu ilk evin dýþ basýnda fotoðraflarýný gören dünyanýn en zengin adamlarýndan ve fidye uðruna bir kulaðý kesilip babasýna gönderilen Paul Gates Jr. Peter'a þu sýrada Los Angeles'de bir ev yaptýrýyor. Ev sahibimiz Alessandro, Ýtalya'dan gelen gençlik arkadaþlarýyla girdiði mutfakta yemek hazýrlarken okadar mutlu ki birbirleriyle "þarký" söyleyerek anlaþýyorlar. Ýtalyanlarýn neþesi içimi nekadar ýsýttýysa Kaþ'a indikçe gördüðüm manzara okadar kararttý. Çarþýda karþýlaþtýðým herkes bu yýlýn turizm darbesini yemiþ, kara kara düþünüyordu. Hele bar sahipleri. Fransýzca hocalýðý yapmak üzere Kaþ'a yerleþen Sinan adlý bir genç açtýðý bar deprem nedeniyle kapandýktan sonra turist gezdirmeye baþlamýþ. Çeyrek asýr önce Kaþ'ta kurulan bir kooperatife üye olmuþ, o zamana ve bütçeme göre büyük para sayýlan 10 bin TL yatýrmýþtým. Hiçbir ses seda çýkmayan kooperatifin bizi dolandýrdýðý belli oldu.
Kaþ'taki emlâkçýlar deprem sonrasý arsa ve yapýlarýn yarý yarýya ucuzladýðýný, arzu edersem bana bir iki düþeþ yer gösterebileceklerini söyledi. Cin çarpmýþ gibi irkildim ve baþýmdan geçeni anlattým. Onlardan biri kahkahayla güldü ve "Erdal Ýnönü dolandýrýldýktan sonra..." diye anlatmaya baþladý.
Müzmin bir Kaþ sevdalýsý olan Ýnönü çiftine bir köylü bir koyda bir arsa satmýþ. Ve sonuçta oranýn önce baþkasýna sonra hazineye geçtiði ortaya çýkmýþ. Neþeli köylü anlattý: "Eðer Erdal Bey diðer siyasetçiler gibi davransaydý, deðil parasýyla satýn aldýðý arsa, bütün Kaþ'ý üstüne geçirirdi. Ama o dürüstlüðünün ve nezaketinin kurbaný oldu..."
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr
|