- işin doğrusu, göz ağrısının nasıl geçtiğini ben de bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey var, geçenlerde dişim ağrıyordu, dişçiye gidip çektirdim, ağrıdan da kurtuldum...
Göz doktoru değiliz ama göz ağrısının, diş ağırısını giderme yöntemine göre tedavi edilmeyeceğini de biliyoruz.
Birkaç gündür, bu fıkrayı anımsatan bir tartışma yaşanıyor. O da, "ücretlilere ve emeklilere vergi iadesi" ile ilgili. Vergi iadesi tutarının 500 trilyona yaklaştığı görülünce, bunun aksayan yönünü düzeltme yerine, uygulamaya tümüyle son verilmesi düşünülmüş.
Evet ortada bir aksaklık ya da sakatlık var ama bu vergi iadesi müessesesinde değil, sistemin işleyiş şeklinde...
Vergi iadesinden yararlanmak isteyen milyonlarca ücretli ve emekli, fatura ve fiş istemek suretiyle, karşı tarafı bir anlamda belge düzenlemeye zorluyorlardı. Ancak, vergi iadesinin emeklilere "üç ayda bir", ücretlilere de "yılda bir" yapılması sistemin işleyişini aksatıyordu. Yapılacak olan, sistemi ortadan kaldırmak değil, vergi iadesini aylığa dönüştürmekti.
Aylığa dönüşünce, insanlar her ay vergi iadesi alacakları için, tüm alış-verişlerinde mutlaka belge isteyeceklerdi.
Vergi iadesi aylığa dönüştürülseydi hatta ücretliler dışındaki kişileri de kapsasaydı KDV, geçici vergi, gelir vergisi ve kurumlar vergisi tahsilatı artardı. Şimdi, gözü ağrıyana diş tedavisi uygulanmak isteniyor. Bu yanlış?..
Siz bir yandan vergi iadesini kaldırır, diğer yandan da KDV oranını artırırsanız, fatura-fiş pazarlığı daha çok artar. "KDV'sini düş, fiş almayalım" diyenler çoğalır. Sonunda, kaybeden kim mi olur? Belli değil mi?