kapat

17.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Yeni saflaşma

Geçen akşamki Siyaset Meydanı'nın ikinci yarısını yakaladım.

Ben açtığımda konuşmacılardan biri, bir gazeteci, bizi bölmek ve yutmak isteyen Batı'nın 1. Dünya Savaşı'ndan bu yana vazgeçmedikleri hain planları ifşa ediyor, ulus devletimizin ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu tarihi örnekleriyle ispatlamaya çalışıyordu. Durum buyken, Kürt meselesinde (ki kendisi bu ifadeyi zinhar kullanmıyordu) "siyasi çözüm" lafları etmenin ihanetle eş anlam taşıdığı açık değil miydi?

Bu konuşma insanın içini bayıltacak bir bayatlıkla böylece sürüp giderken, konuşmacılardan Prof. Yahya Tezel ve Soli Özel, benim adıma da patladılar.

"Siz neden bahsediyorsunuz, siz zaten bugünkü milliyetçi ulus-devlet anlayışınızda Avrupa'nın bir parçası olabileceğinizi mi sanıyorsunuz?" dediler. Avrupa'da ulus devletin zaten hapı yuttuğunu, eğer onlara katılacaksak, kendi ulus devletimizi de epey bir ölçüde "gözden çıkarmaya" razı olmamız gerektiğini söylediler.

Tabii bunları benim şimdi yazdığım gibi kaba saba söylemediler. Üstelik, bugünden yarına gerçekleşen bir olaydan değil, uzun bir süreçten bahsettiler.

Tartışmanın beni asıl eğlendiren bölümü bundan sonrasıydı. Bu polemiğin hemen ertesinde söz alan bir akademisyen söze şöyle başladı:

"Şimdi, bizi dinleyen yurttaşların, bu konuşmalardan yanlış bir sonuç çıkarmaları tehlikesi var. Ben buradan şunu söylemek istiyorum: Vatandaşlarımız ulus devletimiz yıkılacak diye korkmasın".

Bu uyarı üzerine kendimi şöyle bir yokladım: Hiç korku yok... Kimse topla tüfekle yıkmaktan, işgalden söz etmediğine göre, neden korkayım?

Vatandaş niye korksun?
Bir ülkenin para biriminin değişmesinden vatandaşa ne zarar gelir? Yüzyıllar boyu Avrupa'yı parsellemiş kralların, imparatorların portrelerini taşıyan bütün o paralar tarihin müzesine doğru ilerlerken Birleşik Avrupa'nın sembolü Euro'nun doğuşundan Avrupa halkına ne zarar geldi? O paralar kimin güç ve iktidar sembolleriydi?

Parsellenmiş bir dünyada yaşamak, sınırsız bir dünyada elini kolunu sallayarak dolaşmaktan daha mı zevklidir? İnsanların artık "bir karış toprak vermemek" için savaşmadığı, sınırların savaş ve nefret alanı değil panayır coşkusunun yaşandığı alanlar olduğu bir dünya ihtimali kimi neden korkutabilir?

Ulusal egemenliğin bir bölümünden işgal edilerek değil, zorla ve hile ile değil, gönüllü bir biçimde vazgeçmek; ayrık otu gibi durmak yerine bir cümbüşün içinde erimeyi seçmektir.

Bu; yalnızlıktan bunalmış, bakımsız bir bekar evinde boş bir buzdolabıyla yaşamaktan kurtulup sevdiği kızla evlenen delikanlının, sefil yaşama "özgürlüğü"nü kaybetmesi gibi bir şeydir.

Bu şartlarda bir delikanlı evlilikten neden korksun?

***

Tartışmayı izlerken, ilk defa, bir bakanı ve eski bir büyükelçiyi kendime bu kadar yakın hissettim. İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı İrtemçelik ve eski büyükelçi Elekdağ...

İnanılır gibi değil ama roller nasıl da hızlı değişiyor. Bu tartışma bundan birkaç yıl önce yapılsaydı, hükümet ya da devlet adına konuşan bakanlar ya da büyükelçiler, hain pusulardan söz eden gazeteciyle ağız birliği yapar ve orada bulunan birkaç demokratı "devlet düşmanı" suçlamasıyla korkutup püskürtmeye çalışırlardı.

Oysa bu defa bir baktım, bakan "bizim" tarafa geçmiş!

Hâlâ Sevr paranoyalarıyla milleti korkutmaya çalışan gazetecinin karşısında çata çat tartışıyor.

İşte bu yeni bir saflaşma ve Türkiye'de bir şeylerin değiştiğini müjdeliyor.

Açıkça söyleyeyim, onyıllardır minicik bir azınlık olmaktan; müzmin muhalif olarak hırpalanıp durmaktan o kadar bıktım ve yoruldum ki, inandığım görüşlerin devlet katında yankı bulmasına çocuklar gibi seviniyorum.

Hayatımda ilk defa, çoğunluğun tarafında yer almanın konforunu yaşayacağım galiba. Düşünsenize, siz konuşacaksınız; bakanlar, eski büyükelçiler ve ABD dışişleri bakanları teyid edecek.

Oh ne rahat...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır