


Halk demokrasiden bıkınca...
-Roma Turgut Özal, ölümünden kısa bir süre önce SABAH gazetesini ziyarete gelmişti ve sohbet sırasında Mesut Yılmaz için, "Resmi görüşün adamı" demişti.
Bizler de bunun üzerine şaşırıp "İyi ama siz cumhurbaşkanı olarak resmi görüşü eleştiriyor musunuz?" diye sormuştuk.
"Evet" demişti. "Mesut resmi görüşün adamıdır. Ben değilim!"
Şimdi bakıyoruz ki "resmi görüşü temsil eden" Mesut Yılmaz bile devleti eleştiriyor. Bu devlet yapısıyla Türkiye'nin hiçbir yere ulaşamayacağını anlatıyor.
Bu sözleri birkaç yıl önce bir yazar olarak söylese DGM kapısını boylardı.
Kimbilir kaç kişi, kaç bin kere, devletin halkın üzerinde bir güç olmadığını, vergi verenin hizmetkârı olduğunu yazdı çizdi, anlatmaya çalıştı.
Deyim yerindeyse kalemimizde tüy, daktilomuzda mürekkep, bilgisayarımızda disket bitti; yine de derdimizi kimselere anlatamadık.
Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Kimse devleti savunamıyor.
ooo
Çünkü demokrasi, bir hırsızlık ve nüfuz oyununa dönüştürüldü.
Durmadan aynı kadroları meclise gönderen bir sistem "bal tutan parmağını yalar" ilkesiyle hareket etti ve büyük halk kitlelerine de avucunu yalamak düştü tabii.
ooo
"Demokrasi eşittir hırsızlık" kavramı bir kez halkın kafasına girerse, o rejimi çok zor ayakta tutarsınız.
Örnek mi?
İşte Pakistan.
Butto'lar soydu.
Halk onlardan kurtulayım derken bu kez Navaz Şerif soygunuyla yüz yüze geldi.
Demokrasi maskesi altında iktidara gelen herkes soygun yapınca, halk için demokrasi, hırsızlık anlamına gelmeye başladı.
Sonuç ortada.
Birisi çıkıp da "Demokrasiyi iptal ettim!" dediği anda halk "Eline sağlık!" diye haykırıyor.
Çünkü demokrasinin hiçbir erdemini tanımamış.
ooo
Türkiye'de de demokrasiye güven duyulmuyor artık.
Siyaset tıkanmış durumda.
Bunu sadece biz söylemiyoruz; en yetkili ağızlar belirtiyor.
Demokrasimiz kırılgan bir sürece girdi.
Pakistan'ın akıbetinden bizi korusa korusa, daha önce yaşadığımız askeri müdahelelerin hiçbir şeyi çözemediği, durumu daha da ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramadığı bilinci kurtarır.
Komuta kademesinin de böyle düşündüğü anlatılıyor.
İyi ki de böyle.
Yoksa biz de bir gün yeni bir rejimle "Müşerref" olabilirdik.