|
|
Türk usulü Go-Go Bar
Türkiye'nin emekli ve mafyacı cenneti Antalya'nın gece hayatını teftiş ettik. Türkiye'nin ilk striptiz barını iş üzerinde bastık
Bir gazetenin yazıişleri, ülkedeki her türlü toplumsal hareketliliğe sonsuz duyarlı bir organdır. Dolayısıyla yazıişleri masasına, Türk Rivyerası'nın gözbebeği Antalya'dan hem de Anadolu Ajansı referanslı, "Türkiye'nin ilk Go-Go Barı açıldı" haberi düşünce, bu 'duyarlı organ'ın nasıl harekete geçtiğini tahmin edin... Go-Go Bar dedikleri, Amerikan usülü striptiz bar, alameti sahnenin birkaç yerine dikilmiş kromajlı direkler; bomba gibi manitalar o direği de rol arkadaşı yerine koyup tasviri imkansız figürler attırmakta ki, hepsi Demi Moore'un bu alemleri anlatan Striptiz filminden ezberimizde... Anadolu Ajansı'nın geçtiği fotoğraflarda da 'o lezzeti çağrıştıran imajlar' yakaladığımızdan, "Tamam" dedik, "Oldu bu iş..."
STRİPTİZ MECZUPLARI
Antalya Havaalanı'na gece yarısını yarım saat geçe indik. "Türkiye'nin ilk Go-Go Bar'ı" Eroteka'nın işletmecisiyle önceden konuşmuş, gece 11'den sabah 4'e kadar 'ful-şov' olduğunu öğrenmiştik. 'Ful şov' neymiş görecektik.
Daha havaalanından beş yıldızlı bir otelin girişindeki tesise giderken bir şeylerin 'yanlış' olduğu belliydi... Antalya yıkıcı derecede kötü geçmiş bir turizm sezonunun ardından 'ölü'ydü. 90 sonrasında, şehrin genel görüntüsünü tamamem belirler hale gelen o 9-11 katlı, Türkiye'nin hali vakti yerinde emeklilerinin yaşamak, kaynağı belirsiz paranın da yatırım için seçtiği "Ultrasüperlüks" dairelerden oluşan apartman blokları Değirmendere'yi Gölcük'ü hatırlatacak biçimde boş, ışıksız, sessiz...
VUSLAT
Sonunda Eroteka Bar'a vasıl olduk. Kapıda bizi karşılayan badigard, içeride nezih bir lokalde olsak 'şef garson' diyeceğimiz zatla aynı görevleri paylaşan, sarışın, kısacık saçlı, simsiyah daracık bir elbiseye bürünmüş bir kadına teslim etti bizi... Gerisi bir 'korku tribi'dir...
Kirpi saçlı, siyahlara bürünmüş hanım kesinlikle 'buralı' değildi. Ukraynalı olmasını kastetmiyorum, başka bir 'yabancılık'tı onunki, hem de uzun süredir çok 'yabancı'ydı. Üstelik psikopattı, her an eline bir Magnum alıp erkek egemen dünyaya karşı itirazlarını bildirmeye başlayabilecek kadınlar gibi bakıyordu. 'Ne içersiniz?' diye sordu, 'k-k-kola' diyebilmişim, bana doğru eğildi (durumu anladınız değil mi, yarım kafa yüksek benden hatun), nefesi sakız kokuyordu, foto muhabiri arkadaşımı da işaret ederek, 'Şuraya oturun, kolalarınızı için, etrafı fazla rahatsız etmeyin' dedi.
AH KIZLAR
Ortamı size nasıl anlatayım... Adının Marika olduğunu söyleyen bizi karşılayan hatundan başlayarak her şey beni o kadar korkutmuştu ki, bütün gece o koladan bir yudum bile içemedim. Kola içip, bir video seks filminin başrol oyuncusu olarak uyandığınız yerlere benziyordu Eroteka.
Bir başka korkutucu unsur da, bizatihi striptizci kızlardı. Bir tanesini hiç unutamıyorum, Mısır vatandaşıydı, Anna'nın babasının Ermeni, annesi Araptı.
GÖRÜNÜM: FACİA
Bu arada fotomuhabiri arkadaşım görevini ifa etmeye başlamış ve bunun üzerine CIA, MİT, MOSSAD, Libya İstihbaratı, SAVAMA ile işi olanlarla karısından korkanlar koşar adım mekanı terk etmişler, biz bize kalmıştık. Bizler, önü açık, yükselen Türkiye'nin, çağdaş biçimlerde eğlenen insanları...
Doğrusu pek zavallı bir görüntü veriyorduk. Orta yaşlı birkaç zampara, hayatları bu tür döküntü yerlerde geçtiği için gençliğinin bütün ışığı kaçmış birkaç genç insan ve kızlar, en iyisi yine de kızlar. 9 kız vardı çalışan, Ukrayna, Bulgar, Rumen, Moldavyalı. Onlarla birlikte sunduğumuz döküntü görüntüyü, İstanbul Laleli ya da İstiklal Caddesi'nin arka sokaklarındaki batakhanelerde de izleyebilirsiniz. Kızlar sonsuz derecede asabi ve sonsuz derece cool kızlar, onlar durumun bizden daha iyi farkındaydılar, bizi sallamadılar, işlerine baktılar...
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|