Oldukça iyi İngilizcesi olup da, kendisinden daha iyi İngilizce bilen olunca, ona çeviri yaptıran spikere ve TRT'ye sallamışsın. Çocuk haddini bilmiş, en doğrusunu yapmış.
Eğer dönüp de bir aynaya bakarsan, şunu göreceksin Hıncal.... Ne kadar futbolu bilmediğini, bundan hiç nasibini almadığını, en kötü tarafı da haddini bilmeden yıllardır yorumlar yaptığını...
Hıncal, futbol bir mantık oyunudur. Hep yıllarca senin gibiler derlerdi ki, top yuvarlaktır. Hayır Hıncal, sen moda sayfalarında Pizzaz'larla uğraştığın için yuvarlaklardan daha iyi anlarsın... Ama futbol topu zaman zaman köşelidir. FIFA, UEFA bile fazla sürpriz olmasın, haketmeyen turnuvalara katılmasın diye, dikkat et, organizasyonları hep zorlaştırıyor. İyi takımsan eleğin üzerinde kalıyorsun, iyi değilsen aşağıya düşüyorsun. Futbolda mışlar, mişler yoktur. Çıkar oynarsın, tek maçı kazanacaksan, o tek maçı kazanmak için herşeyi yaparsın. Kazanırsan başarılı olursun. Eğer bu turnuvaysa ve birinciliğe ödül veriyorlarsa, onu kazanır ödülü alırsın. Yoksa, iyi oynadık, ah vah, şutumuz direkten döndü, diye hayıflanır durursun. Hedefe varamazsan, başarısızsın demektir.
Sen bu işten fazla anlamazsın. Benim Mustafa Denizli düşmanı olma şansım hiç yok. Türk vatandaşıyım ve milli takımın başarılı olmasını canı gönülden istiyorum. Ayrıca da o şerefli milli takım formasını da sırtıma giydim ve terlettim. Mustafa Denizli de benim çok sevdiğim ve beğendiğim bir arkadaşım. O milli takımın patronluğuna son derece yakışıyor. Hareketleriyle, konuşmasıyla, giyimiyle, bilgisiyle...
Önceki akşam Ali Kırca'nın yanında otururken yine saçma sapan şeyler konuştun. Denizli uzaklardan sana bir gönderme yaptı. Poponun üstüne oturdun. "Söyle bakalım Hıncal" dedi; "Sen de Türk vatandaşısın, neler yapılacaksa söyle bakalım." Yani alternatif sordu. Cevap veremedin. Takıldın kaldın, kitlendin. Bir de sinirlendin. Masaya vurmaya başladın. TV yayınlarında masalara vurulmaz Hıncal, çok ses yapar. Belki de önceki akşamın en can alıcı cümlesiydi Mustafa'nınki...
Ayrıca benim için "Galatasaray düşmanı" demişsin. Galatasaray'ı da çok beğeniyorum. Oynadığı futbol şu anda Türkiye standartlarının üzerinde. Hayrettir, ben G.Saray düşmanı olacağım, sen dostu... Üç senedir "Eğer Galatasaray'ın başından gitmezse, Galatasaray mahvolur" dedin, Fatih Terim'li Galatasaray üç senedir şampiyon oldu, belki de dört olacak. Yani sen dostsun, ben düşman, yani ben bu işten anlamıyorum, sen anlıyorsun, öyle mi? Ayrıca sen düşman kelimesini hiç kullanmazdın, hani nerede kaldı? Hep sevgi derdin. Bu kadar sevgiden bahsedip, sevgiden nasibini almayan bir insan az gördüm Hıncal... Sen Taffarel'e aptal diyeceksin, Galatasaraylı futbolculara aptalca tabirini layık göreceksin, sonra sen Galatasaray dostu, sevgi dostu olacaksın. "Fatih Terim arkadaşım" diyorsun, eğer o Fatih Terim de çıkıp, "Evet Hıncal benim arkadaşım" derse, o zaman herşey tamam Hıncal. Allah ikinizi mesut etsin!
Geçen hafta yazının başlığında "İleri gidiyorsun Erman" demişsin... Aynı sütunun yanında Fener-MTK maçından önce Ülkerspor'un Avrupa Kupası maçıyla ilgili bir şikayetin var. O Ülkerspor değil Hıncal, Tofaş'ın maçıydı.
Haklısın Hıncal, ben biraz ileri gidiyorum da, sen süratle geriye gidiyorsun, dikkatli ol.