Rakibi Antalya'nın da futbol adına ortaya birşey koymaması buna eklenince, ortaya tatsız-tuzsuz bir futbol çıktı. Buna bir de maçın orta hakemi Musa Eryılmaz'ın acemilikleri de eklenince, müsabaka daha da zor izlenir hale geldi.
Milli maç için lige verilen uzun ara G.Saray'ın dinlenmesine ve sakatlıkların düzelmesine yaradı. Bu yüzden sahada oynayanlar kadar yedek kulübesinde de kaliteli oyuncu sayısı oldukça fazlaydı. Ancak bu oyuncular fizik olarak iyi olmalarına rağmen erken golü bulunca potansiyellerini tam olarak sahaya yansıtma ihtiyacını duymadılar. Verilen ara en çok Hakan Ünsal'a yaramış. Sakatlığı geçmiş olan Hakan sahada çok kuvvetli bir görüntüdeydi. İkili mücadelelerdeki başarısının yanında topla çıkışlarında da güzel işler yaptı. Arif'e attırdığı goldeki ortası mükemmeldi.
Hagi'ye gelince... Usta oyuncu o kadar isteksizdi ki, yorulmadan, iyi yapabileceği serbest vuruşları ve şutları atmayı bile denemedi. İnşallah dün akşam yapmadıklarını çarşamba akşamı G.Saray adına sahaya yansıtır. Sakatlıktan yeni kurtulan genç Emre, orta alanda elinden geldiğince mücadele eden oyunculardan biriydi. Aynı şekilde Tugay da sakatlıktan sonra formasını yeniden bulmanın değerini anlamış olmalı ki, son derece arzuluydu.
Dün akşam Antalyaspor çok kötü bir görüntüdeydi. Bunun nedeni potansiyelinin olmamasından çok kafaca negatif düşünmesi ve sadece G.Saray'ı oynatmamak adına bir oyun planını tercih etmesinden kaynaklandı. Aslında dün akşamki maçta çok da fazla eleştiri yapmak doğru değil.
Chelsea gibi çok önemli bir maçtan önce ve Antalyaspor gibi fazla zorlanmadan galip gelebileceği bir takım karşısında G.Saray'ın kendini çok fazla yıpratmasını da beklemek fazla iyimserlik olurdu. Sonuçta G.Saray fazla zorlanmadan 3 puana kolay ulaşarak ligdeki yoluna devam etti.