kapat

02.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


İstanbul'da deprem olmayacak!

Peşinen belirtelim: Bu satırların hiçbir bilimsel değeri yoktur.

Ancak, haftalardır bilimsel açıklamalar dinleyerek, birer "deprem profesörü" haline gelen milyonlarca Türk vatandaşı gibi, bu satırların yazarının da "ahkam" kesmeye hakkı vardır.

O kadar da fikir yürütemeyeceksek, neden anlattılar bunca "ilmi hakikat"i bize?...

Herkes bir şey söylüyor, biz de söylüyoruz işte: (Üstelik bizim söylediklerimiz, kamuoyunun nabzını tutan bir kalem sahibi olarak halktan duyduklarımızın hülasasıdır...)

İstanbul'da deprem olmayacak...

Ama...

Eğer olursa... Bir başka yerde olursa... İstanbul'da deprem "hissedilecek"..

Evet, sadece "hissedilecek."

Asırlardır olduğu gibi...

ooo

17 Ağustos'tan sonra bilimadamları ikiye bölündüler:

"İstanbul'da deprem olacak"çılarla...

"İstanbul'da deprem olmayacak"çılar.

Biz de milyonlarca Türk vatandaşı gibi, ikinci grupta yer almayı seçtik.

Esasen birinci gruptakileri destekleyecek tek bir vatandaş dahi bulmak mümkün değildi.

Sokağın nabzı böyle atıyordu.

Sokağın nabzı ayrıca şunları da anlatıyordu:

"İstanbul'da deprem olacak" diyenler "teknik" olarak tam doğruyu söylemiyordu.

Aslında, onların da söylediklerini, "İstanbul'da deprem hissedilecek, ama çok hissedilecek" şeklinde tercüme etmek gerekiyordu. Çünkü, dinlediğimiz ilm” hakikatlerden öğrendiğimize göre; deprem dediğiniz şey, fay hattı üstünde olurdu.

Oysa, İstanbul'da "fay hattı" yoktu. Öyleyse, "teknik olarak", fay hattı olmayan yerde, deprem olması da mümkün değildi.

İstanbul, fay hattı üstünde olmadığına göre, doğrudan "İstanbul depremi" diye adlandırılabilecek bir olay da söz konusu olamazdı.

Tarihinde de olmamıştı zaten...

İstanbul'da hiçbir zaman deprem olmamıştı.

Haftalardır dinlediklerimizden çıkan sonuç odur ki; Türkiye'de ve dünyada bunun aksini söyleyen ve söyleyecek tek bir bilimadamı yoktur.

Şimdi; İstanbul'da deprem tartışmalarında "olacak" cenahında yeralanların, söylemlerini artık bu şekilde düzeltmelerinde, tezlerini revize etmelerinde yarar vardır... Şöyle: "İstanbul'da deprem olmayacaktır.. Bir başka yerdeki deprem, muhtelif şiddetlerde hissedilecektir."

Sokağın nabzı böyle diyor...

ooo

Sokağın nabzı, "muhtelif şiddet"lere de açıklık getiriyor...

Bilimadamlarına göre, sorun Marmara denizindeki kırılmalardır. Çünkü, İstanbul'a en yakın fay hattı, denizin derinlerindedir.

Sokağın nabzı diyor ki; İşte o beklenen "kırılma", 17 Ağustos gecesi zaten oldu-bitti.

Kanıtı da apaçık ortadaydı: Taa 150 kilometre ötedeki depremin İstanbul'da bu kadar şiddetli hissedilmesi mümkün değildi.

İstanbul'un "o gece hissettiği" Gölcük'teki, Yalova'daki, Adapazarı'ndaki deprem olamazdı. Daha yakında vuku bulan, Marmara denizindeki depremdi hissedilen... O nedenle çok şiddetli hissedilmiş, hasara ve can kaybına yolaçmıştı... Onbinlerce hasarlı yapı ve bine yakın ölü, ancak böyle açıklanabilirdi.

Aslına bakarsanız, Adapazarı ve Bolu; Gölcük'teki deprem nedeniyle sarsılmış değildi.

Gölcük'teki depremin tetiklemesiyle, oralarda tamamen farklı depremler oluşmuştu.

O gece, "üçsıfıriki"den itibaren geçen 45 saniyede, birbirini izleyen üç ayrı deprem olduğunu, artık herkes kabul ediyor. (Gölcük-Adapazarı-Bolu)

Gölcük'teki depremin Adapazarı'nda bu kadar hasara yolaçması mümkün değildi zaten... O ayrı bir depremdi (Bolu'nun şansı fay hattının dağlardan geçmesiydi)

Gölcük'e, Adapazarı'ndan daha uzak olan İstanbul'un civarında ayrı bir deprem olmadan bu kadar hasar ve can kaybı meydana gelmesi de aynı nedenle imkansızdı.

Yani, o gece, Marmara denizinin diplerinde de bir deprem oldu.

İstanbul, "kendi depremi"ni hissetti..

ooo

Ve sokağın nabzı soruyor:
Eğer bu ayrı bir deprem olmasaydı; eğer "Gölcük ve Adapazarı depremi İstanbul'da hissedildi" tezi doğru sayılsaydı, neden 1967 Adapazarı depremi, İstanbul'da duyulmadı bile?

İstanbul'a aynı uzaklıktaydı elbette ve şiddeti de neredeyse aynıydı: 7.2...

Ve sokağın nabzı diyor ki; İstanbul'da hiçbir zaman deprem olmadı.. İkiyüzyıl, beşyüzyıl önce kaydedilen depremlerde İstanbul'da olmamıştı.

Yaşananlar hep Marmara depremleriydi. Sonuçlarına bakarak, "lakin İstanbul yerle bir olmuştu, o kadar şiddetliydi yani" diyenler de yanılıyordu.

İstanbul yıkılmamıştı.

İstanbul yanmıştı. Devrilen kandil ve gaz lambalarıyla çıkan yangınlar çoğu ahşap olan yapıları kül etmişti. Tarihi taş yapılar ise o gün bugündür "hasarsız" ayakta duruyordu.

Ve sokak, şöyle bir sonuca varıyordu.

Marmara'da da beklenen deprem olduğuna göre, "İstanbul'da deprem olmayacak."

"Civar"daki depremlerse, hiçbir zaman aynı şiddette hissedilemeyecek.

Olan oldu, kırılan kırıldı yani...

ooo

İş bu yazı, bilimle "aşık atma" amacıyla kaleme alınmamıştır. Gerçekten de "sokağın nabzı"ndan; "ev ve işyeri", sohbetlerinden hülasa edilmiştir.

Bilimin dikkatine sunulmuştur.

Ve bundan da hiç kimse alınmamalıdır. Sonuçta, o nabzın atmasını sağlayan kanı da bizatihi bilimin kendisi damarlara zerketmiştir.

Yani, vatandaş "atmıyor", bilimden öğrendiğini "satıyor".. Hepsi bu...

Yani; "bizi siz......"

Keşke hep böyle olsaydı.. Keşke hayatın ve siyasetin her alanında bilimin sesine ve nefesine antenler çevrilseydi...

Ve keşke, sokağın nabzı hep bilimle atsaydı; keşke herkes, hayal de olsa bilimden öğrendiğini satsaydı...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır