


Barbarlar gelmiyor!
İstanbullu büyük şair Konstantin Kavafis'in ünlü şiirinde kent halkı, gelmekte olan barbarları beklemeye çıkar. Kentteki her şey barbarların gelmesine göre ayarlanmıştır.
Beklerler, beklerler ama ufukta kimse görülmez.
Akşam olur ve barbarlar gelmez.
Ne yapacaklarını şaşırırlar.
***
Biz de biraz şaşkınız galiba. PKK silah bıraktığını açıklıyor. Militanlarını Türkiye dışına çıkarıyor. Memnun olmuyoruz.
Bir grup PKK'lı silahları ile birlikte teslim olmak üzere Türkiye'ye geliyor.
Kızıp sinirleniyoruz.
Gelmelerini, teslim olmalarını istemiyoruz.
***
Yunanistan dostluk eli uzatıyor. Avrupa Birliği'ne aday ülke olmamıza ses çıkarmayacağını açıklıyor. Vetolarını askıya alıyor.
Bu da şaşkına çeviriyor bizi.
Yunan düşmanlığı olmadan ne yazar ne çizeriz, ekmeğimizi nasıl kazanırız?
***
Depremden sonra bütün ülkeler yardım ekipleri gönderiyorlar.
Onları geri çevirmek için elimizden geleni yapıyoruz.
Sağlık bakanımız o ülkelere hakaret ediyor. Yabancı kanı istemiyor. Hastane gemilerinin yolu kesiliyor.
***
Çünkü biz barışa değil, savaşa hazırlanmışız. Kafalarımız barış kültürü değil, savaş kültürüyle yoğurulmuş.
"Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" demeye alışmışız.
Bütün dünyaya kafa tutmaya koşullanmışız.
İngiliz kalleştir bize göre; Amerikalı salak, Yunanlı kahpe, Arap nankör, Bulgar zalim, Moskof ayı...
Bir tek biz iyiyizdir. Demokrasi de bizde iyidir, cumhuriyet de, ahlak da, insanlık da, erkeklik de.
Bizim dışımızdaki bütün uluslar kötüdür, düşmandır.
Ne aile ve namus kavramları vardır onların ne de insanlıkları.
Erkekleri bile erkeğe benzemez.
Erkek dediğin Türk'tür.
"Tarihten önce vardık" sloganını boşuna mı söylendi?
***
Şimdi de düşmansız kalıverdik işte.
Herkes barış çubuğu uzatıyor.
Şimdi biz ne yapacağız?
Barbarlar gelmiyorlar.
Ah ne yazık ki gelmiyorlar.
Kavafis'in şiirindeki gibi, biz yıllardır boşuna mı bekledik bunları?