


Demirel'in tarih tasarımı...
"Türkiye'nin demokrasi tercihi iki yüzlüdür. Kararsız ve inançsız siyasetçiler bu iki yüzlülüğü sürdürürler. Göreceksiniz; elli yıl sonra aynı şeyleri tartışacağız..."
Bu sözleri 1960 İhtilalinin hırpaladığı Anayasa profesörü Ali Fuat Başgil söylüyordu. Cumhurbaşkanı olması entrika ve korkutmayla engellenmişti.
Rahmetliye göre bir çözümün gereğini yapmamak, sorunu pekiştiren en tehlikeli ihtimaldi.
Bunu fırsat sayanlar çıkabilirdi. O zaman kişisel durumu ile siyasal sıkıntılar arasında özel ilişkiler kurulur ve uygun olmayan ihtimaller, gerçeklik kazanırdı.
***
Meclis'in açılışında Cumhurbaşkanını dinliyorum. 21 yüzyıl öncesinde yeni tartışma gündemi getiriyor.
Demirel, elli yıldır demokrasi mücadelemizi anlatıp sorunların çözümünü halâ demokrasi eksikliğine bağlayan üslubunu değiştirmemiş. Çözümü, sorun haline getiren geleneğimizi yansıtan görüşlerini tekrarlıyor...
Rahmetli Tarık Zafer Tuna'ya bu durumları yorumlarken, "siyaset için bir bardak su" derdi...
Demokrasi tecrübemizin bize öğrettiği çok şey var; lakin, demokrasimiz bir türlü tecrübe kazanamıyor. Herkes bir yanından tutup çok şeyi söylediğinin tesellisinde...
Demokrasiye imreniyoruz ama sahip olmanın gerektirdiği dürüst cesareti gösteremiyoruz...
***
Demirel, Cumhurbaşkanı olarak son kez, meclisin huzuruna çıktığını söylüyor. Bu sözün iki açıklaması olabilir. Birincisi, cumhurbaşkanlığı süresinin kronolojik tespitidir.
Sözünün siyasi mesajı, kendi görev süresinin uzatılması için Anayasa değişikliğini içine sindirmediği olabilir. Eğer içtenliği bu cümlede toplanıyorsa, bunu çok demokrat bir cesaret sayıyorum.
İkincisi, başkanlık sisteminin getirilmesi ve Demirel'in bu defa karşımıza başkan olarak çıkmasıdır.
Demirel, devlet başkanının iki turlu olarak halk tarafından 5 yıl içinde seçilmesini ve iki kez seçilme hakkının getirilmesini öneriyor.
Özal'ın başkanlık sistemini "Çankaya diktatörlüğü" olarak yorumlayan Demirel'in, bizzat başkanlık sistemini önermesi önemli gelişmedir.
Eğer Demirel'in gerçek amacı buysa perakendelikten kurtulup, yeni Anayasa hazırlanmasını açıkça belirtmesi isabetli olurdu. Bunu çok önemli eksiklik olarak görüyorum. Sürekli olarak Anayasa değişikliğinden söz etti.
Bir de benim önerim var. Bütün Anayasa değişiklikleri, bir sonraki seçimde yürürlüğe girmelidir.
Bu yapılırsa, kimsenin kendisi için bir şeyler istediği ithamını savunmak için mertlik iddiasına ihtiyaç kalmaz.
Üstelik, Demirel'in dile getirdiği, "Magna Carta'nın", "cumhuriyetçi Anayasa fikrinin", "ulus devlette yurttaş ahlakının" tarihsel değeri de güncellik kazanmış olur.
***
Anayasa, bir ülkenin tarih tasarlamasıdır...
Çağdaş dünyayı belirleyen iki ölçüt var. Yüksek kalite ve düşük maliyet...
Eğer bir ülke bunları beceremiyorsa, küçülen ve içine kapanan dünyanın ihmal edilmiş köşesine atılıyor...
Bu ölçüt, geleceğin nasıl algılandığı ve planlandığına göre değer kazanmakta...
Bu değerin adı, rasyonel toplum yaratmaktır.
Rasyonel toplumun demokrasisi çok sesliliktir.
Çok sesliliğin nüvesi insandır...
İnsanın sorumluluğu, yararlı siyasetin akıllı yönetimini gerçekleştirmektir...
***
Ve Demirel'in konuşmasında eksik olanlar buydu...