kapat

02.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


O kadar çok güldüm ki..

Son zamanlarda bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.. Sinirlerin bu kadar gergin olduğu bir ortamda gülmek güzel bir şey tabii.. Nasıl keyif verdi bana "Anlat Bakalım!.."

Robert de Niro'yu da, Billy Cristal'i de çok severim.. Onların adını görünce koştum zaten..

Cristal umduğum sevimlilikte idi.. Ama son zamanlarda nerdeyse özel yaşamında da gangster olduğunu sanmaya başladığım çok sert rollerin adamı de Niro'nun bu kadar yumuşak, bu kadar enfes bir "Baba" parodisi çizebileceği aklımdan geçmiyordu.

Ve de asıl ilginç yanı işin..

Bu ikisi de zaman gölgeleyen ve bulunduğu sahnelerde resmen rol çalan bir Joseph Vitelli'yi ilk defa izledim.. Bu Vitelli bu yıl Yardımcı Aktör Oscar'ını götürürse şaşmam..

Hikaye o kadar güzel yazılmış ki..

Şimdi en azından Godfather filmlerinden mafyayı ve onların acımasız "Baba"larını biliyorsunuz..

de Niro işte bunlardan biri.. Ama bir çeşit bozuk bir Baba bu.. Bozulmuş yani..

Televizyonda duygusal bir sahne görse ağlıyor. Vurması gereken adamı vuramıyor..

Tetik çekmek ne kelime..

El kaldıramıyor.. Hatta çok seksi metresini bile beceremiyor.

İçerden içerden "Acaba ben homo mu oluyorum?" endişesine düşmüş..

Koruması ve baş yardımcısı Vitelli onu ruh doktoruna götürüyor.

de Niro "Beni iyileştir doktor" diye emir verirken ekliyor:

"Eğer homo olduğumu söylersen kendini yok bil!.."

Zavallı Billy, bir yandan sevgilisi ile evlenmeye çalışırken, bir yandan da silah tehdidi altında ruh doktorluğu yapmak zorunda kalıyor..

İki adam giderek yakınlaşıyorlar tabi..

Sonunda Billy, de Niro'nun hayatındaki sırrı bulup, onu iyileştirirken, kendisinin de aslında ayni hastalıktan mustarip olduğunu fark ediyor..

Hafta sonunda iki saatinizi gerçekten keyifle geçirmek istiyorsanız, hiç vakit geçirmeyin..

Tatil Keyfi
Işıkara Abi Dert Dinliyor!..

Ahmet Mete Işıkara'nın telesekreterine bırakılan mesajlardan seçmeler...

* Hocam bizim karı dün akşamda yemeği yakınca iyice suyu ısındı. Acaba bu sudaki ısınma, ailemizde yaşanacak bir depremin habercisi olabilir mi? Ben bu karıyı döversen enkazını kaldırmaya AKUT gelir mi?

* Hocam biz yıllar sonra bir çocuk sahibi olduk. Bizim hanım tuturdu ille de rahmetli dedemin adını koyalım diye. Rahmetlinin adı FAYsal. Bu ismi koyarsak çocuğumuz ilerde sallantılı bir hayat geçirir mi?

* Hocam bu ara CNN'de alt yazı falan geçtiği yok. O yüzden millet evinde. Sen de sustun. Bizim işler de böylece çuvalladı. Hani diyorum sen "Çıkın evlerden. Tehlike var" falan desen de biz de üç beş ev daha soyup yolumuzu bulsak. Seni de görürüz icabında.

* Ahmet Abi, ben Hülya, geçen gece balkonda eniştemle laflarken ben gökyüzünde bir ışık topu gördüm. "Ay UFO" diye bağırmışım. Eniştem de "Bakma uf olursun. Öpeyim de geçsin" diyerek her yanımı öpmeye başladı. Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü? Yoksa deprem mi olacak?

* Sevgili Ahmet Bey.. Günlerdir sokakta yatmaktan karımla cinsel hayatımız enkaz altında. Tekrar merkez üssü yatak odamız olan depremler yapabilmemiz için Konya'ya taşınmak istiyoruz. Sizin oralarda tanıdığınız bir emlakçı var mı diyecektik..

* Mete tüh Allah seni kahretmesin.. Başlatma depreminden de richterinden de.. Deprem oldu olalı yüzünü göremedik be.. Sen eve gel ben sana göstericem artçıyı öncüyü..

* Sayın Mete abicim.. Ben 18'ine yeni girmiş bir erkeğim. Üstünüze afiyet aletsel büyüklüğüm çok küçük.. Ya kadınlar benimle dalga geçerse? Ya bu dalgalar Tsunami şeklinde olursa?

* Sayın Işıkara, karım depremden çok korkuyor.. Yataktan çıkmıyor.. Üstelik yalnız da yatamıyor.. İşten her eve dönüşüm de onu yatakta başka bir erkekle sarmaş dolaş buluyorum.. Acaba diyorum ben boynuzlanıyorum muyum? Geyikler depremi önceden hissederler mi abi?

* Işıkara hocam, deprem korkusuna yıllardır oturduğum evimi sattım. Kıydım paraya, daha sağlam bir ev aldım. Yerleştiğimin haftası alt kat komşumun homo olduğunu öğrendim. Bu durumda benim ev tekerlek üstü oluyor. Ev sürekli sallanıyormuş gibi hissediyorum. Taşınsam mı?

* Sayın Ahmet Bey, kayınbiraderim sık sık Afrika'ya safariye gider. Son gelişinde bana bir kaplan yavrusu getirdi. "Al abi bunu evde besle.. Depremi önceden en iyi bunlar hisseder" dedi. Biz de inandık. Kaplan bir ayda eşşek kadar oldu. Evde yemek bitince bize saldırmaya başladı. En son dün akşam küçük oğlanı yedi.. Şu an yatak odamızda mahsur durumdayız. Yardım edin Ahmet Bey!..

* Ahmet Abi, sevdiği kızla evlenmesine ramak kalmış bir gencim. Deprem olana kadar her şey çok güzel gidiyordu. Ancak ailelerimiz şimdi evlenip gerdeğe girmemize izin vermiyorlar.. Sebep ise kilolarımız. Ben 150 kiloyum. Müstakbel eşim de 100 kilo. Biz gerdeğe girersek kaç şiddetinde deprem olur?

Hakan & Utku

Acar!..
Hayır adı gibi acar değil.. Dün yazmıştım, şu ünlü fotoğrafı bir de "Vücut Dili"nin kitabını yazan Acar Baltaş inceleseydi diye..

Eklemiştim..

"Ama Baltaş, kaytarıyor.. Rıdvan ve Hakan'ın vücut dilini sormuştuk, politik yanıtlar vermişti.."

Murat Birsel NTV'de yakalamış, Prof. Baltaş'ı..

Sordu ve Baltaş gene yan çizdi..

Ecevit'in duruşu ciddi ve samimi imiş..

Bunun ikisi bir arada nasıl oluyor acaba, hocam..

Acar Hoca kimseyi kızdırmamak, gücendirmek için, kitabında anlattıklarını söyleyemiyor..

O zaman hiç söylemese keşke..

"Ne şiş yansın ne kebap" diye bilim olmaz!..

Aynen iade!..
"Engin Ardıç, bir sersem heriftir. Onunla yazılarına insan kıçı ile güler. O eşeğin biridir. 'Ben eşeğim' diye itiraf da eder zaten. O ayni zamanda bir salatalıktır. Yaptığı ahmaklık, terbiyesizlik, en ağır deyimi ile namussuzluk ve alçaklıktır. İğrençtir. Sıkıyı görünce uşaklık eder. Zavallıdır."

Yanlış anlamayın. Engin'e hakaret kastım yok.. Bu yazdıklarım Engin'in sadece bir günlük yazısında meslektaşları için kullandığı deyimler..

Engin'i yakından tanırım..

Onun kadar kültürlü, onun kadar bol okuyan, onun kadar zeki, onun kadar esprili, onun kadar güzel yazan az adam vardır bu ülkede.. O zaman niye bu sokak çocuğu, bu külhanbey ağzı ile yazma gereği duyuyor, anlayamıyorum..

Kıbrıs'taki üniversite öğrencileri için yazdıklarını hele, buraya koymadım.

Engin'e beni, onu keyifle okuma zevkinden mahrum ettiği için kızıyorum.

Oğuz!..
Hayatta en sevdiğim insanlardandır Oğuz Aral.. İnsan olarak severim, dost olarak severim, mizah, hiciv adamı olarak severim..

Huysuz İhtiyar başlığı ile spor yazılarına başladı, bayıldım. Hem güldürüyor, hem hepimize dersler veriyor.

Dün önümde okuyucu faksları,
uyardı.. Sevgili Duygu ve Hakkı Ağabey haddini bildirmişti ya, bana söven terbiye özürlü adama..
Yazmıştım. Oğuz da terslemiş meğerse..
Teşekkürler sevgili dostum..

Teşekkürler dostlarım..

Ama tekrar ediyorum, üzmeyin kendinizi.. Adını yazdınız diye zil
takıp oynuyordur şimdi.
Onu kimse ciddiye almıyor
zaten.. Sakın, ama
sakın siz de almayın.

TEBESSÜM
Karmaşık hislere bir örnek

verir misiniz?..

Kayınvaldeniz yepyeni Mersedes'inizi uçuruma

sürerken..

SEVDİĞİM LAFLAR
Görünen pislik bir parça suyla arınır, fakat içte olan pislik arttıkça artar. İçteki pislikler gözyaşından başka bir şeyle temizlenmez.

Mevlana

(Teşekkürler Süeda)

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır