kapat

02.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber Ýndeksi
Yazarlar
Günün Ýçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
Ýstanbul
Ýþte Ýnsan
Astroloji
Reklam
Sarý Sayfalar
Arþiv
Hazýrlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Fenerbahçe artýk geleceðe bakmalý

Çok ayýp birþey. Mahalle takýmý gibi olan MTK'ya, kendi sahasýnda yenilerek Avrupa'ya veda etmek affedilecek gibi deðil. Ama dünyanýn sonu da deðil.

Artýk Fenerbahçe'nin gerçek anlamda geleceðe bakmasý gerek. Neyse ki henüz ligin baþýndayýz, derlenip toparlanmak ve en azýndan Türkiye Ligi'nden kopmamak için þans var.

Futbol adaletsiz. Ayný Fenerbahçe ayný MTK ile 10 maç daha yapsýn, 10'u da kazanýr. Ama "atamayana atarlar" kuralý bu maçta da geçerli oldu. Gerçi Can Bartu'nun da samimiyetle söylediði gibi "þans" faktörü Fenerbahçe'nin önüne dikilmiþti.

Tabii kaleye iki metre mesafeden bir gol kaçýrmak þans, haydi diyelim iki gol kaçýrmak da þans, ancak bu sayý 4'e 5'e çýktýðýnda futbolculara dönüp "Bu ne beceriksizlik" demek hakkýmýz.

Rüþtü'nün yediði golde elbette hatalýydý, ama unutmayýn, bu kadar enayi golü ancak iyi kaleciler yer, dünyanýn diðer büyük takýmlarý da bu tür talihsizliklere çok uðradý.

Gelelim Rýdvan Dilmen'e. Göreve getirildiði günden beri bir yanlýþlýk yapýldýðýna inanýyordum. Ama madem ki karar verilmiþti bekleyip görmek gerekirdi. Çok þükür Rýdvan ve Fenerbahçe daha büyük yaralar almadan istifa etti.

Bu arada Rýdvan'a karþý olduklarý için her maç öncesinde "Ýnþaallah bu maçta yeniliriz" duasýna çýkan, sürekli aleyhte yazarak takýmýn moralini bozan bazý sözde Fenerbahçelilerin de kulaðýný çýnlatmak isterim.

"Ben haklýydým" demek için baþarýsýzlýðý dilemek en azýndan ahlâki deðil.

Aziz Yýldýrým maçý terkettiði andan itibaren yönetim biçiminde bir eksiklik olduðunu da hissetmiþtir umarým. Fenerbahçe'de gerekli olan bana göre otorite ve disiplin. Hiçbir iyi yönetim deðeri milyonlarca dolarý buluyor diye bir futbolcunun altýnda ezilmemeli. Aziz Yýldýrým ve Yönetim Kurulu Fenerbahçe'nin tek söz sahibi organýný temsil ettiklerinin bilincine varmalý ve disiplini saðlamalý.

Olmayacak þekilde Avrupa'ya veda ettiðimiz için üzüntüm sonsuz. Dilerim bu Fenerbahçe için son "kötü gün" olacaktýr.

Takýma ve yönetime güvenmek istiyorum.

'Ýyi yýllar dilerim'
Dün 1 Ekim'di. 10'uncu ayýn ilk günü. Sabahtan itibaren "muzip" tanýdýklardan telefonlar gelmeye baþladý. Þöyle diyorlardý: "Yeni yýlýn kutlu olsun." Ýnsan bir anda þaþýrýyor, "hayrola" diye soruyor. Telefon edenler "Aaa, pardon pardon, sahi daha Ekim ayýndayýz deðil mi?" diye kahkahayý basýp kapattýlar. Mizah bizim ruhumuzda.

Önce 'hasta' de sonra kývýrt
Hani bir laf vardýr "Biz bize benzeriz" diye. Bunu o kadar sýklýkla kanýtlýyoruz ki, o kadar olur yani. Alýn þu "Ecevit hasta mý?" haberlerini. Önce basýnda bir furya baþladý "Ecevit iyi deðil, saðlýðý çok bozuk."

Ecevit'e çok yakýn olduðu bilinen isimler bile "saðlýk sorununun" ciddi boyuta ulaþtýðýný anlatan yazýlar yazdýlar, örnekler verdiler.

Sonra iþ deðiþti. Neredeyse Ecevit'in 20'lik delikanlýdan bile daha saðlýklý olduðu söylenmeye baþlandý. Kimi "Türkiye'nin birlik ve beraberliðe en muhtaç olduðu dönem" edebiyatý yaptý, kimi "yanlýþ anlamadan" söz etti, kimi de iþi "þakaya" vurdu. Ama önemli olan þudur; "Türkiye'nin Baþbakaný'nýn saðlýk durumu iyi mi kötü mü?" bunu öðrenmek baþta oy verenler olmak üzere herkesin hakkýdýr. Eðer ortaya Baþbakan'ýn saðlýðý ile ilgili kuþkular atýlmýþsa, bunun derhal açýklýða kavuþturulmasý gerekir.

Anlamsýz azarlamalarla, laf cambazlýklarý ile, basýný suçlamalarla ya da el altýndan tehditlerle sorun geçiþtirilemez.

Birkaç gün önce Yavuz Donat olabilecek en etkili ve yetkili kiþiyle, Mehmet Haberal'la görüþmüþtü. Prof. Haberal Ecevit'in saðlýðýnýn yerinde olduðunu söylüyordu, ama satýr aralarýnda buna kendisinin de inanmadýðý açýkça belli oluyordu.

Örneðin Prof. Haberal Ecevit'in "basýn korkusu" yüzünden genel kontrola gelemediðini söylüyor. Bir ülkenin Baþbakaný'nýn hastaneye gidememesi, üstelik bunu basýnýn üzerine atmasý kabul edilir bir þey midir? Ayrýca Baþbakanlar ya da baþka siyasetçiler "istedikleri zaman" basýný atlatmayý çok iyi becermiyor mu?

Bari bir özür
Japonya'da nükleer sýzýntý nedeniyle herkesin yüreði aðzýna geldi. Tabii ülke geliþmiþ olunca önlemler anýnda alýndý, halk rahatlatýldý. Nükler tesisin Baþkaný da halkýn önünde diz çökerek özür diledi. Gerçi bu Japonlarýn adeti, baþarýsýz olan hayatýna bile kýyýyor, bir gelenek yani. Tamam da, bari bizde baþarýsýz olan çýkýp bir özür dileyebilse. Sanki özür dilemek dünyanýn en ayýp þeyi. Bakýn, cezaevlerindeki olaylar yer yer devam ediyor. Ankara'da 11 mahkžm öldürüldü. Efendim olaylarda tahrik varmýþ, mahkžmlar da ateþ açmýþ, bunlar bahane. Siz devletsiniz, devlet gibi davranmanýz gerek. Adaletten sorumlu bakan býrakýn istifa etmeyi özür dilemeyi, bir açýklama yapmayý bile gereksiz görüyor. Terörist ya da deðil, devletin korumasýndaki 11 kiþi öldürülmüþ, sanki hiçbir þey olmamýþ gibi davranýlýyor. Devletin itibarý eleþtirmekle deðil asýl böyle düþürülüyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr