kapat

02.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


'Baba'nın hicranı

Cumhurbaşkanı'nın dünkü konuşma metnini okudum ve sonra acı acı düşünüp kendime şu soruyu sordum:

Devlet reformu öneren bu konuşma bir program mı, yoksa 40 yıl bu ülkenin kaderini elinde tutan bir liderin pişmanlıkları mı?

Program olabilmesi, bu öneriyi siyasi miras olarak sahiplenecek güçlü bir iradenin varlığını gerektiriyor. Bu var mı? Yok..

Öyleyse okuduğu metin, Demirel'in yapamadıklarını, yani başarısızlıklarını, daha doğrusu hicranını seslendiriyor.

Bunları görüp söylemek için 40 yıl siyaset yapmak mı gerekiyordu? Hayır..

Dünyanın gidişine dikkatle bakan akıllı bir göz, cesur bir yürek bunları ilk günden "kavgam" diye sahiplenebilirdi.

Yine de yabana atmamalı..

Cumhurbaşkanı, Yarı Başkanlık Sistemi öneriyor. Türkiye'nin, evrensel normlara sahip bir Anayasa yapmasını istiyor.

Cumhurbaşkanı'nın iki turlu seçimle halk tarafından seçilmesini, senatonun tekrar kurulmasını, önemli konularda halk oyuna başvurulmasını, menfaat dağıtan bir yer olmaktan çıkarılması için devletin ekonomiden çekilmesini, yani özelleştirme yapılmasını, devlet kadrolarının daraltılırken personel niteliğinin yükseltilmesini öğütlüyor.

Çağdaş bir devletin vazgeçilmezleri olan güçler ayrılığı ilkesinin hayata geçirilmesini, yani yürütme, yasama ve yargı organlarının yerlerine oturtulmasını istiyor.

Yargıyı siyasi iktidarın emrine sokan, milletvekilini lidere kul haline getiren büyük günah içindeki rolünü bilsek de Demirel'in tecrübelerinden yararlanmalıyız.

Tabii bu kolay değil. Çünkü zihniyet değişmeden düzen değiştirilemez.

Dün mecliste onu dinleyen siyasetçilerden eminiz hiç biri "Allah beni onun pişmanlığına düşürmesin" dememiştir.

Çoğu, Demirel'in dediklerini değil, yaptıklarını yapmayı tercih edeceklerdir.

Çünkü bizim siyaset sahnesinde 40 yıl böyle ayakta duruluyor!

Bir rezalet..
Ecevit dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile yaptığı görüşmeye eşi Rahşan Ecevit'i de aldı.

Benzeri görülmemiş bu rezalet eminim benim gibi herkesi şaşırtmış ve utandırmıştır.

Bu düzeyde bir resmi toplantıya, Romanya'nın eski diktatörü Çavuşesku bile eşini sokmamıştır.

Ecevit gibi kural, kaide bilen bir devlet adamı, Türkiye'yi dışarıda rezil etmek pahasına içeriye bir mesaj mı vermek istedi?

Eğer öyleyse "Benden sonra Rahşan" demenin daha usturuplu bir yolunu ondan bulmasını beklerdik. Yazık!

Şifa dileği..
Biz Beşiktaşlılar, yabancı takımlarla yaptıkları maçlardan Galatasaray'ın da, Fener'in de galip çıkmasını dileriz.

Ama Fenerlileri Galatasaray'ın, Galatasaraylıları da Fener'in başarısızlıkları mutlu ediyor. Ne kadar tuhaf?

Rekabet iyidir ama rakibin mutsuzluğu ile beslenmek rekabet değil hastalıktır.

Galatasaraylılara ve Fenerlilere acil şifalar diliyorum!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır