Devlet reformu öneren bu konuşma bir program mı, yoksa 40 yıl bu ülkenin kaderini elinde tutan bir liderin pişmanlıkları mı?
Program olabilmesi, bu öneriyi siyasi miras olarak sahiplenecek güçlü bir iradenin varlığını gerektiriyor. Bu var mı? Yok..
Öyleyse okuduğu metin, Demirel'in yapamadıklarını, yani başarısızlıklarını, daha doğrusu hicranını seslendiriyor.
Bunları görüp söylemek için 40 yıl siyaset yapmak mı gerekiyordu? Hayır..
Dünyanın gidişine dikkatle bakan akıllı bir göz, cesur bir yürek bunları ilk günden "kavgam" diye sahiplenebilirdi.
Yine de yabana atmamalı..
Cumhurbaşkanı, Yarı Başkanlık Sistemi öneriyor. Türkiye'nin, evrensel normlara sahip bir Anayasa yapmasını istiyor.
Cumhurbaşkanı'nın iki turlu seçimle halk tarafından seçilmesini, senatonun tekrar kurulmasını, önemli konularda halk oyuna başvurulmasını, menfaat dağıtan bir yer olmaktan çıkarılması için devletin ekonomiden çekilmesini, yani özelleştirme yapılmasını, devlet kadrolarının daraltılırken personel niteliğinin yükseltilmesini öğütlüyor.
Çağdaş bir devletin vazgeçilmezleri olan güçler ayrılığı ilkesinin hayata geçirilmesini, yani yürütme, yasama ve yargı organlarının yerlerine oturtulmasını istiyor.
Yargıyı siyasi iktidarın emrine sokan, milletvekilini lidere kul haline getiren büyük günah içindeki rolünü bilsek de Demirel'in tecrübelerinden yararlanmalıyız.
Tabii bu kolay değil. Çünkü zihniyet değişmeden düzen değiştirilemez.
Dün mecliste onu dinleyen siyasetçilerden eminiz hiç biri "Allah beni onun pişmanlığına düşürmesin" dememiştir.
Çoğu, Demirel'in dediklerini değil, yaptıklarını yapmayı tercih edeceklerdir.
Çünkü bizim siyaset sahnesinde 40 yıl böyle ayakta duruluyor!
Benzeri görülmemiş bu rezalet eminim benim gibi herkesi şaşırtmış ve utandırmıştır.
Bu düzeyde bir resmi toplantıya, Romanya'nın eski diktatörü Çavuşesku bile eşini sokmamıştır.
Ecevit gibi kural, kaide bilen bir devlet adamı, Türkiye'yi dışarıda rezil etmek pahasına içeriye bir mesaj mı vermek istedi?
Eğer öyleyse "Benden sonra Rahşan" demenin daha usturuplu bir yolunu ondan bulmasını beklerdik. Yazık!