Gazman ile Mazlum arasýnda
Ülkenin en ünlü aþk skandalýnýn erkek kahramanýyla tanýþtýðýmda neyle karþýlaþmayý bekliyordum, bilmiyorum. Ama orta þekerli kahve gibi bir þey buldum karþýmda. Hatta moda geyikle "milenyuma þuncacýk kala" suni tatlandýrýcýyla yapýlmýþ orta þekerli "nes" bile diyebiliriz!
Ebru Þallý için her þeyi söyleyebilirsiniz ama çýkar iliþkileri kurduðunu iddia etmek, abesle iþtigâle girer gibime geliyor. Ozan Orhon'dan boþandýktan sonra Hamdi Alkan'la sansasyonel bir maceraya girmesi baþka nasýl açýklanabilir ki? Kadýnýn bariz bir tipi var -ki o tipin "boyut"larý hepimizce malžm- ve iliþkilerinde tutarlý bir þekilde, aþktan baþka hiçbir izahatý olamayacak, "enteresan" seçimler yapýyor.
Neyse, ayýp ediyoruz... Hamdi Alkan'a, kendisiyle yapýlmýþ röportajlarýn "o insan"ýn ismiyle baþladýðýný görmekten herhalde fenalýk gelmiþtir. Alkan'ýn, ilk bakýþta insaný yakalayýveren, karþý konulamaz, adamý fena yapan bir karizmasý falan yok; varsa da ben anlamadým. Aksine, mülayim, kibar, had safhada "normal" bir tip. Mizahçýlarýn genelde asýk suratlý insanlar olduklarý söylenir; Alkan, asýk suratlý deðil. Ama komik de deðil... Konuþtukça ortalamanýn üzerinde azimli ve çevresiyle alâkadar bir insan olduðuna kanaat getiriyorsunuz. Azimden yana Türkiye ortalamasýnýn da atla deve bir þey olmadýðý malžm...
Hayat, her zamanki yeknesak temposunda ilerliyor. Rating'imizi yükselteceðiz diye, Gazman ile Mazlum arasýnda gide gele yaþayýp gidiyoruz iþte...
Elinizdeki oyunu, Charlie Brown'ýn battaniyesi gibi her gittiðiniz yere taþýyor musunuz böyle? Ýsterseniz oradan baþlayalým; Metro Canavarý'ný anlatsanýza biraz?
Kendi adýma beþ-altý yýldýr sürdürdüðüm televizyon macerasýnda henüz tiyatro yapmadým. Onun dýþýnda amatör olarak, 1984 yýlýndan beri Yýldýz Teknik Üniversitesi'nde hem hocalýk, hem yönetmenlik, hem de oyunculuk adýna birçok oyuna imza attým. Bu anlamda Metro Canavarý bizim ilk profesyonel tiyatro çalýþmamýz olacak ve bunu "gazete tiyatrosu" mantýðýyla çýkartmayý düþünüyoruz. Benim için anlamý çok büyük. Yazarý Gürkan Gür, benim öðrencimdi. 17 Aðustos depreminden sonra Gölcük Deðirmendere'de bulunamadý. Nereye gittiðini bilemiyoruz. Evi yerle bir olmuþtu. Yaklaþýk 44 gündür kendisinden haber alamýyoruz. Ben de onun oyununu zaten oynayacaktým. Durum böyle olunca hemen projelerimin baþýna koydum.
Gazete tiyatrosu
"Gazete tiyatrosu" projesi nedir?
Gazeteler birçok þey verdiler bugüne kadar. Tabak-çanaktan tutun, kitaptan, hediyelere kadar. Artýk tiyatro versinler. Neden gazete tiyatrosunda ýsrar ediyorum? Gazete birçok eve, birçok yere ulaþabiliyor. Kalýcý... Þu anda SABAH'la görüþmelerim devam ediyor.
Neden tiyatro sanatçýlarý tiyatroda "butik" çalýþýr da TV'de çok daha popülist, kolaycý çalýþmalarý tercih ederler? Televizyonda da biraz daha kaliteli iþler çýkarmak mümkün deðil mi?
Doðrudur. Birincisi, televizyonlar, her gün onlarca haber ve programla toplumun karþýsýnda ve çok derinlikli bir hayat sunmuyorlar. Aslýnda gazeteler de böyle. Magazin aðýrlýklý bir hayat yaþýyoruz. Ben programýmda zaten bunun tenkidini yapýyorum. Tiyatro çok daha aðýr bir sanat benim için. Televizyonda yaptýðým þeylerin asla sanat olduðunu iddia etmem. Televizyonda sanatçý küçük günahlar iþleyebilir, rating uðruna bazý ucuzluklara kaçabilir. Ben bu anlamda tiyatroya hep günah çýkarma yeri olarak bakarým. Ben gerçek anlamda popülist bir tavýr içersinde olsam, þu anda çýkarým, bir stand-up ya da bir kabare yaparým. Daha fazla para kazanabilirim. Eðer ben yedi-10 yýldýr tiyatro yapmýyorsam, bu kaygýlarýmdan dolayýdýr.
Benzetmek gibi olacak ama sizin ve Levent Kýrca'nýn programlarýnda makyaj ve taklit çok büyük önem taþýyor. Marlon Brando muydu; "Yaþlanýp da takatým tükendiðinden beri iþi makyöre yaptýrýyorum," diyen?.. Tamamen kiþisel görüþüm ama ben artýk o makyajlara bakamýyorum. Bedene büyük gelen kesekâðýdý kafalar...
Böyle bir þey benim için geçerli deðil. Ben daha gencim birincisi. Ýkincisi, ben aðýr bir plastik makyaj yapmam. Bir özelliðim de ses rengini vermektir. Bu gerçekten güç bir þeydir. Konuþtuðum kiþinin gözlerini ve sesini mutlaka yansýtmak isterim. Mesela Hollywood bizden çok daha ileride. Kiþilerin birebir aynýsýný yapacak teknikler uygulanabilir. Ben ona çok inanmýyorum. O zaman o, sizin dediðiniz anlamdaki handikapý ortaya çýkarýr. Yani insaný öldürür ve onun bir kukladan farký olmaz.
Mizah hafife alýnmaz!
Türkiye; "garabetler diyarý..." Her "Yok artýk!" dediðiniz þey baþýnýza geliyor. Sanatýn hayatý yakalamasý mümkün deðil. Gazete okurken zaten mizah dergisi okumuþ kadar oluyorum. Sizin iþiniz de zor yani.
Bu ülke mizahçýlar için bulunmaz nimette bir yer. Bazen; "Ulan," diyorum; "Ýsviçre'de bu iþi yapsaydým, ne yapardým..." Herhalde Alp Daðlarý'nda oturan mutlu banka emeklilerinin bunalýmlarýný anlatmam gerekirdi. Dediðin çok doðru; hayat mizahýn önünde. Kimi olaylar yüz bin defa da yapsan, kendinden daha komik olamýyor. Ne bileyim, bir kurumun baþýndaki yaþlý bir insan bir anda Türkiye'nin en seksi erkeði seçilebiliyor. Bakýyorum da ne hâle getiriyoruz olaylarý... Ama mizah ciddiye alýnmýyor maalesef. Eskiden ciddiye alýnýyordu; toplumun arýnma yeriydi mizah.
Þu malžm mesele!
Reha Muhtar, sizin iþinizi yaptýðýna göre, siz de ana haber bülteni falan sunmayý düþünüyor musunuz?
Televizyon, kendi malzemesini yaratýyor. Þu anda içinde bulunduðumuz durum bu. Bir þey belirlenip gündeme getiriliyor, 15 gün sonra tamamen unutuluyor. Televizyon, hem yaratan, hem tüketen... Böyle bir sistem kurulmuþ zaten. Dolayýsýyla o gerçeðe uygun yaþamak zorundasýnýz. Bir Ciguli gerçeði var mesela; yarýn bir gün, ben Ciguli'nin tiplemesini yapmak durumundayým.
Siz bir taraftan yaptýðýnýz iþ türünün objesi de oldunuz. Avlanan avcý... Anladýðýnýz üzre, uyuz bölüme geldik. Son zamanlarda Ebru Þallý'sýz bir röportaj yapma þansýnýz oldu mu?
Ýþte þu ana kadar oluyordu!
Ama ben de o anlamda "Ciguli'nin taklidini yapmak" durumundayým. Bu soruyu sormam gerekiyor.
Toplumun gözü önünde bir insaným. Televizyon starlarýndan biriyim. O insanla da bir þeyler oldu ve bitti... Pek konuþmuyorum. Yeterince yazdýlar...
Bayaðý aðýr, sert bir þey yaþadýnýz.
Sertti tabii, boþandýk biz. Bazý insanlar, bir yolunu bulup sürdürüyorlar. Ama biz bu iþ duyulduðunda dürüst insanlar gibi boþandýk. Daha sonra da ben dedim ki, olmuyor... Tekrar döndüm yuvama. Mutlu ve mesut bir þekilde hayatýmý sürdürüyorum.
Bir dönem hangi kanalý çevirsek, karþýmýzda sizi görüyorduk. Hiç kendinizi izlerken; "Ulan þu herifi malzeme yapsam, ne biçim geçirirdim," diye düþündünüz mü?
Ýnanýn düþündüm. Ziya Paþa'nýn çok güzel bir lafý var: "Bela yaðmurlarýndan bir damla alan, bela yýldýrýmlarýndan ömür boyu kurtulamaz..." Biçimsel olarak benim durumum þu anda bu. Bu hâle ben getirdim, dolayýsýyla ceremesini de çekmek durumundayým. Þu anda eski eþimle ve en önemlisi de çocuðumla beraberim. Bundan sonra malzeme olmamaya dikkat edeceðim. Ýþimle malzeme olacaðým, özel hayatýmla deðil...
Mizah çok agresif bir þeydir ya...
Çok agresiftir, çok da depresiftir, doðrudur... Yýkýcýdýr bazen...
Artýk baþkalarýný ele alýrken, sütten aðzý yanmýþ biri olarak biraz daha insaflý davranýr mýsýnýz sizce?
Asla... Ben yerine göre kendime karþý da çok acýmasýzýmdýr. Kameralarýn karþýsýnda kendimi de tenkit ettim. Bu benim iþime ve kendime bakýþ açýmý deðiþtirmeyecek. Etkiyecekse de doðru örnek olarak gösterilecek bir insan olmayý yeðliyorum o anlamda. Öyle olmalý...
Mizahçýlar trajik karakterler midir?
Kendim öyle deðilim. Ama dünyaya baktýðýnýz zaman komedi sanatçýlarýnýn çok derin acýlar çektiklerini görürsünüz. Ben de 32 yaþýna varana kadar çok büyük acýlar yaþadým. Bunlarý genelde beraber olduðunuz insanlar bâbýnda yaþýyorsunuz. Hayatýma uzun süreli sayýlabilecek birçok iliþki sýðdýrdým.Daldan dala konan bir uçarý olamadým. Beceremem zaten; Türk toplumu gördü. Trajik olmasa da, çok mutlu ve mesut insanlar olmadýðýmýzý söyleyebilirim. Þu anda çocuðum ve Canan Haným'la mutluyum da, genel olarak bir mutsuzluðum var. Biraz trajik, biraz komik, trajikomik diyelim, anlaþalým istersen.
|