kapat

23.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Yorumsuz

Çarşamba, saat 11.15... Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile konuşuyoruz... Ve tabii... "Cumhurbaşkanlığı seçimini" konuşuyoruz:

- Efendim, yedi ay sonra... Mayıs'ta... Seçim var ama... Konu bugünden gündeme geldi... Sizin dışınızda bir konu... Fakat, konuşmalar sizin adınız üzerinde... Ne diyorsunuz?

- Aradığın yanıt, sorduğun sorunun içinde.

- Yani?

- Sen demiyor musun "konu sizin dışınızda" diye.

- Konu dışınızda... Ama konuşulan sizsiniz.

- Konu ben değilim... Konu, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı... Konu o.

- Sizin durumunuz... Tavrınız nedir?

- Benim durumum çok açık... Net.

- Nedir?

- Mesele, istiyorum... İstemiyorum... Meselesi de değil.

- Efendim... Mesele nedir?

- Türkiye, 16 Mayıs 2000'de Cumhurbaşkanı'nı seçecek.... Bunda mutabık mıyız?

- Efendim, tamam da... Nasıl olacak?

- Nasıl olacak? Ne yapılacak? Nasıl seçilecek?.. Bunların kuralları belli.

- Sizce... Nasıl olacak?

- Cumhurbaşkanlığı, Anayasal bir kurum. Aç Anayasa'yı... (Baba, burada, Anayasa'nın bazı maddelerini sayıyor.) Oku... Göreceksin.

- Efendim, sizin durumunuzu sorduk.

- Meclis seçecek... Benim seçme ile ilgili bir münasebetim yok ki.

- Görüşünüz?

- 103. maddeyi oku... Nasıl seçileceği yazılı değil mi?

- Evet, yazılı.

- Seçecekler arasında ben yokum... Kişi olarak da... Makam olarak da yokum.

***

Baba yine Anayasa maddelerini okuyor.

Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin "niteliği."

"Tarafsızlığı."

Ve sonra:

- Görüyorsun... Seçimin yapıldığı platformda ben yokum.

- Yoksunuz ama... Konu bugünden tartışılıyor.

- Evet.

- Siz şahsen... Bu tartışmaların neresindesiniz?

- Hiçbir yerinde.

- Nasıl olur?

- Tartışmaya girmem fuzulidir, yanlıştır.

- Niçin?

- Ben ortaya fırlayıp "öyle yapmayın... Şöyle yapın" demem... Diyemem.

- Niçin?

- Benim meselem değil.

- İyi de... Kamuoyu sizin görüşünüzü öğrenmek istemez mi?

- Tartışmanın kuralı belli, zemini belli.

- Ama kuralın değişmesi gündemde.

- Kural değişecekse... Nasıl değişeceğinin de kuralı var... Kuralı değiştirecek kurum var.

***

- Efendim... 57. hükümet kurulurken... Sayın Başbakan'la "bu konuyu" konuştunuz mu?

Bu arada bir "duyumumuzu" aktarıyoruz.

Hükümetin kurulma aşamasında "Çankaya konusu" açılır.

Ve Baba şöyle der:

- Bugünden, bunu konuşmak... Protokole falan yazmak yanlış olur... Hem beni incitir ve hem de yapmakta olduğum görevi güçleştirir.

Soru:

- Sayın Cumhurbaşkanım... Sayın Ecevit ile aranızda "böyle bir konuşma" geçti mi?

- Şöyle oldu... Bunu... Cumhurbaşkanlığı seçimini... Hükümet ile ilişkilendirmeyin dedim.

- Efendim, konu asıl açıldı?

- Hükümet programı... Veya protokolü yazılırken... Bunu da konuşalım mı gibi bir intiba aldım... Ve düşüncemi söyledim.

- Ne dediniz?

- Hükümet ile ilişkilendirirseniz... Hem hükümeti yaralar, hem de beni yaralar... Zamanı gelince konuşursunuz dedim.

- Zamanı geldi mi?

- Benim işim değil.

***

Cumhurbaşkanı ile görüşmemizi "yorumsuz" sunuyoruz.

Zaten "yorum için" köşemizde yer de kalmadı.

Neyse...

Yorum, bir başka güne...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır