


Dünya ekonomisi canlanıyor
Bu hafta sonundan itibaren dünya ekonomisinin nabzı Washington'da atacak. Ekim başı, 1944 yılında Bretton Woods Anlaşması ile kurulan Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankasının yıldönümü.
Her yıl, Washington'da bu nedenle IMF ve Dünya Bankası governörler kurulu yıllık toplantısı yapılıyor. Özellikle finans camiası bu toplantıya büyük önem atfeder.
Türkiye'den yoğun katılım vardır. Devletten Merkez Bankası Başkanı, Hazine Müsteşarı, ekonomiden sorumlu devlet bakanı gider. Özel bankalar mutlaka temsil edilirler.
Bu yıl Başbakan Ecevit'in Washington gezisi o tarihe rasladı. Başkan Clinton'la görüşmesi Türkiye için hayati öneme sahip ama ağırlığın siyasi konularda olacağını tahmin ediyoruz.
Ecevit'in doğrudan ekonomi ile ilgili görüşmeleri de var. Hazine Bakanı Larry Summers, IMF Başkanı Camdessus ve yardımcısı Fischer, Dünya Bankası Başkanı Wolfensohn ve yardımcısı Stiglitz'le mutlaka bir araya gelecektir.
Moraller iyi
Türkiye'deki hava ile dünyadaki hava çok farklı. Adeta zıt diyebiliriz. Geçen yıl bu günlerde dünya ekonomisinin üstünde kara bulutlar dolaşıyordu. Herkes çok tedirgindi. Rusya krizi yeni başlamıştı. Amerikan mali piyasaları bile sallanmıştı.
Arada durum değişti. Dünya ekonomisinden birbiri ardına iyi haberler gelmeye başladı. Büyüme tahminleri sürekli yukarı doğru revizyon görüyor.
Dünya ekonomisi 1998'de Asya krizinin ve Japonya'daki durgunluğun olumsuz etkileri ile sadece yüzde 2.5 büyümüştü. Bu yıl büyüme hızının 2.9'a, 2000'de ise 3.5'a çıkacağı tahmin ediliyor.
Bu üç yıl boyunca gelişmiş ülkelerin büyüme hızı yüzde 2.3'te sabit kalıyor. 1998 ve 1999'da gelişmiş ülkeler arasında ABD yüzde 4 civarında büyüdü. Önümüzdeki yıl büyümenin yüzde 2.8'e gerilemesi bekleniyor.
Buna karşılık, AB ve Japonya'da büyüme hızlanıyor. Avrupa'nın bu yıl yüzde 2.1 olan büyüme hızını 2000'de 2.8'e çıkartacağı tahmin ediliyor. Japonya ise yüzde 1 civarında da olsa, yıllar sonra ilk kez pozitif büyüme gösteriyor.
Asıl iyi haber Asya ülkelerinden geliyor. 1998'de yüzde 2.9 olan büyüme hızının bu yıl 5.2'ye, gelecek yıl ise 5.7'ye yükseleceği düşünülüyor. Başta Kore, Asya ekonomileri krizin etkilerini nisbeten çabuk atlattılar.
Latin Amerika bu yıl Brezilya ve Arjantin'in kötü performansından etkileniyor. Büyüme hızı 1998'de yüzde 1.9 iken bu yıl eksi 0.3'e düştü. Ama 2000'de büyümenin tekrar 3.5'a yükselmesi bekleniyor.
Bir paradoks
Son dönemde iktisatçıların ilgisini çeken ilginç bir paradoks ortaya çıktı. 1990 öncesinde OECD'yi oluşturan gelişmiş ülkelerde konjonktür paralel seyrederdi. Yani, ABD, AB ve Japonya'da büyüme hızları benzerlik gösterirdi. Canlanma ve yavaşlama eşanlı seyrederdi.
Küreselleşme ile birlikte bu eğilimin daha da belirginlik kazanması bekleniyordu. Halbuki 1990'larda tam tersi oldu. ABD yakın tarihinin en başarılı dönemini geçirdi. Japonya ise tarihinin en kötüsünü. AB arada bir yerde kaldı.
Neden böyle oldu? Bu soruya tatminkar bir cevap verilemiyor. Çeşitli hipotezler var ama olayı açıklamakta yetersiz kalıyorlar.
Öte yandan tarih iktisatçılara aldırmıyor. Biz daha bölgesel konjonktürlerin ayrışmasını anlamadan koşullar gene değişiyor. Şu sıralarda üç ana blokta büyüme hızlarının tekrar birbirine yaklaştığı gözleniyor.
Şimdi bu duruma iktisatçı fıkralarını haklı çıkartan bir tefsir getirelim. "Nedenini anlamasak da, bunu olumlu bir gelişme olarak kabul edebiliriz" diyelim....