Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, "mali sektördeki haksız rekabetin ciddi boyutlara ulaştığı" uyarısını yaptı. Özince, "Mali sistemde herkesin emniyet kemerini takması lazım. Bütün araçlarda emniyet kemeri, hava yastığı olmalı. Olmayan aracın trafikten engellenmesi ya da sürat yapmamasının sağlanması gerekir" dedi.
Depremin, bankacılık sektörüne yansımasının büyük olmayacağını, Türkiye'nin ortaya çıkan kayıpların mutlaka üstesinden geleceğini söyleyen Özince sorularımızı şöyle yanıtladı:
* Kuralsızlığın getireceği sorunlar neler olabilir?
Bu gidişle, mali sektörde kat üstüne kat çıkacağız, temelimizin sağlam olduğuna bakmaksızın devamlı yükseleceğiz, sonra da günün birinde olağan finansal risklerin etkisiyle sıkıntıya düştüğümüzde (devlet gelsin bizim yaralarımızı sarsın) mı diyeceğiz? Bu ülkenin sadece para değil, sermaye piyasasının da öndegelen kuruluşları özel bankalarımız olduğuna göre, bunlara yerli yabancı binlerce yatırımcı ilgi gösterdiğine göre, mali sektör süratle uluslararası standartlara kavuşturulmalıdır.
* Dünya standartlarında işleyen mali piyasalara ne zaman ulaşabileceğiz?
Biz boyuna depremler geçirip, boyuna doğruyu aramak zorunda değiliz. İktisadi konularda da kuruluşlarımız, dünya standartlarında idare edilebilir. Depremin ikinci günüydü. Hemen hemen tüm bankalarımız yöreden uydu aracılığı ile hizmet vermeye başladılar. Peki neden o zaman bizim bankacılık standartlarımızın hepsi bu seviyede olmasın? Neden ülkemizde bankacılık sektörü sanki ayıplı bir sektör gibi kader kurbanı gibi gösterilsin? Kaderle ne ilgisi var bu kadar maddi insiyatifin.
* Sorunun karmaşık çözümün zor olacağı görüşlerine katılıyor musunuz?
Geçmiş yıllarda bir kredi olayımız oldu. Maddi manevi bütün sonuçlarına katlandık. Güneşi balçıkla sıvamak boşuna. Bizim İstanbul binamızda malzeme çalındığı iddiası vardı gazetelerde. Sorun varsa, duyum varsa derhal üstüne gitmekten başka çare yoktur. Türk mali sektörü, Türkiye'nin en kıt kaynağı sermayeyi değerlendirmektedir. Burada ister benim, ister sizin, isterse devletin olsun hiçbir şeyi önde tutamayız. Sermaye kutsaldır, tasarruf kutsaldır. En başta bunu prensip edinmeliyiz. Hangimizin menfaati haleldar olacaksa olsun. Mali sektörde malzemeden çalınıyorsa muhakkak incelenmeli. Bankacılık sektörünü kapalı kapılar ardında yürütmeyeceğiz.
* Deprem sonrası bölgede yeni yapılanmayı ne kadar zamanda gerçekleştire biliriz?
Zaman konusunda bir takvim vermek güç. Ama Türk milleti çok tahammüllü bir millet. İnsanımızın her zaman sabırlı ve ümitli. Yeter ki, layığı yapılsın. Ben, Türkiye'nin, o yörenin yaralarını muhakkak saracağı inancındayım. Kalitede katiyen fedakarlık etmeyelim. Ben, İş Bankası'nın tüm binalarını maksimum güvenlikli binalar olarak yaptıracağım. Çalışanlarımın, müşterilerimin rahat etmesi için en idealini yapacağım.
* Depremin bankacılık sektörüne yansıması nasıl olabilir?
Bizim sektöre yansımasının adet olarak çok, mali portre olarak çok büyük olmayacağı kanaatindeyim. Özel-tüzel kişiler genellikle bir sigorta kültürüne sahipler. Türk sigorta şirketlerinin de risklerini reasüre ettirdikleri anlaşılıyor. Birey mallarının sigortalanması kültürümüz ise gelişmiş değil. Sektörün bu yüzden büyük bir sıkıntıya maruz kalacağını düşünmüyorum.
* Deprem, ekonomideki öncelikleri değiştirebilir mi?
Dışarıdan gelebilecek kaynakların miktarı belli olduğuna göre, Türkiye gerek ek vergi olsun, gerek mali disiplin olsun, gerek yapısal reformlardaki kararlılık olsun, gerekse IMF ile ilişkilerde olsun aynı ciddiyet ve kararlılıkta yoluna devam etmeli.
Çifte standartlarla bir yere varamayız.
Mali sistemde herkesin emniyet kemerini takması lazım.
Bu haksız rekabet ortamı mutlaka son bulmalı.
Emniyet kemeri hava yastığı olmayan araç trafikten men edilmeli.
Kurul 7 ya da 77 kişi değil kültür meselesidir.
Mali sektörde malzemeden çalınıyorsa mutlaka incelenmeli.
Mali piyasalar mahalli piyasalar değildir.
Devletin kefaleti istismar edilmemeli.
Depremin bankalara sayıca büyük, mali portre olarak küçük yansımaları olacak.
Mali disiplinden, ek gelir arayışından, yapısal reformlardan taviz verilmesin.