kapat

19.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Sayıklamalar

Bu böyle olmayacak. Bir sürü kitap aldım yer hareketleri ile ilgili... Ne anlayacaksam... Okuyorum okuyorum bir şey anlamıyorum zaten.

En iyisi bir tane jeofizikçi arkadaş bulmalı. Yetkili ağız ne de olsa, hap yapıp yutmuştur bunları vakti zamanında... O yavaş yavaş sabırla anlatır (ben anlar mıyım orasını hâlâ bilmiyoruz).

***

TV haberleri de bir hoş. Seferberlik ilan edilmiş tonunda, hep aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Anca anlarız diye herhalde. Ne zaman TV'yi açsan bir şeyden yakalıyorsun, haber kaçırma derdi yok. Örnek mi? Bayılıyorum Show TV'ye!

Bir de 17 Ağustos depremini bir gün farklı bilen Cemalettin faktörümüz var. Allah tarafından şimdilik adı var kendisi yok. Bu zat ortaya bir çıkıp, mah cemalini bir gösterirse, televizyon haber bültenleri iyice şenlenecek demektir...

***

İyice manyak oldum. Ağzımda sert bir şey gevelediğim zaman iki kırt kırt yapıyorum, çiğnememi kesip duruyorum. Yer mi sallanıyor, ben mi diye...

Geçen gün kedimi omzuma almış, evin içinde volta atarken benimle seyrek de olsa kurabildiği tensel temastan (göremiyor ki hayvan) mest olan hayvancağızın mutluluk mırlamalarının titreşimi, deprem oluyor sanmama neden oldu.

Evde sıkletce ağır biri yürüse kapı kirişlerine yapışıyorum. Sallanırken, oturduğum yerden artık bu 5.8 bilemedin 6 diye tahminler yürütüyorum. Geçen seferkini bildimdi mesela.

Su kıyısında, kaynak kenarında oturmaya göreyim, su titredi mi, kaynak bulandı mı diye gözümü sudan ayıramıyorum. (Keşke vakitlice beni su kıyısına sabitleselerdi. (*) MTA'dan açıklama yapan beyefendinin dediği gibi hiç olmazsa ihmale gelmezdi, ben ortalığı güzelce ayağa kaldırırdım, tedbirsiz kalmazdık!)

***

Deprem olacak mı diye fal baktıranlar varmış. Ben de bir kahve içip ters kapattım, onların falına baktım. Fincan dibinde üç kuruşa benzer bir şekil belirdi. Düşün düşün, sonunda bir tahmin yürütecek bir kıvama geldim. "üç kuruşluk" akılları yok bunların demek olsa gerek.

***

Jeofizik uzmanları ya da sismologlar bu kadar revaçta olacaklarını hem bilmiyorlardı hem de doğal olarak temenni etmiyorlardı sanırım.

Başta Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara olmak üzere isimlerini ezbere biliyoruz. Özellikle Prof. Dr. Ahmet Bey, sabrından dolayı heykeli dikilecek adam haline geldi kanımca. Sevimli profesörün iki dudağı arasından çıkacak sözlere kilitli tüm Türkiye.

Yaşı, pozisyonu ve konumu açısından en yetkili ağız o... Bu, insanda feci bir gerilim yaratır. Umarım beyefendinin başta kalbi olmak üzere diğer organları sağlamdır. Zira onca insanın sorumluluğu kendisine teslim edilmiş gibi bir pozisyonda görev yapmaya çalışmak zorlu bir şey olsa gerek. Üstelik bazen kimseye de yaranamıyor. Eve girin dese bir türlü, evden çıkın dese başka bir türlü...

Evlere girin dediğinde deprem olursa yandı. Dışarda kuzular misali çimenler üzerine yayılmamız gerektiğini söyledi farzedelim... Deprem olmaması halinde "boşuna mı saçıldık araziye" diyecek kadar mantıksız olabilir miyiz, olamaz mıyız siz söyleyin. En iyi biz biliriz bizi değil mi?

***

Ben soru sormaya devam ediyorum. Bu sefer size sormayacağım. Sorular beynimde uçuşuyor, hedef kendimim. Beynimde peydahlanan abuk subuk sorulardan bazıları işte bir çırpıda hızlı hızlı düşündüklerim...

- Adı Afet olanlar kendilerini nasıl hissediyorlardır?

- Deprem sırasında tuvalette olanlar (tercihen alaturka) deliği tutturabiliyorlar mıdır?

- Akrep Nalan panikten köpeğini terlik zannedip giymiş midir? (Hani gece uyandığında yanlışlıkla tüylü terlik sanıp üstüne bastıydı da, hayvan cırklayıp gittiydi zavallı...)

- Birkaç tane daha sersemce şey gelmişti aklıma... Keşke yazı sesli olaydı da salondaki gürültüyü duysaydınız şu anda... Kediler cenkleşiyorlar (kediler üç oldu hanım, haberiniz yok!). Buna oyun oynama da diyebiliriz. Fakat iki inşaat işçisi kardeşimizin dalaşması kadar ses çıkarıyor kediler. Ighh! Bir şey devrildi... Daha fazla dayanamayacağım, yazıya nihayet veriyorum, gidip şunları duvara çalıp geleyim!

* MTA: Maden Tetkik Arama


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır