Fikrimi hemen baþta söyleyeyim; hayal kýrýklýðýna uðradým... Ben, erotik ve romantik bir film bekliyordum. Konusu þöyle özetlenmiþti: Bir kadýn var; sevgilisine aþýk. Ama adam kadýnla seviþmiyor. Bu soðukluk kadýný baþkalarýyla seks yaþamaya itiyor ama her defasýnda adamý daha çok sevdiðini anlýyor. Seks ihtiyacýný gideriyor ama duygusal boyut hep eksik kalýyor. Hani þu "kadýnlar cinsellikte önce aþk ister" düþüncesi...
Kadýn cinselliðinin derinliklerinde dolaþan, kadýn-erkek iliþkilerini sorgulayan bir film olduðunu okuyunca, ilgisiz kalamazdým elbette. Üstelik kadýn yönetmen, filmin kahramanýnýn, insan yaþamýnda uzun yýllar isteyen deneyimleri art arda yaþadýðýný ve onu benliðine kavuþturacak bir güzergâh izlediðini söylüyordu.
"Kadýnýn zevk almasý, kendinden geçme durumudur. Bu, transandansa doðru açýlan bir kapýdýr. Bu duruma erkeðin vücudundan çok, bizi erkeðe baðlayan aþk duygularýyla ulaþýlýr. Kadýn, aþk yaptýðý zaman, ayný zamanda o erkeðe duyduðu aþkla da seviþir. Kadýnýn gerçekten zevk aldýðý zaman, bu, dünyevi koþullarýn ötesine geçmek gibidir," diyordu Catherine Breillat, yani yönetmen.
Kalabalýk bir grup, filmi izlemeye karar verdik, deprem oldu. Erteledik. Uzun bir süre aklýmýza film falan gelmedi. Normal hayata dönmeye baþlamýþtýk ki yine sarsýldýk ama artýk gidip görelim dedik, iki-üç kiþi bile olsak... Davetimiz üzerine filmi izleyenlerin görüþlerini okudunuz. Selahattin Duman birkaç gündür Sabah'ta þükranlarýný iletiyor zaten bize...
Hiçbir filmde bu kadar sýkýlmamýþtým. Çýplaklýk deðil ama cinselliðe verilmek istenen mesajlar beni itti.
Ama film bazý açýlardan ilginç gelebilir. Bir cinsellik dersi gibi deðerlendirilebilir. Bir süre önce, erkek poposuna erkeklerin yaptýðý sansürden konuþuyorduk, hatýrlayacaksýnýz. Bugüne kadar birçok filmde hep kadýn çýplaklýðýný izledik. Erkeklerin belden aþaðýlarý pek görülmezdi. Yönetmen kadýn olunca kadýn çýplaklýðý kadar erkeðinki de sergileniyor. Bütün detaylarýyla...
e-mail: sguler@sabah.com.tr