


Aşacağız...
Korkuyla yaşamak, bizim kaderimiz...
Tam 30 yıl, terör korkusuyla yaşadık.
Bunun içine ASALA girdi, PKK girdi, öbür örgütler girdi. Bizi hep iğne üstünde oturttu.
Trafik terörü'nden az mı can verdik, az mı ağladık.
İrtica korkusu, yüreğimizi kaplayan son dalgaydı.
Bunların ya üstesinden geldik, ya da alıştık, hattâ kanıksadık.
Derken, şimdi de deprem korkusu geldi.
*
Bunu da aşacağız...
En azından alışacağız.
Korkmaya alışmak, insana cesaret verir... Cesaret ise, bizi hayata döndürür.
Terör günlerinde çocuklarımızı okula yollamaya korkardık... Şimdi de çocuklarımızı deprem sebebiyle okula yollamaya korkuyoruz. Yâni farketmiyor.
Ama Türk insanını kader birliği'ne sürükleyen acayip bir kudret var... O kudret, Kurtuluş Savaşı'ndan beri sürüp gelmekte... O kudret, her zaman galip.
*
Deprem, bizdeki ulusal ruh'u ve kollektif şuur'u, şimdi öne çıkarmıştır.
Beri taraftan da, aramızdaki kin, nefret ve husumet duygularını törpülemiştir.
Bu fay hattı, kırıla kırıla bir gün elbet çekip gidecek... Ama burada bıraktıkları, bizim kazancımız olacak.
Bize kalan, sadece enkaz olabilir mi? Enkaz'ın altından fışkıran şefkat, tüm toprakaltı servetlerinden daha değerlidir. İşte onu, toprak üstüne taşıyacağız...
Haydi... Safları sıklaştıralım.